Türk okuyucusu Michael D. Higgins’i şairliğiyle bilmez; bilen bir avuç insan da onu İrlanda’nın 9. Cumhurbaşkanı olarak bilir. İnsan haklarının koyu bir savunucusu, birçok üniversitede sosyoloji profesörü ve -bence fanatik tutkunlarca en çok bilinen yanıyla- İrlanda Futbol Ligi’nde oynayan Galway United Futbol Kulübü’nün başkanı olarak...
18 Nisan 1941 günü, Limerick kasabasında doğan Michael Daniel Higgins son derece ilginç bir şair ve siyaset adamıdır. Babası John Higgins Ballycar, teğmen rütbesiyle İrlanda Cumhuriyet Ordusu’nda İrlanda Bağımsızlık Savaşı’nda çarpışmış bir askerdir. Sadece babası mı? Biri kendi adını taşıyan, Michael ve Peteramcaları da aynı savaşta Cumhuriyet Ordusu’nda savaşa katılmış kişilerdir. Babasını alkol bağımlılığı yüzünden erkenden kaybeden Higgins, amcası ve halasının yanında, son derece yoksul bir çocukluk döneminin ardından yaşadığı Clare-Newmarket’e yakın Ennis/St. Flannan Koleji’nde okur. Başarılı bir öğrenci olan Higgins, o okuldan tam burslu olarak, onu siyasetle tanıştıracak olan ve kısa adıyla ‘UCG’ diye bilinen ‘University College Galway’e devam eder. Bu okul şair cumhurbaşkanımız için çok önemli bir siyasi hazırlık aşamasıdır. Neden? Çünkü Higgins bu okulda henüz öğrenciyken katıldığı siyasi buluşmalarda; önce Edebiyat ve Tartışma Bölümü’nün lideri, ardından da 1964-65 yıllarında da UCG Öğrenci Birliği Başkanı olur.
Michael D. Higgins, 1967 yılında, Indiana Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne verdiği tezle master yapmış bir öğrenci olarak mezun olur. Bu yüksek lisans ona üniversitelerde öğretim üyeliklerinin kapısını açar.University College Galway Siyaset Bilimi ve Sosyoloji Bölümü'nde ‘Yardımcı Doçent’ seviyesine gelene kadar öğretim üyeliği yaparken, aynı zamanda da Southern Illinois Üniversitesi’nde ‘Konuk Profesör’ olarak derslere girer.
1969 yılına geldiğimizde, UCG Öğrenci Birliği Başkanı ve Sosyoloji Doçenti olan Higgins’i İrlanda İşçi Partisi üyesi ve partisinin; hem 1969 hem de 1973 seçimlerinde iki kez başarısız olacağı milletvekili adayı olarak görürüz. Ancak bu başarısız siyasi manevralar onun insan haklarına olan tutkusunu eksiltmediği gibi dünyanın birçok yerinde şiddetle bastırılmaya çalışılan tüm insanlığın hakları üzerine yeni bir arayışa yol açar Higgins’te. Siyasi kimliğinin ilk günlerindeki bu başarısız politikacı; siyasetten daha etkin olan bir başka alanda daha, inandığını ifade etme yolunu seçer, şiir yazar.
Dünyanın kabuğunun çatlamaya başladığı 1960’lı yıllar, birçok özgürlük kazanmış yeni halk hareketlerinin de yaşandığı yıllardır. Dünya özgürlük hareketleri, hiçbir dönem bu kadar yoğun yaşanmamıştır. Örneğin, Amerika kıtasındaki Nikaragua ya da Şili halk hareketi, örneğin Afrika kıtasındaki Angola ya da Mozambik özgürlük hareketi, örneğin Asya kıtasındaki Bangladeş ve diğer tüm halk hareketleri Küba ve Vietnam devrimci halk hareketlerinin etkisiyle ayağa kalkmışlardır. Higgins, dünyanın ‘yangın yerine’ döndüğü bu günlerde, bir yandan tüm dünya kardeşliğinin önemini anlatırken, diğer yandan kendi ülkesindeki siyasetini bu enternasyonalist ve insan haklarına saygılı bir çizgiye getirmek için çabalamaktadır. 1983 yılından sonra düzenli olarak yazacağı ‘Hot Press’ dergisine kadar birçok yayın organında Higgins’in düzyazıları görülmeye başlar. Konular neredeyse birbirinin aynıdır; her yerde ve herkes için insan hakları... Diktatör Somoza’nın zulmettiği Nikaragua, 1973 Eylül’ündeki faşist Pinochet darbesinin kana buladığı Şili, 1961 yılından 1979’a kadar 18 yıl cunta yönetimini sürdüren Albay Julio Rivara’nın başında olduğu El Salvador, Pol Pot yönetimindeki faşist Kamboçya, Afrika’da Somali ve günden güne ateşe sürülen Irak, kanı hiç kurumayan Filistin... Tüm dünya kaynamaktadır. Bu günlerdeki izlenimlerini, yıllar sonra yayınlayacağı bir şiirindeyazar Higgins... Bu günlerin sorumlusu olarak, ‘Siyah takım elbise içindekiölüm’den söz eder. Bu onun yayımladığı dört şiir kitabından biri ve en ünlüsü olan, 1993’te yayımladığı “Yangın Mevsimi” şiir kitabının, kitaba isim vermiş şiiridir aynı zamanda.

“Elbisemizin siyah takım elbiseli ölüm tarafından dokunduğu çorak anlardan biriydi.
Bu dokunan, bir gecelik ya da bir günlük bir iş değil,
hiçbir ateşin karanlığı aydınlatmadığı uzun dönemlik bir işti.
Şimdiyse; dua etme değil, özsuyun med-cezirde olmadığı,kupkuru bir zamandır.
Çünkü korkunç bir beklentiyle kalplerini siyaha hazırlayanlar,
yaniölümü sevenler tarafından binlerce kez provası yapılmıştır.
Ve karanlıkta bir ışık olarak algılanmadıkça biz,
bu siyah dokuma giysi yeniden, yeniden canlanacaktır.
Dua, aşk, hayatın coşkusu, bakma ve dokunmanın dönemidir,
ve zaman geldiğinde, kalpteki boşluğa büyük acı haberi bu anlar verir.
İyileşmenin sihriyse; siyahlığın tekrar tekrar provalarından korkarak değil,
ateş döneminde bile diğerine kendine baktığın gibi bir bakış
ve dokunuştaki bir samimiyette gizlidir.”
Michael D. Higgins, şiire olan tutkusu bir kenara konursa, daha birçok konuda; siyasi ve felsefi dergilerde, gazetelerde siyaset, bölgecilik ve medya siyaset arasındaki ideolojik ilişkilerle, edebiyat ve sosyoloji üzerine yazılar yazmıştır. Bu yazılar onu, şair ya da duyarlı bir yazar olarak yüceltiyor olsa da, Higgins’in asıl siyasi başarısı, ülkesinin dili olan İrlanda dili üzerine yaptığı çalışmalarla gelir. Şimdilerde kısaca ‘TG4’ diye anılan, uzun ve açılımlı adıyla ‘Telefisna Gaelige’ olan ve ulusal dilin doğru ve düzgün kullanılması üzerine örgütlediği bir televizyon kanalı, hiç kuşku yok ki onun Cumhurbaşkanı olacağı yolculuğunda elini çok kuvvetlendirmiştir.
Yeri gelmişken, söz etmeden geçmeyelim. İrlanda’nın ilk kültür bakanı da olan deneyimli politikacı, ülkesini “yaratıcılık toprakları” olarak tanımlayarak bir anlamda kendi üretkenliğini de ülkesinin bir armağanı olarak gördüğünü ima ederek; bir yandan bir politikacının alçakgönüllü olması gerektiğini vurgularken, diğer yandan ulusal değerleri yüceltmesiyle de çok sevilmiştir. Bunu, bir örnekle daha açık ve daha iyi anlatabileceğimi sanıyorum.
İrlanda’nın dünya çapında okunan kısa öykücü ve romancılarıdan biri olan1940 doğumlu MaeveBinchy, 30 Temmuz 2012 tarihinde, 72 yaşında ölür. Onu, ‘Yalnız Kadınlar Sokağı’, ‘İtalyanca Aşk Başkadır’, ‘Aşk Mutfakta Pişer’ ya da ‘Bir Dilek Tut Benim İçin’ romanlarıyla tanırız daha çok... Ülkesinde de çok sevilen bu kadın yazarın ölümü üzerine dönemin İrlanda Başbakanı EndaKenny, ölen yazarları için, “Bugün milli bir hazinemizi kaybettik” diye bir açıklama yapar... “Milli bir hazine” ... Bizimde ülkemizde böyle bir ses duyacak mıyız günün birinde? Ahhh rüya gibi... Neyse, biz Higgins Başkana geri dönelim. Başbakanın “milli hazinemizi kaybettik” dediği bu ölüm üzerine, Cumhurbaşkanı Michael D. Higgins bakın nasıl bir açıklama yapar:
“Bir romancı, öykücü ve köşe yazarı olarakBinchy, akıcı üslubuyla, dünya çapında milyonlara ulaşmış bir ulusal değerimizdir. Bu yönüyle genç yazarlara büyük bir cesaret ve ilham verdiğini düşünüyorum. O sonsuza kadar yaşayacaktır.”
Michael D. Higgins ilk kez 1981 yılında İşçi Partisi’nden milletvekili seçilir. İrlanda genelindeki 43 seçim bölgesinden gelen sonuçlara göre, Higgins, oyların yüzde 39,6'sını alır. Her ne kadar 1982 seçimlerinde milletvekilliğini kaybetse de vazgeçmeyen Higgins, 1993 yılında İrlanda’nın ilk sanat ve kültür bakanı olarak tarihe geçmeyi başarır. Cumhurbaşkanı olacağı 2011 seçimlerine kadar ortaya koyduğu birçok insan hakları etkinliği ya da arabuluculuk görevi dikkatleri onun üstüne çeker. Cumhurbaşkanı olduğu zamana kadar Mount Street denen yerdeki iki odalı mütevazı evinde, Stanislavski anlayışına tutkun tiyatro oyuncusu eşi Sabina Coyne’la yaşayan Higgins, özellikle 1990 yılında çıkardığı “İhanet”,1993 ‘te yayınladığı “Yangın Mevsimi” ve siyasi çalışmaları nedeniyle çok ilgilenemediği ve ancak 2004 yılında çıkardığı üçüncü şiir kitabı “Bir Kurak Mevsim”le zaten sanatçı yanıyla tanınmış biridir. Peki onu ‘en yukarıya’ çıkaran ve bu herkesin ağzından düşürmediği insan hakları savaşçısının yaptığı işler nelerdir?
Michael D.Higgins, 2003 yılında Amerika’nın işgal ettiği ve sözüm ona ‘Irak Savaşı’ diye bilinen bu emperyalist çatışmanın durması ve daha adil bir dünya düzeni için ülkesi İrlanda’nın başkenti Dublin’de yapılan mitinglerin en önünde yürümesiyle dikkat çeker önceleri... Ardından tüm dünyada açlığın ortadan kaldırılması ve habitat (kâr amacı güdülmeden, yaşamak için barınma sorununun giderilmesi) çalışmalarına düzenli ve etkin bir biçimde katılır. Yugoslavya’nın bölünme sürecindeki Sırpların yaptığı soykırıma karşı, Birleşmiş Milletler güçlerinin etkisiz kaldığına dair demeçleriyle adından söz ettirir. Hatta dünyadaki açlık ve ırkçılığa dayalı tüm kanlı hikâyelerde gösterdiği siyasi tepkiler yüzünden, 1992 yılında Helsinki’de, Higgins’e ilk kez ve gündem oluşturması umuduyla, ‘Sean McBride Barış Ödülü’ verilir. 2010 yılında, çocukların bombalandığı, en temel yaşamsal hak olan özgürlüğün, getto benzeri bir duvarla ellerinden alınmaya çalışıldığı Filistin-Gazze Bölgesi’nde yaşayan insanlar için örgütlenen Yardım ve Özgürlük Oluşumu’nun en önündeki örgütçü yine odur. Hatta uzaktan konuşmakla kalmaz, kalkıp Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya gider.
Michael D. Higgins, 29 Ekim 2011’de yapılan ve İrlanda tarihinde o güne dek kimsenin ulaşamadığı bir oyla, tam olarak 1.007.104 oyla ülkesinin yeni Cumhurbaşkanı olur. 11 Kasım 2011’de, Dublin Kalesi’nde dünyanın tüm dinlerine mensup gözetmenler eşliğinde düzenlenen bir törenle de İrlanda’nın 9. Cumhurbaşkanı ilan edilir. İlk yaptığı iş, maaşının azaltılmasını istemek olur. Kamu Harcamaları ve Reformlar Komisyonu’na yazdığı bir yazıyla maaşının 325.000 Euro olmasının ihtiyaç fazlası bir rakam olduğunu ve bunun yüzde 23,5 civarında azaltılarak 250.000 Euro olmasının yeterli olacağını bildirir. Bizim siyasi arenamızda pek alışık olmadığımız bir durum olması adına bana hayal gibi görünse de, ‘iyi ki böyle insanlar da var’ diyorum kendi kirli yanlarımızı düzenlemek için... Amerika’nın en etkili gazetelerinden biri olan Washington Post, Higgins’in 1.63 boyuyla dalga geçip, ona ‘hobbit’, ‘elf’ dese de, bunun nedenini biliyoruz artık. Uluslararası medyada, ‘onun boyu, şiirleri ve aklı gibidir’ gibi aşağılayıcı sözler ona inananları kızdırsa da, Higgins yazmaya devam eder. Ve hatta Higgins’in karşısında olanlar,sınırsız bir hakaretle, işi terbiyesizliğe kadar götürürler. Higgins’in şiirleri hakkında,“edebiyata karşı işlenen suçlardan sorumlu tutulabileceğini” söylerler. Higgins, o direnen ve inandığı gibi yaşayan tavrıyla bunları ciddiye almaz ve Cumhurbaşkanı seçildiği yıl dördüncü şiir kitabını yayımlar; “Yeni ve Seçilmiş Şiirler”. ‘Kızıl Karganın Ölümü’, ‘Eşeğin Gazeli’ bu kitabın ünlenmiş şiirleridir.
“Ve eğer tedavisi varsa bu karanlık çağların; o, sessizliğin derinlerindedir.
Gün be gün şişirilen bu derinliklere yapılacak acılı yolculukta, kişi yalnızlığıyla karşı karşıya gelmelidir.
Bu kahraman korkmasın, mutlaka yolculuğunun kritik bir anında bir yoldaşla karşılaşacaktır.
Ama bilsin ki yine de, eve dönüş çoğunlukla yalnızdır.”
Michael D. Higgins, İrlanda Anayasası’nın problemli olmasıyla ünlü 34. maddesini radikal bir şekilde kaldırması (Meraklısına not; bu madde ‘eşit evlilik kurallarıyla’ ilgili bir maddedir), bin senelerdir devlet boyutunda arası açık olan Birleşik Krallık’a (İngiltere) ilk resmi ziyareti yapması, Danıştay kararıyla ‘Hamilelik Haklarının Korunması’nın devlet tarafından sağlanması, İrlanda kâr gütmeyen habitat çalışmalarının en büyük destekçisi olduğunu bildirmesi, cinsel tercihlere karşıhomofobik yaklaşımların ırkçılık olduğunun altını çizmesi, spora yaptığı yatırımlar, İrlanda Film Enstitüsü başta olmak üzere, İrlanda Ulusal Senfonisi ve İrlanda tiyatrolarının ‘tek koruyucusu’ olma sıfatıyla da, bir sanat adamının devlet yönetirse nasıl yöneteceğine dair verdiği fikirlerle yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Michael D. Higgins, bu yazının yazıldığı (2016 yılında) İrlanda Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı görevini sürdürmektedir.