Dubai’nin simgesi Burj Khalifa’ya gittiğinizde ilk refleksiniz yukarı bakmak oluyor. Sonrası ise basit: Boyun kaslarınızdan hafif bir “Ne oluyoruz?” serzenişi. 828 metrelik bu kule sadece yüksek değil, aynı zamanda size “Göğe komşu olmanın” nasıl bir his olduğunu da tattırıyor.

Uçağım Dubai’ye teker koyar koymaz, havalimanındaki ilk görüntü karşısında anladım: Burası “bir şehir” değil, “bir teknoloji fuarı” gibi. Pasaport kontrolünde hologram gibi görünen görevliler, akıllı kapılar ve bagaj bandında “robot kol”lu yük yerleştirme sistemleri… Daha ilk dakikada “Benim memlekette daha minibüsün bozuk para üstü sistemi çözülmedi, burada uçan taksi denemeleri başlamış” diye düşündüm.

Burj Khalifa: Boyun Fıtığına Değer

Dubai’nin simgesi Burj Khalifa’ya gittiğinizde ilk refleksiniz yukarı bakmak oluyor. Sonrası ise basit: Boyun kaslarınızdan hafif bir “Ne oluyoruz?” serzenişi. 828 metrelik bu kule sadece yüksek değil, aynı zamanda size “Göğe komşu olmanın” nasıl bir his olduğunu da tattırıyor. Çıkmak isterseniz asansör sizi 1 dakikadan kısa sürede 124. kata ulaştırıyor. Önerim, biletinizi önceden online alın; hem daha uygun fiyata gelir hem de kapıda kuyrukta “Dubaide yaşlanmak” zorunda kalmazsınız.

TEKNOLOJİ HER YERDE

Burada trafik ışıklarından toplu taşımaya, marketten çöp kutusuna kadar her şey akıllı. Otobüs durakları bile klimalı, çünkü buradaki yaz sıcağına “dayanmak” kelimesi biraz iddialı olur. Yalnız dikkat: Teknoloji çok güzel ama telefonunuzun şarjı burada diğer şehirlere göre 3 kat hızlı bitiyor. Çünkü her gördüğünüzü fotoğraflamak, her detayı Instagram’a koymak istiyorsunuz.

BİR GURUR TABLOSU

Dubai’de bir Türk restoranına girip de karşınızda CZN Burak’ın o meşhur gülüşünü görünce “İşte memleketten bir selam!” diyorsunuz. Menüde lahmacundan etli tandıra kadar her şey var ama porsiyonlar öyle büyük ki, “Bu tabak değil, bu masa!” dedirtecek cinsten. Tavsiyem, aç gidin. Hem mide hem de kalp doyuran bir yer. Gurur verici olan ise, dünyanın dört bir yanından gelen insanların, Türk mutfağına hayran kalıp selfieler çekmesi.

HIZ, KUM VE BİRAZ BAĞIRMA

Dubai’ye gidip çöl safarisine katılmazsanız, “Ben Dubai’ye gittim” cümleniz eksik kalır. 4x4 araçlarla kum tepelerinin üzerinde zıplarken hem adrenalinin hem de “aman kemiklerim çıkmasın” hissinin tadını çıkarıyorsunuz. Yanınızda güneş gözlüğü, şapka ve su bulundurun. Eğer mide konusunda hassassanız, safari öncesi fazla yemeyin.

ALIŞVERİŞ VE DİĞER TUZAKLAR

Dubai Mall, sadece dünyanın en büyük alışveriş merkezi değil; aynı zamanda “alışveriş bahanesiyle mini bir dünya turu” gibi. İçeride 1200’den fazla mağaza, dev bir akvaryum, buz pisti, sinema kompleksleri ve sayısız restoran var. Hatta bazı bölümleri öyle lüks ki, sanki alışveriş merkezine değil de 7 yıldızlı bir otele girmiş gibi hissediyorsunuz. Yönünüzü kaybetmek çok kolay; o yüzden haritayı yanınızda bulundurmakta fayda var. Akvaryum kısmında köpek balıkları ve vatozlar ile burun buruna gelirken “Ben buraya tişört bakmaya gelmiştim” diye düşünmeniz olası. Ayrıca çocuklar için oyun alanları ve sanal gerçeklik merkezleri var; buraya giren çocuğu çıkarmak ise bambaşka bir mücadele. Alışveriş konusunda önerim: Önceden listenizi yapın ve kredi kartınızın limitini kontrol edin, çünkü burada ‘sadece bakacağım’ diye girip 15 torba ile çıkmak Dubai Mall’un milli sporu gibi.

SON SÖZ

Dubai, teknolojinin, lüksün, kültür mozaiğinin ve biraz da gösterişin bir araya geldiği dev bir sahne. Gitmeden önce boyun kaslarınızı esnetin (Burj Khalifa için), telefon hafızanızı boşaltın (her şey fotoğraflık) ve Türk pasaportunuzun gururunu yanınıza alın (CZN Burak’ta kesin lazım olacak). Buradan çıkardığım ders: Bazı şehirler geleceği beklemez, geleceği alır, üstüne biraz altın kaplama yapar, sonra da “Buyurun, burası Dubai” der.