Çin’in Moskova büyükelçiliği, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana, Amerika Birleşik Devletleri tarafından saldırılan, bombalanan ülkelerin listesini yayınlamış.

Yayınlanan verilere göre, Japonya, Kore, Çin, Guatemala, Endonezya, Küba, Kongo, Laos, Vietnam, Kamboçya, Grenada, Lübnan, Libya, El Salvador, Nikaragua, İran, Panama, Irak, Kuveyt, Somali, Bosna, Sudan, Afganistan, Yugoslavya, Yemen, Pakistan, Suriye’nin de içinde bulunduğu 27 ülkeye, tam 55 kez saldırmış.

ABD bu ülkelere saldırırken kendine göre gerekçeler üretiyor ve özellikle batı ülkeleri başta olmak üzere, dünya da buna seyrediyor. Özellikle Ortadoğu ülkelerine yapılmış olan saldırılar İsrail’in “vadedilmiş topraklar” adı altında yürüttüğü İsrail’in yayılmacı politikalarına hizmet ediyor.

İsrail’in kışkırtmasıyla, ABD’nin son saldırdığı ülke olan İran, ABD ve İsrail’i zorda bırakmaya devam ediyor. Saldırılan ülke olarak ABD ve İsrail’e verdiği zararın haricinde bu günlerde Pakistan’da yapılan görüşmelerde İran, Suudi Arabistan, Katar, BAE, Bahreyn ve Ürdün'den tazminat talep ediyoruz diyor. Yaklaşık tazminatın 270 milyar dolar civarında olduğunu ifade ediyor.

Bu güne dek, kendilerinin bile inanmadığı gerekçelerle başka ülkelere saldıran ABD, dünya için bir tehdit. En büyük sıkıntılardan bir tanesi de, batı dünyasının bu tehdide sessiz kalması.
Son saldırı da, İspanya’nın savaş karşıtı tepkilerinin tüm dünyada takdir toplamasının temelinde yatan da, bu güne dek yapılan saldırılara kınıyoruz bile diyemeyen batı dünyasından bir ülkenin sıra dışı beklenmeyen bir tepki göstermesi.

ABD canı sıkılınca istediği ülkeyi saldırırken, Filistin’de, Gazze’de, dünyanın pek çok yerinde milyonlarca çocuğu, kadını katlederken ses çıkarmayanlar daha savaşın başında İran’da kız öğrencilerin okuluna saldırarak 175 kız çocuğunun öldürerek katliam yapanlara yine ses çıkarmadılar.

Uluslararası toplumun küresel katliamlara, küresel saldırılara ses çıkarmaması tek kutuplu bir dünya adı altında, dünyanın tüm kaynaklarının zenginliklerinin belli devletlerin, şirketlerin ya da ailelerin eline geçmesini getiriyor.

Küresel bir haydut gibi pek çok ülkeye saldıran ABD emellerine ulaşmak için her türlü yolu mübah sayıyor ve onların hayalleri diğer toplumların yaşamını korkunç kabuslara dönüştürüyor.

Geçmişi ve bugünü insan hakları ihlalleri ve küresel saldırganlıkla dolu olan ABD’nin ve Ortadoğu’da bulunan çıbanbaşı İsrail’in bundan sora uluslar arası platformlarda yaptıklarının sürekli gündeme getirilmesi için, tekrar tekrarçalışmalar yapılmasıdır.

Dünya gerçek tehlikenin saldırılan ülkelerin değil, saldıranların olduğunu görmeli, güç kimdeyse hukuk da onun elinde, anlayışın dan da uzaklaşmalı gerçekleri görmelidir.