Yakın ilişkiler söz konusu olduğunda çoğumuz kendimizi dikkatli, seçici, bilinçli ve temkinli insanlar olarak görmeyi severiz. Ne istediğimizi bilmek, geçmiş deneyimlerimizden ders çıkarmak, sınırlarımızı tanımak, doğru insanı seçmek elbette önemlidir. Fakat bazen fark etmeden başka bir yere savruluruz: ilişkiyi yaşamaktan çok, ilişkiye hazırlanmakla meşgul oluruz.
Birini tanımadan önce onun doğru kişi olup olmadığını bilmek isteriz. Bir ilişkiye başlamadan önce sonunun nereye varacağını görmek isteriz. Yanılmak istemeyiz. Hayal kırıklığına uğramak istemeyiz. Boşa zaman harcamak istemeyiz. Yeniden incinmek istemeyiz. Bu yüzden daha çok düşünür, daha çok analiz eder, daha çok işaret ararız.
Ama yakın ilişkilerin doğasında bir miktar belirsizlik vardır. Hiç kimse bir ilişkinin başında, o ilişkinin beş yıl sonra nasıl bir yere varacağını bilemez. Hiç kimse ilk karşılaşmada diğer insanın tüm yönlerini göremez. Hiç kimse kendisinin de ilişki içinde hangi duygularla, hangi korkularla ve hangi ihtiyaçlarla karşılaşacağını baştan tamamen kestiremez.
Belki de asıl mesele tam burada başlıyor.
Bazen “hazır değilim” dediğimiz yerde aslında “yanılmaktan korkuyorum” vardır. “Doğru kişiden emin değilim” dediğimiz yerde “hayal kırıklığına uğramak istemiyorum” olabilir. “Biraz daha zamana ihtiyacım var” cümlesinin arkasında ise bazen yakınlığın getireceği kırılganlıktan kaçma isteği bulunur.
Çünkü ihtimaller güvenlidir.
Henüz başlamamış bir ilişki seni hayal kırıklığına uğratmaz. Uzaktan baktığın biri seni günlük hayatın içinde zorlamaz. Zihninde kurduğun ilişki sana karşı çıkmaz, seni yanlış anlamaz, bir sabah içine kapanmaz, bazen bencil davranmaz, bazen senin ihtiyaçlarınla kendi ihtiyaçları arasında kalmaz.
Hayal edilen ilişki kusursuz kalabilir. Gerçek ilişki ise iki gerçek insanın karşılaşmasıdır. Ve gerçek insanlar kusurludur.
Bu nedenle bazen bir kişiye değil, o kişiyle yaşayabileceğimiz ihtimale âşık oluruz. Onu olduğu haliyle tanımaktan çok, onunla olabileceğimiz hayatı severiz. Henüz yaşanmamış anıları, henüz kurulmamış evi, henüz yapılmamış yolculukları, henüz söylenmemiş cümleleri severiz.
Potansiyel büyüleyicidir; çünkü henüz bizi hayal kırıklığına uğratmamıştır.
Oysa yakınlık, potansiyelin içinde değil, gerçekliğin içinde oluşur.
Birini gerçekten sevmek, yalnızca onun güzel ihtimallerini sevmek değildir. Onun sınırlılıklarını, farklılıklarını, bazı günler seni anlamayışını, bazı konularda senden başka türlü düşünmesini de görebilmektir. Aynı şey kendimiz için de geçerlidir. Biz de ilişkide her zaman olgun, anlayışlı, sakin ve güvenli davranmayız. Bazen korkarız. Bazen geri çekiliriz. Bazen fazla yaklaşırız. Bazen susmamamız gereken yerde susar, bazen de susmamız gereken yerde konuşuruz.
İlişki kurmayı kitaplardan öğrenebiliriz ama yalnızca belli bir yere kadar.
Bağlanma stillerini okuyabiliriz. İletişim tekniklerini öğrenebiliriz. Kırmızı bayrakları ezberleyebiliriz. Sağlıklı ilişkinin özelliklerini sıralayabiliriz. Bunların hepsi çok kıymetlidir.