Boşnak Tiyatro yönetmeni Haris Pašović’in "Risk almadan gerçek tiyatro olmaz” derken, bu kadim sanatın izleyiciye farklı, yeni ve heyecan verici bir deneyim sunması gerektiğine işaret ediyordu. Bu söylem; son yıllarda Türkiye’de farklı bir anlamda gerçeklik kazanıyor. Sahnenin tozunu yutan, uzun yıllar kendine bu alanda yatırım yapmış; üniversite mezunu birçok tiyatrocu geçim sıkıntısı ile karşı karşıya kalıyor. 

Kamu tiyatrolarının sunduğu sınırlı kadroya dahil olmayan ya da olamayan birçok tiyatrocu, mesleğini özel tiyatrolarda sürdürüyor.Bugün dört başı mamur bir oyun çıkarmanın maliyetinin milyonlarca lira ile ifade edildiğini biliyoruz. Seyirci sayısının her geçen gün düştüğü, bilet fiyatlarının ise asla giderleri karşılamadığı bir ülkede, özel tiyatrolarda tiyatrocular kimi zaman ceplerinden vererek sanat icra etme gayretinde. 

FARKLI DEĞİLDİ

Bu durum geçmişte de çok da farklı değildi elbette. Hangi üstadın gençlik anılarına şöyle bir göz atsak benzer fedakarlıkları görüyoruz. Ancak bugün iş bir adım daha öteye geçmiş gibi gözüküyor. İki kalas, bir heves diyerek başladıkları, çocukluklarından bu yana sahneye çıkmak için eğitilen, yüksek öğrenimini bu alanda tamamlayan çok sayıda oyuncu; özel tiyatroların var olma mücadelesi sürdürdüğü bu günlerde geçinmek için garsonluk, barmenlik, satış temsilciliği gibi ek işler yapıyor. Profesyonel olarak bu tiyatrolarda sahne alan, hafta sonu izleyicinin alkışına mahzar olmuş bir oyuncuyu bir gün sonra bir kafede içecek dağıtırken görmek mümkün... Sadece bu açıdan bakınca bile ‘Tiyatrocu olacağım’ demek başlı başına bir risk almak oluyor desek yanlış olmaz.

Tiyatroyu nasıl kurtaracağımızı söylemek bana düşmez elbette. Batı ülkelerinin özgür tiyatroyu geliştirmek için, özel tiyatrolara ne gibi imkanlar sunduğuna bakmak bile bizi bir yere taşıyacaktır. Ancak seyirciye birkaç çift laf edilebilir sanıyorum. 

Tiyatro, sadece kentinize turneye gelen televizyondan tanıdığınız birkaç ismin icra ettiği bir sanat değil. Sizin sorunlarınızı anlatan, dertlerinizin ortaklaştığı, aynı şeylere güldüğünüz; yani sizinle aynı havayı soluyarak yaşayan çok sayıda sanatçı var. Israrla İzmir’de üretmek, burada kalmak isteyen sanatçılar…

Sizin için; ellerinden gelenin çok daha fazlasını yapan, özgürce düşündüğünü söylemek, sanatın ışığını size taşımak isteyen, zorluklarla mücadele eden bu tiyatroları ve tiyatrocuları yalnız bırakmayın. Bırakmayın ki bin bir uğraşla size bir fikir ileten bu emekçiler de emeklerinin karşılığını alabilsin. 

Alabilsin ki daha güzel eserleri sahneleyebilsinler…