Cumhuriyet’in ilanının öncesinde (1914) dünyaya gelen Orhan Veli, Türk şiirinde özgürlüğü ve özgünlüğü getiren şairlerden biriydi. Şüphesiz, arkadaşlarıyla beraber giriştikleri “Garip” hareketi Cumhur...
Cumhuriyet’in ilanının öncesinde (1914) dünyaya gelen Orhan Veli, Türk şiirinde özgürlüğü ve özgünlüğü getiren şairlerden biriydi. Şüphesiz, arkadaşlarıyla beraber giriştikleri “Garip” hareketi Cumhuriyet sonrası Türkiye’nin en önemli sanat akımlarından biriydi. Nazım Hikmet ve arkadaşlarının “Putları Yıkıyoruz” kampanyası kadar “devrimci” değildi; ancak putların gölgesini çiğneyecek kadar da cesur ve özgürlükçü bir akımdı. Orhan Veli ve arkadaşlarına tepki olarak ortaya çıkan İkinci Yeni hareketi bile onun hakkını teslim etti. Cemal Süreya TRT’deki bir programda, “Orhan Veli ne yaptı? Şiire kasket giydirdi. Yani şiiri sivilleştirdi. Şiire elma yemesini öğretti. Bizler, Garip Şiiri’ne karşı çıktık. Bir tepki olarak çıktık. Ama şimdi düşünüyorum da Garip Şiiri’yle özellikle de daha sonra yeni şairlerin katılımıyla meydana gelen Türk yenilik şiiriyle oluşan şiirde biz nasıl var olmuşuz. Ne kadar etkilenmişiz. Çok beslenmişiz. Benim bazı arkadaşlarım öldü. İşte Edip (Cansever), işte Turgut (Uyar). Bazıları da yaşıyor. Ama ben kendi payıma konuşayım. Ben çok beslendim. Hatta şöyle diyebilirim. Türkçeyi onlardan öğrendim” diyor.
Değerli bir meslektaşımın “Artık böyle edebi tartışmalar neden olmuyor?” sözünü hatırlayarak şunu ekleyeyim: Orhan Veli’nin büyüklüğünü kabul eden kişi Cemal Süreya ise bu edebiyatımız adına bir olaydır.
Geçtiğimiz günlerde elime geçen “Çeviri Şiirler” kitabında da bir biyografiyi bile ne kadar güzelleştirdiğini okudum. Araştırmacılar Orhan Veli ve arkadaşlarının gece gündüz Fransızcaya kafa yorduklarını belirtiyor. İyi ki de yapmışlar. Zira, Eluard’ın “Hürriyet”i, Villon’un “Asılmışların Baladı” bu kadar güzel ulaşır mıydı bize?
Veli’nin yokluğunun 70’inci yılına girerken en çok “Mahallemdeki Akşamlar” şiiri aklımda. Onunla bitiriyorum.
MAHALLEMDEKİ AKŞAMLARKımıldanır mahallemin daralan ruhuBasma perdelerimde gün batarkenAtıp saatler süren uykusunuOdama uzanır akasyam penceredenKırmızı uzak damlarda bir serinlemeUyanır gündüz uykusundan evlerKapılarda işleri ellerindeKadınlar giyinip kocalarını beklerİyi insanların ruhudur yakınlaşırTakunya sesleri gelir evlerdenYalnız bu dem rahat bir dünya taşırBin mihnet dolu kafasında yorgun bedenHer şeyin geliş saatidir akşamMahallede ömürler akşamüstü başlarHepsi burda buluşmaya gelir akşamBaşka dünyalardan ayaklar, başlar..