2025’e sayılı günler kaldı; yeni bir yıla girerken sizlerde heyecan var mı? Yaratıcı zekâ çağına rağmen 2025 yılı için ülkemiz ve dünya ekonomisinin yine belirsizliklerle şekillenmeye devam edeceği öngörülüyor.
Asgari ücret, yeni yapılan yüzde 30 oranındaki artış ile 22 bin 104 lira oldu. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı aralık ayında 23 bin 256 liraya çıkarken, yoksulluk sınırı da 71 bin 48 liraya yükseldi. Yani asgari ücret açlık sınırının bin 152 lira altında kalırken yoksulluk sınırının ise ezici farkla tam 48 bin 944 lira gerisinde kaldı. Asgari ücretle geçinme çabasında olan 4 kişilik aile açlığa mahkûm! Yaşamak için temel ihtiyaçlarını karşılayamaz; barınamaz, ısınamaz, giyinemez. Çalıştığı firma tarafından asgari ücrete artı yol ve yemek bedeli yoksa işine dahi gidemez. Çok basit bir döngü; geliriyle alışveriş yapamayınca ekonomide para dönmez, sektörlere yansıyan tıkanıklık birbirini tetikler. İflaslar, konkordatolar, karşılıksız çek/senet dosyaları, ödenemeyen banka kredileri, batık kredi kartları, mahkemeler, işsizlik, eğitimden mahrumiyet, intiharlar, boşanmalar, madde bağımlıları, fuhuş, hırsızlık, gasp, organ mafyaları gibi toplumu yıpratıcı her tür olumsuzluk ve suçlarda artışlar yükselir.
Bu koşullar altında 2025 yılında insan ve çevre odaklı projeler daha da dikkat çekecektir. İnsanlar arası ilişkiler ne kadar kolay harcanıyorsa kentler de aynı hızla dönüştürülmektedir. Dönüşürken sağlıklı ve toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı yerleşim merkezlerinin oluşturulması yanında kültürel, tarihi, ekolojik denge unsurları da korunmalıdır. Belediyelerce meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının uzmanlık alanları ve toplumsal hassasiyetleri ile işbirliklerine gidildiğinde kent, toplum ve ülke adına daha verimli kazanımlar elde edilebilir. Yerelde sosyal belediyecilik çalışmaları ile kadın, çocuk, engelli, yaşlı, yoksul gibi dezavantajlı gruplara, daha adil ve eşit imkanlar sunarak insan onuruna yaraşır yaşam sürmelerinin kolaylaştırılması önceliklenmelidir. Belediyelerin kendi olanakları kâfi gelemeyeceğinden demokratik kitle örgütleri ile dayanışmaları, katılımcı demokrasi açısından da faydalı olacaktır.
Bazı insanlar bir hakkı korumak için eyleme geçerken bazıları da bireysel çıkar, güç ve egolarını tatmin etmek için eyleme geçer. Durumun insanlar arası ilişkiye yansımasında ortaya çıkan sorunlar, Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi’ye göre insanların amaçlı eylemde bulunmalarından değil, amaçlarındaki değer farkından kaynaklanır. Kuçuradi ‘Uludağ Konuşmaları’ kitabında (S.6); “özgürlüğün bir olanak olarak görülmesi, bu amaçlarda, dolayısıyla kişilerin gerçekleştirdikleri eylemlerde değer farkı yapmaya ve bu farkı açıklamaya izin veriyor.” der. Özgürlüğü bir tür olarak insanın bir özelliği ve yaşamda ancak bazı kişilerin gerçekleştirdiği bir olanak olarak yorumlar.
Örneklerle somutlaştıralım: Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında değerli çalışmalarla yol alıyor. Mesela; okul öncesi çağda çocuğu olan annelerin hayatını kolaylaştıran, belediyenin ücretsiz hizmeti Oyun Evleri ile onlarca annenin iş hayatına katılabilmesine, sosyal yaşamda yer almasına ve kendisini geliştirebileceği aktivitelere katılmasına imkân sağlıyor. Diğer bir önemli adımı da Ulusal Demokratik Enstitüsü (National Democratic Institute NDI) Türkiye tarafından yürütülen “Birlikte Mümkün: Belediyelerde Kapsayıcı Liderlik Programı”na kabul edilen İzmir’de tek, Türkiye’de ise yedi belediye arasında yer alması oldu. Bu haberi duyururken ‘Kentsel dönüşüm’ ve ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği’ alanlarındaki süreçlere ilişkin Başkan Mutlu; katılımcı, demokratik, şeffaf ve toplumcu belediyeciliğin Konak’tan yükseleceğine inandığını ifade etti ki kat ettiği başarıları gerçekten dikkat çekmektedir.
Yine bir başka meslek odası ve yerel yönetim işbirliği, toplum sağlığı alanında Karşıyaka Belediyesi’nden geldi. Kısa süre önce Karşıyaka Spor Kulübü Voleybol Şubesi öncülüğünde, Karşıyaka Belediyesi ve Tınaztepe Galen Hastanesi iş birliğiyle hayata geçirilen ‘HPV Aşı Kampanyası’na, İzmir Ticaret Borsası’ndan alınan destekle 100 kızımıza daha HPV aşısı olma imkânı tanındı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Meslek Fabrikası da hemşehrilerini verdiği eğitimlerle meslek sahibi yapıyor ve istihdam olanakları sağlıyor. 2024 yılında bu kurslarından 8 bin 668 kursiyer mezun olurken, 299 kişi de İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi aracılığıyla işe yerleştirilmiştir.
Kişi, toplum ve devlet olarak ideallerimizi önümüze alıp değerlerini yeniden tartmalıyız ki 2025’te yollarımızı aydınlatalım. Tüm olumsuzluklara rağmen, Bülent Ortaçgil’in, ‘Hayat umutla başlar’ şarkısındaki; “Sakın sönmesin o parıltı, o gözlerinde yanan ışık, mutluluğun bedeli sendedir. Umut yeniden doğmak demektir.” sözleri gibi mutluluğa dair umutlarımız hiç tükenmesin. 2025’te kentimiz ve ülkemiz adına daha fazla demokrasi, özgürlük, ekonomik refah ve esenlik diliyorum.