Toplumda ve doğada dengeler özellikle insan eliyle bozulursa, tarihte örnekleriyle görüldüğü üzere büyük sorunlar yaşanmaktadır. Örneğin ekonomik tabloda ücret fiyat dengesini bozar ve kontrol edemezseniz, toplum geneline yoksulluk yayılır. Yoksulluk, yoksunluğu tetikler. Şiddet yükselir. Suç artar. Sağlık bozulur. Ölüm oranları yükselir. Toplumsal çatışmalar gelişir.

Başlığa aldığımız söz, Rus yazar Lev Tolstoy’un 1885 yılında kaleme aldığı; ‘İnsan ne ile yaşar’ (S.67) adlı kitabındaki kısa hikâyesinde “Çalışmak ucuz, ekmek pahalı” şeklinde geçer. Bu ifadesi ile Tolstoy, dönem Rusya’sındaki ücret-fiyat dengesinin bozulduğuna dikkat çeker. Rusya’da bozulan bu denge 1917 Bolşevik devrimini tetiklemiştir. 1916-1917 kışının sert geçmesi, I. Dünya Savaşı’na giden sürecin zorlu koşulları, halk arasında artan açlık, yakacak ve giyecek gibi temel yaşam ihtiyaçlarının bulunamaması, toplumda; “Ekmek ve Barış” denilerek, değişimi sağlamıştır. Bu değişimin ön planında, evinde aşını kaynatamayan, çocuklarına bakamayan, daha çok aile içi şiddete maruz kalan kadınların olduğu göz ardı edilmemelidir. Belirlenen son asgari ücret ve emekli maaşlarına göre ülkemizde de artık emek ucuz, ekmek pahalıdır.

Kadına yönelik şiddetin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği vardır. Birleşmiş Milletler’in kadın haklarını savunan kuruluşu olan UN WOMEN’a göre 2023 yılında tüm dünyada her 10 dakikada bir, eşleri ve aile üyeleri tarafından bir kadın veya kız çocuğu kasten öldürülmektedir ki bu durum, insan haklarının ağır bir ihlalidir. Ülkemizdeki “kadına yönelik şiddeti yaratan toplumsal ve politik süreçler incelenirken, muhafazakârlık ile neoliberalizmin etkileşiminin bir ürünü olarak neoliberal politikaların yol açtığı, kadın bedeni üzerindeki çok katlı tahakküm, denetim ve baskı biçimleri ortaya konmuştur Doç.Dr. Melda Yaman, Toplum ve Hekim, Cilt: 39 S.ayı:5, S.325-335).” İşten ilk çıkartılanlar, zaten eşit işe eşit ücretten mahrum bırakılan kadın personeldir. Üstüne bir de bu ekonomik yetersizlik ortamında çok çocuk sahibi olma uygulamalarıyla kadının evde çocuk bakmaya kapatılması, AKP hükümeti politikasıdır.

CHP’li yerel yönetimler ‘Adil Kent, Eşit Yurttaşlık’ çalışmaları ile yol almaya çalışırken, son seçimlerde yereldeki iktidarını düşüren AKP hükümetinin her tür kısıtlamaları ile karşı karşıya kalmaktadır. Örneğin; kentimizde Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ekonomiyi yönetemeyenlerin yoksulluğu her geçen gün daha da derinleştirdiği bu dönemde toplumcu belediyeciliğin hiç olmadığı kadar önemli olduğuna dikkat çekerek, ilçesindeki çocuk ve anneleri için çalışmalarına ayrı özen gösterdiklerini vurgulamaktadır. Ailenin bakım yükünü üstlenen kadınların özgürleşmesi, çocukların ise cumhuriyet değerlerine yakışan eğitim almaları yönünde çalışırken iktidar tarafından ödeneklerinin kısıldığını sözlerine ekliyor. Durum yerele böyle yansıtılınca, belediyelerin istihdam olanakları da kesilmiş oluyor. Kreş açamıyor, genç ve emekli hemşehrilerin sosyalleşmesine destek olunamıyor. Toplumda desteklenmesi gereken sosyal gruplar arasında yer alan kadınların özgürlüğüne, çağdaşlığına, gelişmesine öncülük edilemiyor. Başkan Mutlu, “Bize yaptıkları bu siyasi baskılarla aslında halkımızı cezalandırıyorlar.” diyor. Ancak CHP’li belediyelerin, iktidar tarafından dayatılan her tür engel ve zorluklarına rağmen üretmeye ve halkla dayanışmaya devam edeceklerini kaydediyor.

Sosyal belediyeciliğin bir başka örneği Karşıyaka Belediyesi’nden geldi. 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde Muazzez İlmiye Çığ’ın adıyla hizmete sunulan Kadın Danışma Merkezi’nin ikincisini İnönü Mahallesi’nde açmak için çalışmalara başladıklarını duyurdu. Bu merkezlerde kadınlara ücretsiz psikolojik, sosyal ve hukuki desteklerde bulunarak daha fazla kadının yaşamına dokunma hedefleniyor.

HALKA TASARRUF SARAYA ŞATAFAT!

Yerel yönetimlerdeki bu kısıtlamalarına karşın merkezi yönetim harcamaların arttığına dikkat çeken DEVA Partisi İzmir Milletvekili Seda Kâya Ösen, “Cumhurbaşkanlığı harcamaları son 1 yılda yüzde 64, faiz harcamaları ise yüzde 88 arttı. Halka sabır telkin edenler, itibardan tasarruf etmiyor. Bütçeden halkın payına tasarruf, sarayın payına şatafat düştü!” diyor.

EGİAD’TAN EĞİTİME DESTEK

Yerelde demokratik kitle örgütleri ile dayanışmanın önemine ısrarla dikkat çekiyoruz. Ekonomi ve iş dünyasına ilişkin çözüm odaklı projelere imza atan Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), toplumun sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına yönelik projeleriyle de güçlü etki yaratmaya çalışmaktadır. Dayanışmanın gücüne inanan ve gençlerin geleceğine yatırım yapmayı sorumluluk bilen EGİAD, ‘EGİAD Ortaokulu Spor Salonu’ inşaatını da bitirdiğini duyurdu. EGİAD tarafından 2004 yılında tamamlanarak Millî Eğitim Bakanlığı’na bağışlanan EGİAD Ortaokulu’na destek olmayı sürdürerek, öğrencilere uygun koşullarda spor yapma imkânı yaratacak bir projeye daha imza atmış oldu. Başarılı dereceler alan okul takımına hizmet verecek spor salonunun yapımıyla gençlere önemli bir katkı sağlamış olan EGİAD yönetim kurulu ve üyelerini kutluyoruz.