Kalkın, atın tozlarınızı üzerinden: Bahar geldi… Baharda her şey yenilenir, çünkü doğa da en taze versiyonuna geçer! Kışın içimizi burkan o gri, soğuk günlerin ardından, birdenbire güneşle uyanmak, toprağın kokusunu almak, çiçeklerin dansını izlemek... Evet, baharın enerji kaynağı tam olarak bu! Ama gelin, biraz eğlenelim. Bahar enerjisi aslında sadece doğanın bize sunduğu bir hediye değil, biraz da bizlerin kendini toparlayıp “Yılın yarısı bitti, hadi biraz daha canlanalım” dediği bir dönemin ta kendisi!

Öncelikle şunu kabul edelim: Sizce de bahar insanları inanılmaz motive etmiyor mu? Gözlerimizdeki ışıltı, yavaşça içimize sinen güneş ışığı ile doğrudan orantılı. Herkesin birden fazla çiçek almak istemesi, evdeki eski eşyaların yerine taze yeni aksesuarlar koyma isteği de baharın süper gücünden. Bütün bunlar aslında birer "Bahar Detoksu.” 

Baharın her şeyi yavaşça yeşertmeye başladığı bu dönemde, insanlar da tıpkı doğa gibi içsel bir uyanışa geçer. Ayakkabılarımızı giyip dışarıda yürürken, birden kendimizi her zamankinden daha hafif hissederiz. Güneşin yüzümüze vurmasıyla birlikte bir anlık bir “Her şey mümkün” hissi kaplar içimizi. “Bu hafta yaza fit girebilirim!” diye hayal kurarız. Sonra, birkaç gün sonra o hayalini kaybedip “En iyi versiyonum bu! O kadar da kasmaya gerek yok!” diyerek rahatlarız.

HAFİF ESİNTİLER

Şu anda kabul ediyorum, memleket olarak tuhaf süreçlerden geçiyor olsak da herkesin bahar enerjisiyle dopdolu olduğu bir dönemdeyiz. Parklarda koşan insanlar, ellerinde buz gibi limonata bardakları, birazdan akşam oturması yapacakları o çimenler, sarı çiçeklerin hafif esintilerle sallanması… Kısacası; bahar, hepimizin hayatında “İyi hissetme” döngüsünü başlatan çok özel bir an. İçimizdeki tüm modayı "giyme" zamanı, gardırobumuzun en parlak, en taze kıyafetlerini seçme zamanı! Yani, biraz da çiçekler açmasak da baharın ruhuna uyup, her sabah mutlaka o çiçek gibi uyanmak!

Evet, baharın taze enerjisiyle sadece vücut değil, ruh da yenileniyor. Tüm bu yeşil alanlar, parklarda kaybolan zamanlar, sabah koşuları ya da sahil yürüyüşleri... Göztepe’de Ali Ağabey’in sattığı çayları inanın o kadar çok özledim ki… İzmirliyseniz bahar ayrı bir güzel kardeşim… Deryaya dalıp güzel günlerin hayallerini kurmak, planlar yapmak, dert vermek ve huzur almak İzmir’de bir başka güzel!

İzmir’deyseniz ve içinizde bu enerjiyi hissediyorsanız ne duruyorsunuz? Kalkın, badem çiçeklerini kutlayın, enginarlara sarılıp hasret giderin, gülümseyin, dans edin, biraz tembellik yapın ama en önemlisi her anı doya doya yaşayın! Eğer sahilde görürseniz benden de Ali Ağabey’e selam söyleyin! Baharın enerjisiyle parlayan siz olun, bir çiçek gibi açın ve her şeyin tadını çıkarın. Baharın mucizesine inanmayı sakın unutmayın…