Soru çok basit.

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nden sonra İzmir’deki ilçe belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri yurt dışına gitti mi?
Gittiyse nereye, ne zaman, hangi amaçla gitti? Kimler katıldı? Masrafları kim ödedi? Belediye bütçesinden para çıktı mı? Kamu kaynağı kullanıldı mı? Ziyaret sonunda bir protokol imzalandı mı, bir rapor hazırlandı mı, İzmir’e ve ilçeye ne kazandırıldı?

Hepsi bu!
Kimsenin özel tatilini, aile hayatını, pasaport numarasını, otel odasını, özel hayatını sormadık. Halk adına, kamu görevi yürüten seçilmişlerin resmî yurt dışı seyahatlerini ve varsa kullanılan kamu kaynağını sorduk.
Bazı belediyeler ne yaptı? Çıktı, açık açık cevap verdi.
Çiğli Belediyesi başkan ve meclis üyelerinin belediye bütçesinden veya belediye adına herhangi bir yurt dışı seyahati gerçekleştirmediğini net biçimde açıkladı.
Beydağ Belediyesi, Başkan Şakir Başaran’ın 11-15 Şubat 2026 tarihlerinde Portekiz ve İspanya’ya gittiğini, seyahatin amacını, organizasyonu, kimlerin katıldığını ve belediye bütçesinden tek kuruş harcanmadığını madde madde bildirdi.
Kiraz Belediyesi aynı açıklığı gösterdi. Başkan Nasuh Coşkun’un seyahatini, tarihini, güzergâhını, amacını ve kamu kaynağı kullanılmadığını açıkça yazdı.
Kınık Belediyesi, Başkan Sema Bodur’un Midilli ziyaretinin tarihini, amacını, katılımcılarını ve masrafların belediye bütçesinden karşılanmadığını açıkladı.
Urla Belediyesi, başkan ve meclis üyelerinin herhangi bir yurt dışı seyahati bulunmadığını net biçimde söyledi. Ödemiş ve Narlıdere belediyeleri de kendi kayıtları ve görevlendirme kapsamları çerçevesinde açık yanıt verdi.
Bayındır Belediyesiise özel seyahatlerle resmî seyahatler arasındaki ayrımı yaparak Başkan Davut Sakarsu’nun Tarihi Kentler Birliği tarafından düzenlenen Portekiz ve İspanya programına katıldığını, belediye bütçesinden harcama yapılmadığını açıkladı.
Ve özellikle Selçuk Belediyesi…
İşte şeffaflık denildiğinde verilmesi gereken cevabın örneği!
Tarihleri yazdı. Ülkeleri ve şehirleri yazdı. Ziyaretlerin amaçlarını anlattı. Kimlerin katıldığını açıkladı. Meclis kararlarını belirtti. Dahası, kamuoyunun en çok merak ettiği noktayı da saklamadı: Harcanan parayı kuruşuna kadar açıkladı.
2025 Berlin seyahati: 177 bin 108 lira 13 kuruş. 2025 Montpellier seyahati: 192 bin 974 lira 36 kuruş. 2026 Berlin seyahati: 228 bin 408 lira 89 kuruş.
İşte bu!
Bu rakamları açıklayınca kıyamet mi koptu?
Belediye mi kapandı? Devlet sırrı mı ifşa edildi?
Hayır.
Tam tersine Selçuk Belediyesi, “Kamu kaynağı kullandıysam hesabını da veririm” diyebilecek bir yaklaşım sergiledi. Harcamanın amacı doğru bulunur ya da bulunmaz; o ayrı bir tartışmadır. Ama vatandaş önce bilgiye ulaşabilmelidir. Denetim ancak bilgi varsa yapılabilir.
Peki bazı diğer belediyeler ne yaptı?
Karaburun, Kemalpaşa, Güzelbahçe, Dikili, Menderes, Tire, Konak ve Bayraklı belediyeleri talep edilen bilgilerin kişisel veri olduğu gerekçesiyle paylaşılmasının mümkün olmadığını bildirdi.
Şimdi sormak gerekiyor: Selçuk’un açıkladığı bilgi neden kişisel veri değil de Bornova’nınki kişisel veri? Beydağ belediye başkanının resmî seyahat tarihi açıklanabiliyor da başka bir belediye başkanının resmî görevlendirme tarihi neden açıklanamıyor?
Kiraz seyahatin amacını ve finansmanını açıklayabiliyor da Buca neden açıklayamıyor?
Bayındır resmî seyahat ile özel seyahat arasındaki ayrımı yapabiliyor da Konak neden talebin tamamının üzerine “kişisel veri” perdesi çekiyor?
Aynı ülkede, aynı yasalarla yönetilen belediyelerden söz ediyoruz.
Bir belediye aynı sorulara dokuz madde halinde cevap verebiliyor, bir başka belediye ise birkaç paragraflık hukukî ifadeyle kapıyı kapatıyor.
Burada vatandaşın aklına doğal olarak şu soru geliyor:
Sakladığınız ne var?

(Devam edecek)