Hayatta bazı şeyleri ilk seferde doğru yapacağımıza inanıyoruz. Doğru insanı ilk bakışta tanıyacağımızı, doğru ilişkiyi kuracağımızı, doğru kararları vereceğimizi, doğru zamanda doğru yerde olacağımızı düşünüyoruz. Sanki hayat bize tek bir şans veriyormuş gibi davranıyoruz. Oysa ne hayat böyle işliyor ne de ilişkiler. Bazen birini çok seviyoruz ama o sevginin içinde kendimizi kaybediyoruz. Bazen yıllar verdiğimiz bir ilişkinin sonunda elimizde sadece yorgunluk kalıyor. Bazen de dışarıdan bakıldığında gayet iyi görünen bir ilişkinin içinde, içten içe artık oraya ait olmadığımızı hissediyoruz.

Ve işte tam da o noktada kendimize en ağır cümleyi kuruyoruz:

“Başarısız oldum.”

Oysa belki de başarısız olmadık.

Belki sadece öğrendik.

Bir ilişkinin bitmesi, o ilişkinin baştan sona yanlış olduğu anlamına gelmez. Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize bir şey öğretmek için girer. Bazı ilişkiler bizi evimize götürmez ama yolumuzu değiştirir. Bazıları sevgiyi öğretir, bazıları sınır koymayı. Bazıları sabrı, bazıları ise artık beklemememiz gerektiğini. İnsan bazen bir ilişkiyi bitirdiğinde her şeyi sıfırladığını düşünür. “Yine başa döndüm” der. Ama aslında başa dönmemiştir. Çünkü ilk başladığı kişi değildir artık. Daha çok şey biliyordur. Kendi ihtiyaçlarını daha iyi tanıyordur. Neye tahammül edip etmeyeceğini anlamıştır. Hangi cümlelerin arkasında hangi davranışların saklandığını görmüştür. Sevginin sadece güzel sözlerden ibaret olmadığını öğrenmiştir. Bir ilişki bittiğinde yeniden başlamak, geçmişi silmek değildir. Tam tersine, geçmişi yanına alıp yürümektir. Yeniden başlamak bazen yeni biriyle tanışmak değildir üstelik. Bazen insanın önce kendisiyle yeniden tanışmasıdır.

“Ben ne istiyorum?”

“Ben neye razı oluyorum?”

“Ben bir ilişkide nasıl hissetmek istiyorum?”

Belki de uzun zamandır sormadığımız sorular bunlar.

Çünkü ilişkilerin içinde zaman zaman kendimizi ilişkiye göre şekillendiriyoruz. Sessizleşiyoruz. Daha az şey istiyoruz. Daha az konuşuyoruz. Karşımızdaki gitmesin diye kendi ihtiyaçlarımızı küçültüyoruz. Sonra bir gün aynaya baktığımızda tanıdığımız yüz aynı olsa da içimizdeki insan bize yabancı geliyor. İşte o zaman yeniden başlamak gerekiyor. Ama burada önemli bir ayrım var. Yeniden başlamak, hep aynı döngünün içine girmek değildir. Aynı kişilere, aynı davranışlara, aynı yaralara tekrar tekrar dönmek “yeniden başlamak” değil; bazen yalnızca tanıdık acıya tutunmaktır. Gerçek bir başlangıçta farkındalık vardır. Daha önce sustuğun yerde konuşursun. Daha önce peşinden koştuğun yerde durursun. Daha önce “belki değişir” dediğin yerde, davranışa bakarsın. Daha önce kaybetmekten korktuğun için kabul ettiğin şeylere bu kez “hayır” dersin. İşte değişim budur. Belki de ilişkilerde olgunlaşmanın en zor taraflarından biri, bir zamanlar tutkuyla istediğimiz bir şeyden artık vazgeçebilmemizdir. Çünkü insan değişir. İhtiyaçları değişir. Hayata bakışı değişir. Bir zamanlar bizi heyecanlandıran şey, yıllar sonra bize yetmeyebilir. Bir zamanlar vazgeçilmez sandığımız kişiyle artık aynı yöne bakmıyor olabiliriz. Ve bunu kabul etmek, geçmişimizi inkâr etmek değildir. Tam tersine, bugün olduğumuz kişiye saygı duymaktır. Bazen bir ilişkiyi bırakmak için nefret etmek zorunda olmadığımızı da öğrenmemiz gerekiyor. Birini sevebiliriz ve yine de onunla iyi bir hayat kuramayacağımızı fark edebiliriz. Birini özleyebiliriz ve yine de geri dönmememiz gerektiğini bilebiliriz. Birlikte güzel anılarımız olabilir ve yine de geleceğimizin aynı yerde olmadığını kabul edebiliriz. Her vedanın içinde öfke olması gerekmiyor. Bazı vedaların içinde sadece farkındalık vardır.

“BURAYA KADARMIŞ”

Bu iki kelime bazen yenilgiden çok daha büyük bir olgunluk taşır. İlişkiler bize sadece kimi seveceğimizi öğretmez. Nasıl sevilmek istediğimizi de öğretir. Ve belki daha da önemlisi, kendimizi sevgisiz bırakmamayı öğretir. Çünkü yalnız kalmaktan korktuğumuz için yanlış bir yerde kalmak, aslında kendimizi yalnız bırakmanın başka bir biçimidir. Bir gün yeniden başlayabiliriz. Belki yavaşça. Belki korkarak. Belki geçmişte yaşadıklarımız yüzünden temkinli davranarak. Belki birine güvenmek zaman alacak. Belki kalbimizi eskisi kadar hızlı açmayacağız. Ama bütün bunlar kötü bir şey değil. Çünkü insan her başlangıca aynı saflıkla değil, biraz daha bilgelikle gelir. Ve bence hayatın bize en güzel öğrettiği şeylerden biri de budur: Yeniden başlamak geriye gitmek değildir. Bazen yeniden başlamak, ilk kez gerçekten ileriye gitmektir. Çünkü bu kez ne istediğimizi biraz daha iyi biliyoruzdur. Kim olduğumuzu biraz daha iyi tanıyoruzdur. Ve belki en önemlisi, bir ilişki yürüsün diye kendimizden vazgeçmememiz gerektiğini artık anlamışızdır. Hayat ikinci başlangıçlarla dolu. Kalp de öyle. Önemli olan kaç kez başladığımız değil; her başlangıçta kendimize ne kadar yaklaştığımızdır.