Gündem malum seçim. Çarşıda, pazarda, sokakta ve evde konuşulan iki konudan biri 31 Mart 2014 seçimlerinde hangi partiden kim belediye başkanı olacak? Yani anlayacağınız siyasetin derdi, bugünlerde milleti hayli germiş vaziyette. Herkes birbirine soruyor, “Kim olacak, hangi parti kazanacak?” diye. 
Birkaç aydır aday adaylarını konuşup duruyoruz. Aday adaylığı herkesin kendi kararı. Kendine güvenen, yüreğine ve cebine dayanan “Ben de varım” diye ortaya çıkıyor. Bu konuda şampiyon CHP. Ana muhalefet partisinin İzmir’deki mensupları, başta Büyükşehir olmak üzere, ilçelerde rakiplerini bırakmış adeta birbirleriyle yarışıyorlar.
Hemen hemen her ilçede 20’ye yakın aday adayı ortaya çıkmış vaziyette. Bu konuda şampiyon ise Urla. 40’ın üstünde aday adayı yarışıyor birbirleriyle. Malum kayyum kaymakamın yönettiği Urla neredeyse kapanın elinde kalacak. Allah CHP Genel Merkezi’ne, Genel Başkan Özgür Özel’e, kurmaylara ve Parti Meclisi’ne kolaylıklar versin.
Bu noktada asıl handikap Büyükşehir. Biliyorsunuz CHP İzmir’de büyükşehir adayını hala açıklayamadı. Mevcut Başkan Tunç Soyer mi olacak yoksa, Ekrem İmamoğlu’nun gönderdiği algısı yüksek eski Genel Sekreter Buğra Gökçe mi? Bununla da kalmıyor ki. Kurultay sürecinde Özgür Özel’i destekleyen Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay aportta bekliyor.
Bu isimlerin hatırı sayılır güçlü rakipleri de var içlerinden. Alaattin Yüksel, Olgun Atila, Tacettin Bayır, Atila Sertel, Musa Çam genel merkezden sinyal bekleyenlerden. Bir de buna genel merkezin radarında oldukları söylenen Selin Sayek Böke ve Muharrem İnce’yi ekleyin, tam da çok bilinmeyenli denklem ortaya çıkmıyor mu?
Gerçi Muharrem İnce kendisine böyle bir teklifin gelmediğini söylese de İzmir’e olan muhabbeti bilinir Memleket Partisi’nin Genel Başkanı’nın. Özgür Özel’le görüşmesi İzmir adaylığına yorulan İnce bunu yalanlamıştı. Ama İzmir’in “Çantada keklik” olmadığını da, adeta aba altından sopa gösterircesine ifade ediyor. İnce’ye göre İYİ Parti’nin Ümit Özlale’yi aday çıkarması, DEP’in Tunç Soyer olmazsa adaya niyetlenmesi birer handikap.
Tabii ki, AK Parti’nin İzmir’de çıkaracağı aday da önemli. İzmir’in yapısına uygun, oy verebileceği bir isim olursa, iktidar partisinin İzmir’i kazanması işten bile değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İstanbul’da Murat Kurum aday gösterilirken, Ankara’da MHP tabanlı Turgut Altınok kesin gibi. İzmir’de ise herkes Hamza Dağ’ı bekliyor. Ancak, partili çevreler Hamza Bey’in değil Bekir Pakdemirli’nin aday ilan edileceğini fısıldıyor.
Bu durum Hamza Dağ’ın şimdiden yıpratılmasını önlemek için yapılmış olabileceği gibi, İzmir’i alma ihtimali zayıf olarak düşünülen AK Parti’nin normal bir adayla ortaya çıkarak prestijini kurtarma peşinde olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu da yenilginin peşinen kabul edilmesi olur ki, mevcut yönetimin aleyhine bir durumdur. Ben öyle olmadığını düşünmek istiyorum.
Muharrem İnce’nin dediği gibi, İzmir asla ne “CHP’nin kalesi” ne de “çantada keklik.” Yapılacak en küçük hata, Altıoklu partinin İzmir hezimetine neden olur ki, bu da birçok ilçenin elinden gitmesine sebeptir. Zira, çeperleriyle birlikte 4,5 milyonluk İzmir’in sorunları dağ gibi bekliyor. Yüksel Çakmur’un 5 yıllık başkanlığından sonra, 5 yıl Burhan Özfatura İzmir’i yönetmişti. Görevi ondan devralan Rahmetli Ahmet Piriştina’dan bu yana, Aziz Kocaoğlu ve son 5 yıl da Tunç Soyer o koltukta. Türlü çabalara rağmen maalesef ne Körfez temizlenebildi, ne koku tam anlamıyla giderilebildi, ne de çöp ve çukur meselesi halloldu. İzmir her yağmurda yine göl. Yol ve caddeler yama üstüne yama.
Bir bakarsınız bıkan İzmirli, rotayı “kurtarıcı” diye başkasına çevirebilir. Neden olmasın?