Televizyon kanallarında yayınlanan o kadar çok lüzumsuz ve Türk örf ve adetlerimizi kötüleyici, gençliğimizi, kadınlarımızı kötü alışkanlıklara sürükleyen, diziler var ki bunu hepimiz izliyoruz ve sadece elimizden bir şey gelmediği için seyirci kalıyoruz. RTÜK diye bir kurum var ama sadece işine geldiği dizi veya programı kapatıyor. Allah aşkına, şu yemek programları, birbirlerinin yaptıklarını beğenmeyip neredeyse işi kavgaya vardıranlar, hakaret edenler. Diğer yandan, şu evlenme programları, birbirlerine hakaretler yağdıranlar ve programı sunan sunucunun kendisini, Savcı, polis, yargının yerine koyarcasına programını sürdürmesi. Türk Gençliğine Türk seyircisine ne veriyor?
       Özel bir televizyonunda bir dizi vardı. “Dilek Taşı” neredeyse “Dallas” dizisini aratmayacak ve kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan, ahlaksızlığın diz boyu olduğu ve özel hayatı hiçe sayan bir diziydi. Allah’tan “Final” dediler ve diziyi sonlandırdılar…
       Yeni dizi: Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazdığı, Başrolde oynadığı, görüntü yönetmenliğini de üstlendiği “İnci Taneleri”: Hayatın içerisinden kesitlerin alındığı örnek ve ibret alınacak bir dizi başladı. İlk iki bölümü ile hem sosyal medya ve hem de reyting listelerinin zirvesine oturan “İnci Taneleri” camilerde vaizlerin sitemli konuşmaları da olsa ama vaizlerin bile konuşmaktan çekinmediği bir televizyon dizisinin bu Perşembe akşamki üçüncü bölümünü milyonlar iple çekiyor…
       Çarpıcı diyalogları, şarkıları, dans sahneleri ve sinema filmi tadındaki etkileyici çekimleri ile gösteri dünyasının gündemine oturan dizi, ikinci bölümünde tüm diziler arasında zirveye yerleşti ve kendi rekorunu kırdı… Dizi total’de 10.69, AB’de 11.39 ve ABC1’de 12.57 reytingle 3 kategoride de birinci oldu…
       Deneyimli ve birçok filime, diziye imzasını atan Yılmaz Erdoğan tarafından canlandırılan, Azem’in ikinci bölümdeki şu yüreklere dokunan dizeleri ise edebiyat dünyasında bile yankılar yarattı: “Karşılaştığımız her güçlük. Size kazandırmayan her hamle.   Öfkeyi içimizde büyütür. Tatsız bir emanet gibi. Sıkışıp kalır içimizde kızgınlık. Dışarı atsan bela. İçeride tutsan ülser. Derdimiz dermana ulaşmaz şikâyetle.  Tek başına yüzleşmek zorunda kalırsınız. Gerçeklerle…”
       Gerçek hayatta yanmışlık, herkesin yaşamından doğan kesitler ve Olaylarla boğuşan hepimizin yaşamına ne kadar da uymuş bu dizeler? Dizinin replikleri de gerçekten harika… Tümü Yılmaz Erdoğan başyapıtı olduğundan, diğer diziler gibi ahlaksızlıklara izin vermeyecektir…
       O, 56 yaşında bir filozof… Bakalım bu orta yaş filozofun dizideki acımtırak serüveni, Dilber’le kol kola nereye varacak?
       Hülya Kalkan Dağlı: bana gönderdiği e- mail yazısında, Önceki diz “Dilek Taşı, evlenme programlarını ve yemek programlarından yakınarak Türk örf adetlerini yansıtmıyor. Bunları neden yasaklamıyorlar diyor. “İnci Taneleri” dizisinin Avustralya’da da ilgiyle izlenmekte olduğunun ve yayının gününü merakla beklediklerini uydu kanalıyla Türk televizyonlarını yakından izlediklerini anlatmış. “İnci Taneleri’nin” Avustralya da izlendiğinin kanıtıdır…
Hülya Kalkan Dağlı şöyle devam ediyor yazısında:
“Dilber yüzünden Türkiye neredeyse ikiye ayrılmış… Ülkenin zaman içinde geldiği durum… Ahlâk, Dilber yüzünden bozuldu, aile yapımız Dilber yüzünden sarsıldı, o çok namus abidesi kesilen erkeklerin Osmanlı’dan beri uğrak yeri olan pavyonlar Dilber yüzünden doldu taştı, özendirildi, cennet gösterildi… Ne Dilber’miş bu Dilber be meğer. Türkiye’miz kendi gerçekleri ile yüzleşmekten korkar oldu. Tarikatların, cemaatlerin oyuncağı oldu. Kendi içlerindeki rezillikler sumen altı edildi, gizlendi, saklandı, suçlu şimdi Dilber oldu… Vay bee Ne Dilber’miş!”