Yaz aylarının gelmesiyle orman yangınları yeniden kabus gibi hayatımıza geri döndü. İzmir'de son günlerde artan yangınlar endişe yaratırken kentin yeşil hafızası bu yazda küle dönüşmeden önce uyarıları dikkate almak gerekiyor. Her geçen gün meydana gelen yangınlara bir yenisi eklenirken müdahaleler çevre şartları nedeniyle zorlaşıyor ve ortaya geleceğin mirası olan ormanlardan sadece kül kalıyor.

İKLİM DENGESİ

Atmosferdeki karbondioksiti tutarak oksijen ihtiyacımızı karşılayan ormanlar iklim dengesinin korunmasına katkı sağladığı gibi aynı zamanda toprağı erozyondan korur ve su kaynaklarının beslenmesine yardımcı olur ve birçok canlı için güvenli yaşam alanı anlamına gelir. Bir ormanın yeniden oluşması birkaç yıl değil onlarca yıl alırken dakikalar içinde kül olan bir ekosisteminin eski haline dönebilmesi için uzun bir zaman ihtiyaç duyabilir. Orman yangınlarının en önemli etkilerinden biri de hava kalitesinin bozulması anlamına gelir. Yangın sırasında ortaya çıkan duman rüzgarın etkisiyle kilometrelerce uzak alanlara taşınabilir. Bu durum özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve astım gibi solunum yolu hastalıkları bulunan kişiler için ciddi bir sağlık riski oluşturabilir. Yoğun dumana maruz kalmak birden fazla rahatsızlığın sebebi olabilir. Yangınlar yalnızca ağaçları değil aynı zamanda toprağın yapısının da değişmesine sebep olabilir. Bitki örtüsünün kaybolmasıyla birlikte erozyon riski artarken üst toprak tabakası zarar gördükten sonra da yeni bitki örtüsünün gelişmesi zorlaşabilir. Aynı zamanda ortaya çıkan kül ve yanık artıklarının su kaynaklarına karışması doğal yaşamı da olumsuz anlamda etkileyebilir. Yetkililer orman yangınlarının büyük bir bölümünün insan kaynaklı olduğunu aktarırken söndürülmeden bırakılan sigara izmaritler, kontrolsüz yakılan ateşler, cam şişeler ve çeşitli ihmal ya da dikkatsizlikler büyük felaketlere sebep olabilir. Bu nedenle ormanlık alanlarda ateş yakmamak, çevreyi temiz bırakmak ve en küçük dumanı bile yetkililere bildirmek, herkesin alabileceği önlemler arasında yer alıyor.

ORTAK MİRAS

Ormanlar yalnızca bugün değil geleceğimizin ortak mirasıdır. Kaybedilen her bir ağaç ve yok olan her yeşil alanla birlikte doğanın dengesi her geçen gün biraz daha bozulmuş oluyor. Bu yüzden orman yangınlarıyla mücadele sadece ekiplerin değil toplumun tamamının ortak sorumluluğu olmalıdır. Doğaya gösterilen küçük bir özen bazen binlerce hektarlık ormanın ve sayısız canlının korunmasını sağlamaktadır. Orman yangınları yalnızca ağaçları yakan bir afet değil aynı zamanda insan sağlığını, iklimi, su kaynaklarını, tarımı ve biyolojik çeşitliliğini etkileyen ciddi bir çevre sorunudur. Doğayı korumak için atılan her bir adım geleceğe bırakılacak en değerli miraslar arasında yer almaktadır. Çünkü yanan bir ormanı yeniden büyütmek mümkün olurken bu sırada kaybedilen zamanı ve yaşamı geri getirmek mümkün olmayabilir.