Adaya ilk adım attığımız anda, Maafushi’den ne kadar farklı olduğunu hemen fark ettik. Daha küçük, daha bakir ve çok daha sakin bir ada. Adada bir okul var ama ne sahilde ne de parklarda çocuk sesi duymak mümkün. Hatta Maldivler’de geçirdiğimiz 10 gün boyunca neredeyse hiç çocuk sesi duymadık desem yeridir

Maldivler maceramızın ikinci durağı Diffushi Adası oldu. Konaklama için tercih ettiğimiz yer ise adeta bir cennet: Stone Hotel Diffushi’nin anlamı tam net olmamakla birlikte “huzur adası” demekmiş. Ve inanın, bu anlam buraya fazlasıyla yakışıyor. Adaya ulaşım, Male’den veya Maldivler Havalimanı’ndan kalkan sürat tekneleriyle (speed boat) sağlanıyor. Yaklaşık 50 dakikalık keyifli bir yolculuk ve kişi başı ücret 25 dolar. Yolculuğun kendisi bile başlı başına bir deneyimdi. Adaya ilk adım attığımız anda, Maafushi’den ne kadar farklı olduğunu hemen fark ettik. Daha küçük, daha bakir ve çok daha sakin bir ada. Adada bir okul var ama ne sahilde ne de parklarda çocuk sesi duymak mümkün. Hatta Maldivler’de geçirdiğimiz 10 gün boyunca neredeyse hiç çocuk sesi duymadık desem yeridir.

RESMEN EFSANE

Otele geldiğimizde hizmet kalitesinin ne kadar yüksek olduğunu hemen anladık. Stone Hotel resmen efsane! Karşılama ikramlarından odadaki detaylara; jakuzisinden havuzuna ve özellikle de şefin hazırladığı yemeklere kadar her şey kusursuzdu. Beni tanıyan bilir, gittiğim yerlere hemen adapte olurum. Gerçekten de adada yaşıyormuşum gibi hissettim. Kapı kapı gezip her köşeyi keşfettim. Adadaki okul sabah saat 07.00’de başlıyor. İlkokul ve ortaokul birlikte. Çocuk sesi duymadım ama okulda oldukça fazla öğrenci var. İçimden bizim çocuklar geçti gözümün önünden… El kadar adada hop orada, hop burada… Hatta Hindistan cevizi ağaçlarının tepesinde bile hayal ettim onları! Adada hayat sade ve huzurlu. Kamıştan örgü ören teyzeler, başında yük taşıyan gençler, minik marketler ve saat 23.00’te kapanan dükkânlar… Her şey yavaş, sakin ve doğallığın içinde.

SU ÜSTÜ VİLLALARI

Bu arada herkesin hayalini süsleyen o su üstü villalar var ya… Ben orada yaşayamam vallahi! Ortam harika ama ben bizim çocuklar gibiyim, illa bir ağaç bulup tırmanacağım! Jet ski bile yaptım burada, içimdeki “Şoför Nebahat” devreye girdi resmen! Bence Diffushi’de 1 haftalık bir konaklama ideal. Ama biz akıllılık edip iki farklı ada seçtiğimiz için çok memnun kaldık. Aralarındaki farkı birebir deneyimlemek harikaydı. Ada halkı son derece sakin… Eşim bir gün küçük bir motorlu aracın başka bir araca çarptığını gördü. “Ee sonra ne oldu?” dedim. “Hiç… Bakıştılar, yere düşen kalktı ve yoluna devam etti” dedi! Şaşkınlığımı düşünün artık:
– “Ne bakıyon gardaş?”
– “Hop az dikkat et!”
– “Etmesem nolur!”
Yok yok… Bunların hiçbiri yok burada! 

Her şeylerine kattıkları o ananas aroması mı, yoksa adanın havası mı, suyu mu bilmiyorum ama biz de biraz ada insanı gibi olduk galiba. Yemekler Hint mutfağına yakın ama otelin şefleri harikalar yaratıyor. Aç kalmadık, hatta maalesef biraz fazla yedik diyebilirim. Tartıdaki artışın suçlusu belli oldu! Son günümüzde küçük bir fırtına da yaşadık. Meğerse Temmuz ayı burada “kış” ve sezon dışıymış. Şaşırdık ama şikâyetimiz hiç olmadı. Maldivler yolu uzak ama imkânı olan için en az bir haftalık huzur dolu bir kaçış kesinlikle değer. Biz gönlümüze bir “tik” attık. ✔

Aklınıza takılan bir şey olursa bize @benim_gozumlegezelim Instagram hesabından yazabilirsiniz. Maldivce gerçekten zormuş ama ben “beraberi” kelimesini öğrendim. “Çok iyiyim” demekmiş. Artık havamdan geçilmiyor! Şimdi sırada Dubai var! Yazıyı okuduysanız, yorum ve beğeniyle bize destek olmayı unutmayın. Her yolculuk insanı kendine biraz daha yaklaştırır. O yüzden yollar, keşifler ve yaşanmışlıklar kıymetlidir. Kendinizi ve hayatı keşfettiğiniz nice güzel günler dilerim. Benim Gözümle Gezmekte kalın, Allah’a emanet olun!