İnanması belki güç gelecek ama. 30 yıl önce 15 ağustosta saat 13'de Göztepe Gürsel Aksel Stadı'nda maça çıktığımı bilirim. Güneş tepede, sahadaki toz terle birlikte ağzına burnuna yapışır. Yazması ne...

İnanması belki güç gelecek ama. 30 yıl önce 15 ağustosta saat 13'de Göztepe Gürsel Aksel Stadı'nda maça çıktığımı bilirim. Güneş tepede, sahadaki toz terle birlikte ağzına burnuna yapışır. Yazması ne kadar da kolay değil mi ? Yaşamayan bilmez. Nasıl ki merhum Oktay Akbal usta 'önce ekmekler bozuldu' yazmışsa da. Havalar bile çok değişti çook. Bu kadar orman yangını, binlerce aracın yaydığı ısı, saldığı kirli hava. Havamızı da bozdu. Tartılırdım, 7 kilo verdiği mi bilirim o maçlarda. Kapkara olurdum. Rahmetli anam bundan bana Karaoğlum derdi. Sıcak çarpması yaşamadık ama, şimdi olsa yandık. 10 dakika sonra nakavt. Belki de güzel ülkemde ilk su molası verenlerdenim. Gürsel Aksel Stadı'nın deniz tarafında, kavak ağaçlarının dibinde musluk vardı, ucuna da hortum bağlı. Rahmetli Hasan amca sulardı hortumla. İsteyen, haber vermek şartıyla, gider içer, ıslanır dönerdi. Karşı takım da razı, eşit sayıda giderlerdi, suda da adalet, eşitlik. 2023'de bırakın o tarihte o saatte sahaya çıkmayı, temmuzda bile çıkılmaz. Saat 10 ila 18 arası açık alanda antrenman yapmak, maça çıkmak çok sakıncalıdır. Halı sahada oynamak da öyle. Çıkmayın bence. Önce can önce insan.

BEHÇET İLE VEDAT HOCALARIM

Hava çok sıcak, nem çok yüksek diyerek de yan gelip yatmak olmaz. Bilinçli ve bilimsel bir şekilde, uygun saatlerde antrenman yapmak gerekir. Ama ferdi olarak ama bir antrenör nezaretinde, toplu olarak. Boş durma yeter ki. Lig bitti diye 10 metreden fazla yürümemek, spordur diye denizden çıkmamayı antrenman sanmak, gazlı içecekler içmek, son derece zararlıdır. Hem o anda hem de gelecek için. Yazın yatan, kalkmayan sporcu, kışın yatmaya, yedek kulübesinde beklemeye razı demektir. Boş kaleye golü kaçırınca, ofsayt için yanlış kol kaldırıp zaman kaybedenlere, ona buna itiraz edenlere bir bakın. Üç ay boyunca tavladan başka oyun bilmeyen, internette oyun oynamayı, game yapmayı idman sananlar, bunlardır. Hakemliğim zamanında kulakları çınlasın. İzmir'in yetiştirdiği profesyonel futbolcu, teknik adamlardan gerçek spor insanları Behçet Timuruysal ile Vedat Akbuğday, o Balçova dağlarında, tepelerinde, Kilise civarında az canıma okumadılar. Minnettarım, koca sezon rahatladım. Minnettarım, haftalarca o kondisyonun üstüne katarak ilerledim. O ayaz havalarda bile, faydasını çok gördüm. Maçlar bitti diye, sporcuysan eğer idmanı terk etmek olmaz.

ARDA GÜLER OLABİLMEK

Maçları bitse, öyle veya böyle sezon sezona erse de. Yepyeni umut dolu bir koca yıl gençlerimizi bekliyor. Ve şuna inanıyorum bu zamanda hakemlikte de. Futbolculukta da iyi yerlere gelmek çok kolay. Çünkü rakip demeyeyim, diğer arkadaşlarınız çalışmıyor. Geneli işi hafife alıyor, tabii ki kiloda alıyorlar. Sonra ağır idmanlar kalbe zarar, kalbi yorar. İdmana, antrenmanına devam eden futbolcu evlatlarım da var. Farklı semtlerdeki hocalarımız çalışmak isteyenlere idman yaptırıyor, önerilerde bulunuyor. Tecrübelerini aktarıyor. Her şey yeni sezon için. Yeni yılda rahat etmek için, anlayana ama. Bakın gururumuz Arda Güler'e de örnek alın. Alkışlamakla iş bitmez. Spor okullarına devam eden miniklerimiz, amatör kümede ter döken kardeşlerime daha çok önem veririm, yıllardır. Üst ligleri bırakalı, çok oldu. Yeni Arda Güler'ler bulmak gerek. Poyraz Aktuğ mesela, bekleyelim 10 yıl sonra ne olacak ? Umudum var hem de çok.

'PARTAL ZEKİ' CEVHER BULUYOR

Teknik adamlarımızdan, hocalarımızdan biri de İzmirspor'da yetişen Karşıyaka ile Tirespor'da efsane olan Zeki Yalçınkaya. 2004'lü, 5'li, 6'lı, 7'li gençlerimizi sabah erkenden veya akşam saatlerinde idmana alıyor, değerlendiriyor. Kulüpleri olan gençler bunlar. Zeki hocam hazırlayıp, diğer teknik adamlarımıza 'hazır asker' yolluyor. Ne güzel bir hizmet. Hem de ilk elden, ehil bir yerden, liyakatli insandan. Nail Efe Pehlivan, Yusuf Köksoy, Harun Esat Gün, Cemal Ege Pehlivan, Zeki Yalçınkaya, Kaan Varol, Emre İtmeç, Demirhan Gülay ile daha bir çok isim. İyi bakın bu isimlere çalışmalarının, çabalarının karşılığını mutlaka alacaklar. Ciddi bir uğraştır futbol, hafife alınmaz. İdmanda yatanlar, kaytaranlara bir bakın sahada en fazla sesi çıkanlar onlardır. Çünkü kapasiteleri yetmez. Mecburen, zorunlu olarak da bazı hocalar bu gibileri oynatmak zorundadır. Ya başkanın ya da yönetimin kıramayacağı birilerinin yakını 'hamili kart yakinimdir' misali torpillidir. Bu gibiler sezon öncesi idman da yapmaz, sezon içinde de kaçarlar. Torpil de liyakatsizlik de budur. Yazın idman yapanların da hakkını yiyemezler. Çalışan da yan gelip yatan da kendini gösterir, belli eder. Topun adaleti vardır, döner döner de çalışanı, kendini seveni iyi bilir.