“Çocuğumu dövüş sporuna yazdırmayı düşünüyorum ama ya agresif olursa?” Birçok anne-babanın aklından geçen ilk soru bu. Dövüş sporu kelimesi kulağa sert geliyor, kabul edelim. Ama işin içine girince insan şunu fark ediyor: Orada öğretilen şey kavga etmek değil, kendini kontrol etmek.
Dövüş sporları (karate, taekwondo, judo, aikido, boks vb.) çocuklara yumruk atmayı değil, yumruğunu ne zaman indirmesi gerektiğini öğretir. Bu sporları yapan çocuklar zamanla daha dik yürür, göz teması kurar, kendini ifade etmekten çekinmez. Çünkü bilir ki; gerekirse kendini savunabilir. İlginçtir, kendini savunabileceğini bilen çocuklar genelde kavga etmeye daha az ihtiyaç duyar. Disiplin ve Sabır: Bir hareketi defalarca tekrar etmek, hocayı dinlemek, sıraya girmek, beklemek… Dövüş sporları çocuklara sabırlı olmayı, kurallara uymayı ve emeğin karşılığını öğretir. Bugün her şeyin hızlı tüketildiği bir çağda bu çok kıymetli. Enerji Atma ve Odaklanma: Yerinde duramayan, enerjisi bitmeyen çocuklar için adeta ilaç gibidir. Koşar, zıplar, terler… Sonra eve gelir ve şaşırtıcı bir şekilde daha sakin olur. Çünkü beden yorulunca zihin de rahatlar. Birçok ebeveyn “derslere odaklanması arttı” der, boşuna değil. Saygı ve Empati: Dövüş sporlarında ilk öğretilen şeylerden biri şudur: “Karşındaki senin düşmanın değil, partnerindir.” Selam vermeden maça başlanmaz, rakibe saygı esastır. Kazanmayı da kaybetmeyi de öğrenir çocuk. Bu da hayatta çok işe yarar. Agresiflik Artar mı? En çok korkulan konu bu. Ama doğru hoca ve doğru ortamda yapılan dövüş sporları, çocuğu agresif değil daha kontrollü yapar. Öfkesini bastırmak yerine yönetmeyi öğrenir. Dövüş sporu; çocuğa sadece teknik öğretmez. Özgüven verir, sınır koymayı öğretir, “hayır” demeyi öğretir, kendine inanmayı öğretir. Belki de bu yüzden dövüş sporları, çocukları kavgaya değil; hayata hazırlar.