CHP’li Kadir Sinan:Delegesinden , vekiline, meclis üyesinden, belediye başkanına varıncaya kadar İzmirli’nin taleplerini güçlendirecek kadrolar ile karşılarına çıkmalıyız
İzmir’de CHP’nin sol kanadı deneyimli siyasetçi Kadir Sinan, CHP’nin seçim öncesi ve sonrasını durumunu tarihsel bir bakış açısıyla ele aldı. Türkiye siyasetinin CHP’ye daima ihtiyaç duyduğunun altını çizen Sinan, kongre sürecinden umutlu ancak 2024 yerel seçimlerinin İzmir ayağı açısından endişeli. Sinan, CHP gibi köklü partilerin başarısı ve başarısızlığının da gündem olduğunu belirtti.
Sayın Sinan, 14 ve 28 Mayıs'ta kurulan sandıktan çıkan sonuçlar tartışılıyor. Seçmendeki hayal kırıklığı açık görülüyor. CHP eski milletvekili İlhan Cihaner ise durumu "hezimet" olarak tanımladı. Sizin değerlendirmeniz nedir?
Haklısınız 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçim sonuçları tartışılıyor tartışılması da son derece doğal. Sonuçların tartışılmaması anormal olurdu. Seçmendeki hayal kırıklığı meselesi de doğrudur. Zira büyük ölçüde anket sonuçları üzerinden oluşmuş beklenti millet ittifakının gerek parlamentoda gerekse cumhurbaşkanlığı seçiminde büyük bir başarının yakalanacağı biçiminde idi. Ancak olmadı.! işte tam bu noktada aklı selime ve bütün maddi gerekçeleri ile sonuçları tartışmamız gerektiğini düşünmeliyiz Başarılı sayılmanız için birkaç önemli parametre var ve onları sayarsak öncelikle Ya tek başınıza yada oluşturduğunuz ittifak ile 50+1 i yakalamalısınız, ardından parlamentoda ya tek başınıza ya da ittifaklarınız ile en az 330 vekil almalısınız. Bunlar sayısal başarı tarifi. Bir de siyaseten başarılı olmanız gerek Onun içinde anlatılabilecek birkaç parametre var ki onlar da şunlar olabilir. Sayısal başarıya ulaşamayabilirsiniz. Gerek dünya gerek bölgesel gerekse Türkiye ölçekli oluşturduğunuz iddiaları hayata geçirmek konusunda doğru örgüt doğru kadrolar ile halka güven verirsiniz. Seçmende alternatif kendi ölçeğiniz de de başarılı olur, bir sonraki seçimde halkın desteğini alacak bir siyasal organizasyon olarak yolunuza devam edersiniz. Bunlar başarı veya başarısız olmanın en kısa en pratik en anlaşılır iç dinamiklerden arındırılmış tek boyutlu açıklaması. Ama biliyoruz ki konuştuğumuz yer Türkiye ve konuştuğumuz parti ise CHP. Kendine özgü iç dinamikleri ve belki de tüm Avrupa tarihi kadar karmaşık ve derinlikli bir coğrafya. Birinci Paylaşım Savaşı’ndan çıkmak için verdiği ulusal kurtuluş savaşının meydanlarında kurulmuş ve dünyanın en eski siyasi partilerinden biri olan CHP. Başarısı da başarısızlığı da tantanalı olur.
‘CELLADINA AŞIK’
Bilindiği gibi ülke tam 21 yıldır aynı iktidar tarafından yönetilmekte ve son 6-7 yılda cumhuriyetin hem siyasal hem de ekonomik kazanımları bir bir ortadan kaldırılarak ve özellikle kurucu asli unsur olan Kürt halkı ile Türk halkı arasındaki tarihsel birliktelik yoldaşlık ve ortaklaşma duygusu ortadan kaldırılarak yapılan tasfiye sonucunda (Bu tasfiyenin Türk ve Kürt halkı kullanılarak nasıl gerçekleştirildiği meselesi başka bir tartışma konusu olmakla birlikte mutlaka ama mutlaka incelenip kayıt altına alınması gerekir) bizleri temsil etmekten uzak ceberut bir sistem olan “Cumhurbaşkanlığı Parlamenter Sistemi” maalesef demokratik teamüller kullanılarak bir deli gömleği olarak memleketimize giydirilmiştir. Ayrıca yaşanan ekonomik kriz ise GSMH kişi başına düşen miktarı neredeyse yüzde 30 kayıpla 8 bin 200 dolar civarına gerilemiştir. Yardımlar ile esir alınan halk bu yardımların kesileceği korkusu ile iktidarı sürekli destekler hale gelmiştir. Kısacası halk, celladına zorla aşık edilmiştir. Bu koşullarda Türk ve Kürt halkı için en güvenilir liman olması gereken CHP ise bir türlü güven veren parti hüviyetini kazanamamıştır. Siyasal iktidarı yakalamak için bütün şartlar fazlası ile olgunlaşmış olmasına rağmen istenilen sayısal ve siyasal başarı bir türlü yakalanamamıştır. Dolayısıyla bir başarısızlık var mıdır cevabı kocaman bir “evet” tir.
Ancak gerek Türkiye demokrasisi gerekse CHP’nin partileşme süreci açısından çok büyük kazanımlar da elde edilmiştir. Yerel seçim başarısının sağlanmasında başarısı yadsınamayacak “Millet İttifakı’nın oluşturulması ve onun lokomotif gücü olmak, Türkiye nüfusunun yüzde 60’ının CHP’li belediyelerce yönetiliyor olması, Türkiye’deki en şeffaf ve iç refleksinin yoğun olduğu tek siyasal organizasyon olması gibi başarılardan da bahsedebiliriz.
Bunlar yeter mi? Elbette yetmez.
Bir kere tüm fiziki şartlar uygun olmasına rağmen CHP nasıl olur da iktidar olamıyor?
Temel soru bu ve nasıl oluyor da 75 yıldan beridir iktidar olamadığın halde ana muhalefet işi sürekli sana kalır ve çoğu kez muhalefette bile oy kaybettiğin zamanlar oluyor.. İşte zurnanın zırt dediği nokta burasıdır.
CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu görevinden istifa etmedi. Yerel seçimleri işaret ederek "partiyi güvenli limana" bırakmaktan söz etti. Bu güvenli liman sizce nedir?
Bir temel meseleyi baştan koyalım: CHP’nin Türkiye meselelerine bakışı yeni politikalar, kadrolar, örgütler üzerinden kıyamet kadar içsel kronik sorunu var ama hiç bir zaman bu coğrafyada yaşayan insanların güvenli limanı olmaktan ayrı düşmedi. Her şeye rağmen sağcısı solcusu CHP’siz bir siyasal kurguyu düşünmedi. Baraj altında kaldığında bile sistem geleneksel olarak o görevi kısa süreliğine de olsa DSP’ye atfederek o geleneğin Türk siyasal sistemi için güvence olmasını sürdürmesine olanak tanıdı. Demek oluyor ki CHP olmadan bir siyasal sistem olmuyor, olamıyor Türk sağının sığlığı politikasızlığı ve inanç sistemi üzerinden bloke olmuş hali Türkiye’nin en büyük dertlerinden biridir. Görüyoruz ki 70 yıllık sağ siyaset iktidarları Türkiye’yi tüketmeye devam ederken kendisinin de gelişmesi kalıcı bir siyasal harekete dönüşmesi pek mümkün olamamaktadır. Zira DP, AP, Refah Partisi, ANAP DYP siyaset çöplüğüne giderken aynı ekonomik modelleme aynı siyasal kurgu ile hareket eden AKP de bizce aynı yolun yolcusudur.
Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı boyunca sağa açılma politikası hakim kılındı. Bu seçim sonuçlarına bakarak CHP'nin sağ siyasetle ilişkisi ne olmalı?
Az önceki sorunuzdan devam etmem gerekecek. İşin garip tarafı ise sağın her yıkıldığında onu ayağa kaldırmak yörüngesinde tutmak işi de her seferinde CHP’nin üstlendiği tarihsel bir misyon olarak karşımızda durmaktadır..
Nitekim İYİ Parti’nin bugünkü varlığı CHP sayesindedir ve oluşturulan Millet İttifakı en çok İYİ Parti’nin kurumsallaşmasına yaramıştır. Bu nedenle CHP’nin sağ siyaset ile ilişkisi müesses nizamın CHP’ye ye biçtiği en önemli görevlerden biridir. Bu durum DP’yi Güven Partisi’ni içinden çıkartırken de, Erbakan ile koalisyon kurarken de, Tansu Çiller’e nefes olurken de, Akşener’e kalkan olurken de böyleydi.
Devşirme siyasetçileri içinde beslemesi de böyledir. İlhan Kesici’den tutun Abdullatif Şener’e kadar sayısız sağcı, liberal- muhafazakar adama kuluçka görevi yapması da bundandır. Bu anlattıklarımız bile CHP’nin ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını görmemiz için yeterli olacaktır.. O nedenle CHP Türkiye açısından en güven verici limandır ve Türkiye’nin varlığı için temel bir alan olarak karşımızda durmaktadır. Türk sağının sığlıktan kurtulup kabul edilebilir bir siyasal yoğunluk ve derinlikli bir yapılanma haline gelmesi kesinlikle ülkemizin hayrına olacağı gibi özelde CHP’nin de partileşme sürecini normal koşullarda sürdürmesine vesile olur.
SELANİK-İZMİR-İSKENDERİYE
Siz İzmir'i iyi bilen bir siyasetçisiniz. Öncelikle partiniz açısından ve ardından genel olarak seçim sonuçlarını şehrimiz açısından değerlendirir misiniz?
Evet, gelelim İzmir meselesine…Doğrudur çok uzun süredir sosyal demokratlar İzmir’i yönetiyor ve bu nedenle oluşturulmuş modern hava iktidarı fena halde hırslandırıyor ve her seferinde İzmir’i almak için hamle yapan iktidar maalesef CHP nedeni ile değil İzmir halkının tarihsel refleksi nedeni ile geri püskürtülüyor ve bu refleks yeni değil tarihsel derinlikleri olan bir süreçtir. Öyle ki İzmir; “SELANİK-İZMİR-İSKENDERİYE” üçgeninin tepe noktasıdır
Tarih okuyanlar neyi ifade ettiğimi daha iyi anlayacaklardır.
İzmir için Şeyh Bedraddin, Hasan Tahsin, 9 Eylül ve diğer kişiler, gelişmeler yukarıda anlattığım refleksi tarif etmek için yeterli olacaktır . O nedenle 8 bin yıllık tarihi itibari ile bu kent gerici yobaz AKP iktidarına direnmemin sembolü olmuştur. Yıllardır merkezden tek kuruş yardım almadan ödemesi gerekeni ödeyip kendi ayakları üzerinde kalmayı becerebilmektedir.
Gecekondulaşmanın ağır ekonomik ve sosyal baskısına rağmen özgürlüklerinden taviz vermemek için AKP’ye direniyor ve çok üzülerek ifade etmeliyim ki bizde bu direnişi sanki biz örgütlüyormuşuz gibi kötü ve aldatıcı bir dille İzmirlinin bize verdiği krediyi hovardaca harcıyoruz. Oysaki canım İzmirlinin bu kredisinin karşılığı bu olmamalı. Delegesinden , vekiline, meclis üyesinden, belediye başkanına varıncaya kadar İzmirlinin taleplerini güçlendirecek kadrolar ile karşılarına çıkmalıyız.
‘BU KAFA İLE GİDERSEK’
CHP'deki bu toz duman içinde yerel seçimlerden nasıl bir sonuç bekliyorsunuz ve nasıl bir yol izlenir?
Seç beni seçeyim seni anlayışı ile örgütleri kamu gücü ile bloke etme anlayışı ve iç dinamik tercihi yerine dikte edilenlerin tercihi nedeni ile örgütler yorgun ve yılgındır. Belediye başkanlarımız görevden uzaklaştırıldığında bırakın meseleyi tartışmayı ondan ders çıkarmayı adeta iktidar ile birlikte işin üstünü kapatmaya çalışıyoruz. Hatayı yapan da ortaya çıkmadığı gibi örgüt de bütün şaşkınlığı ile ortada kalmakta ve son seçimlerde açıkça ortaya çıktı ki sahada örgüt falan yok. Sadece gayretkeş kadınlarımız var. Sokaklarda özçekim yapıp paylaşmayı da büyük bir siyasal organizasyon olarak görüyoruz. En büyük yerel yöneticilerimiz bile aynı hatayı yapmakta bir beis görmüyorlar. Bir halk deyimi var. Bu konuya cuk diye oturur. “Bu kafa ile gidersek askere alamayız teskere”. Unutmayalım bu İzmir halkı 2 kez muhafazakar birini belediye başkanı yaptı.
Onlarca muhafazakarı ilçelerde belediye başkanı yaptı.
Ve kısaca ifade etmeliyim ki seçilme kaygısı ve kişisel ikbal kaygısı taşıyanların sayın genel başkanı ve onun önderliğinde 2019 yerel seçimlerindeki başarıyı anlamaları ve anlatmaları çok ama çok zor.
PARTİYE KATKI SUNACAĞIZ
-Genel başkanlık değişimi talep ediliyor. Böyle bir değişim CHP iktidarına varmak için yeterli mi?
Ben sayın genel başkanın süreci çok dikkatli götürdüğünü düşünüyorum süreç örgütlerin yenilenmesi, tüzük önerileri ve değerlendirmeler ile partimizin kendini yenilemesi ile sonuçlanacaktır. Bakmayın o dışarıdan içeriden gazel okuyanlara. Su akar kendi mecrasını bulur. Örgütlerimizi yenileyeceğiz kurultay delegelerimiz seçeceğiz kurultaya gidip yeni genel merkez yönetimimizi seçeceğiz. Partimizi tarihsel yolculuğunda güçlenerek yoluna devam etmesi için elimizden gelen her katkıyı sunacağız. Bazı aklı evveller biz olmazsak parti biter diyorlar ya en çok da onlara gülüyorum.
Bu lafı İsmet Paşa etmedi siz kimsiniz diye yüzlerine kurultayda haykıracağız.
Son olarak, seçimlerde belki partimiz sayısal olarak bir başarı yakalayamadı ama siyaseten çok şey kazanmıştır. Partimiz uzun süre sonra ilk kez bütün montaj kurgu iftira baskıya rağmen Kürt vatandaşlarımız ile daha yoğun temas içinde olmuştur.
Bu nedenle partimiz açısından önümüzdeki süreç kesinlikle “Hepiniz bir biz tek” şeklinde olacak. Buna göre hazırlanmalıyız.