Kadın sağlığını tehdit eden kanser türlerinin erken teşhis edildiğinde tedavi başarısının yüksek olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, özellikle yumurtalık, rahim ve rahim ağzı kanserlerinde erken müdahalenin kritik olduğunu ifade ediyor. Prof. Dr. Mehmet Şükrü Budak, vücudun verdiği bazı sessiz işaretlerin doğru okunması gerektiğini belirterek düzenli kontrollerin önemine dikkat çekti. Budak, hastalıkların çoğunlukla sinsi ilerlediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Hastalık genellikle sinsi ilerlediği için vücudun rutin alışkanlıklarındaki değişimleri fark etmek büyük önem arz ediyor. Kanser türüne göre belirtiler farklılık gösterse de, aşağıda yer alan sinyallere karşı uyanık olunması gerekiyor. Beklenmedik zamanlarda görülen kanamalar, adet süresinin normalden çok daha uzun sürmesi veya kanama miktarındaki aşırı artışlar, vücudun verdiği ilk uyarılardan biri olarak kabul ediliyor. Menopoz dönemine girildikten aylar veya yıllar sonra görülen lekelenme tarzındaki en ufak bir kanama bile hayati bir uyarı olarak değerlendiriliyor ve vakit kaybetmeden bir uzmana danışılması öneriliyor. Özellikle yumurtalık kanserinde sıkça karşılaşılan karında sürekli şişkinlik, çabuk doyma hissi, iştahsızlık ve kasık bölgesinde yoğunlaşan ağrılar risk sinyali veriyor. Normalden daha sık idrara çıkma ihtiyacı, idrar yaparken yanma hissi veya bağırsak alışkanlıklarında (kabızlık veya ishal gibi) meydana gelen belirgin değişimler dikkatle takip ediliyor. Alışılmışın dışında kötü kokulu veya kanlı vajinal akıntılar ile dış genital bölgede bir türlü iyileşmeyen yaralar takip listesinin başında yer alıyor"
RİSK FAKTÖRLERİ AÇIKLANDI
Prof. Dr. Budak, kanser gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzının da etkili olduğunu belirtiyor. Obezite, hareketsiz yaşam, tütün kullanımı, bazı enfeksiyonlar ve genetik mirasın risk faktörleri arasında yer aldığı ifade ediliyor. Budak, tedavi süreçlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Kanser gelişiminde genetik miras kadar günlük yaşam tarzı ve çevresel faktörler de büyük rol oynuyor. Hastalığa yakalanma riskini artıran temel unsurlar şu şekilde sıralanıyor; obezite ve hareketsiz yaşam, tütün ürünleri kullanımı, virüsler ve enfeksiyonlar ve genetik miras ve aile öyküsü. Kanserlerin büyük bir bölümü, henüz başlangıç aşamasındayken fark edildiğinde cerrahi yöntemlerle tamamen tedavi edilebiliyor. Tedavi süreci hastalığın türüne, evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiye özel olarak planlanıyor. Erken evre vakalarda odak noktası, hastalıklı bölgenin temizlenmesidir. Bu sayede birçok hasta eski sağlığına kavuşabiliyor. Hastalığın ilerlediği durumlarda cerrahiye ek olarak kemoterapi veya radyoterapi gibi yöntemlerle tümörün yayılması kontrol altına alınıyor. Genç yaştaki hastalarda tedavi planlanırken hastanın gelecekte anne olma isteği de göz önünde bulundurularak, modern tıp yöntemlerinden faydalanılıyor"
DÜZENLİ KONTROLLER HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Prof. Dr. Budak, kadınların belirti olmasa bile düzenli kontroller yaptırması gerektiğini vurguladı. Yıllık jinekolojik muayene, HPV ve smear testlerinin erken tanı açısından önemli olduğu ifade edildi. Budak, önerilerini şöyle sıraladı: "Uzmanlar, sağlıklı bir gelecek için şu adımların atılmasını öneriyor. Yılda bir kez yapılan basit bir kadın doğum muayenesi, sinsi ilerleyen birçok sorunun erkenden yakalanmasını sağlıyor. 30-65 yaş arası kadınların her 5 yılda bir HPV testi, 21 yaşından itibaren ise her 3 yılda bir Smear testi yaptırması dünya genelinde altın standart olarak uygulanıyor. Akdeniz tipi beslenme (bol sebze, zeytinyağı, tam tahıllar) ve haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş gibi alışkanlıklarla vücut direnci en üst seviyede tutuluyor. Unutmayın vücudunuzu tanımak ve verdiği küçük sinyalleri ciddiye almak, uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarını sunuyor. Bana bir şey olmaz düşüncesi yerine önlem alıyorum yaklaşımı hayat kurtarıyor"




