Yönetmen Nihan Ertem belgesel sinemanın Türkiye’deki durumunu anlattı. Okumanın ve ülkemize ait değerleri yaşatmanın önemine dikkat çeken Ertem devam eden çalışmalarından söz etti

Edebiyat alanında da üretimleri olan yönetmen Nihan Ertem, pandemi sürecinde “Kaybedilen Değer Hıfzıssıhha” belgeselini yaptı. Cumhuriyet Türkiyesi’ne sağlık alanında büyük katkıları olan Refik Saydam’ın yaşamından önemli kesitler sunan belgesel İzmir’in de son dönemine ışık tutan bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Atatürk’le Samsun’a çıkan kadronun içinde yer alan Saydam’la ilgili çarpıcı bir panoramayı takip etmek için bu belgesel önemli bir yerde duruyor. Ertem, Türkiye’de belgesel sinemanın olması gereken yerde olmadığının da altını çizerek, “Belgesel sinemanın geçmişi eski ancak kendisi eskiliği oranında gelişmemiş ne yazık ki! Bu da toplumun sosyokültürel düzeyini gösteriyor. Bu bağlamda söyleyecek olursam, eski belgesel film çalışmaları hatırlatılması yönünde yayınlanmadığı için hafızaya karşı ve genel olarak da sınıfta kalmıştır” dedi. Yeni çalışmalarının hafızaya katkı sunan çalışmalar olacağına değinen Nihan Ertem’e bırakıyoruz.

-Sayın Ertem, edebiyat ve sinema alanında üreten birisiniz. Ancak daha çok belgesel alanında etkin çalışmalarınız olduğu görülüyor. Sizin pencerenizden belgesel sinema neyi ifade ediyor? Hangi yönüyle önemsiyorsunuz?

- Merhaba... Aslında belgesel sinema hakkında söylenecek çok şey var. Özellikle araştırmayı içeren görsel bir şölen olması örneğin. Belge ve kanıtlara dayalı bir izlenim olması, gibi. Benim penceremden belgesel sinemayla ilgili bir şeyler söyleyecek olursam şunu ifade edebilirim: Kitap yazan aydın bir birey olarak okumayan bir toplumda sesimi en azından görsel ve kanıt ifade eden bir yolla duyurmaya çalışıyorum, son dört - beş yıldır.

-"Kaybedilen Değer: Hıfzıssıhha Belgeseli" adlı çalışmanız pandemi koşullarında yapıldı. Bugünden baktığınızda belgeseliniz ne ifade ediyor?

- Evet, “Kaybedilen Değer Hıfzıssıhha” adlı belgeselimi pandemiden ilham alarak hazırladım. TV'de yayınlandığında Eylül 2023'dü. Yani pandemi dönemi sona ermişti. Bu tarihten bir-iki yıl önce yayımlanmış olsaydı, çok daha ilgi ve merakla izlenirdi diye düşünüyorum. Çünkü halkımız ne yazık ki balık hafızalı. Tabii ki bu durum hepimizi kapsamaz ama ben genel bir değerlendirme yapıyorum. Genelde unutan ve sorgulamayı az yapan bir toplumuz. Belgeselim aslında ve bugünden bakıldığında çok şey ifade ediyor: Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü gibi bir kurumun tarihçesini, aşı ve bulaşıcı hastalıklarla ilgiyi birçok bilgiyi, pandemi döneminin izolasyonunu, vs. Ve de en önemlisi böyle bir kurumun bitirilmeye çalışılan ama hep yaşayacak olan değerini ifade ediyor.

BELGESEL SİNEMANIN DURUMU

-Türkiye'de belgesel sinemanın geçmişi uzun metrajlı filmlerden daha eski. Sizce ülkemizdeki belgesel sinema hafızaya katkı konusunda nasıl bir sınav vermiştir?

- Belgesel sinemanın geçmişi eski ancak kendisi eskiliği oranında gelişmemiş ne yazık ki! Bu da toplumun sosyokültürel düzeyini gösteriyor. Bu bağlamda söyleyecek olursam, eski belgesel film çalışmaları hatırlatılması yönünde yayınlanmadığı için hafızaya karşı ve genel olarak da sınıfta kalmıştır.

-Belge film yapımının hangi alanlara yönelmesi sizce daha elzemdir?

- Belgesel filmlerin eski değerleri yaşatma yönündeki yapımı çok daha elzemdir bana göre. Çünkü değerleri unuttuğumuz bir toplumsal çürüme aşamasına gelmiş gibiyiz. Maalesef bundan sorumlu olan en baş faktör siyaseten egemen olanlardır. Bu alandaki üretimsizliği ya da başarısızlığı buna göre ele almak gerekir. Bu bağlamda bizim payımıza düşen ve düşmesi gereken elbette güzel değerleri üretmek ve üreten sanatçılara destek vermek olmalıdır.

HEDEFLENEN PROJELER

-Sizin heybenizde bekleyen veya yapmayı planladığınız çalışmalar nelerdir?

- 2023 yılında, Cumhuriyet'in kuruluşunun 100.yılında çocuklara ithafen yazdığım "Ata'nın Torunu Güneş" isimli kitabım hem ilk çocuk kitabım hem de kuruluş sebebiyle yazıldığından dolayı benim için büyük önem taşıyor. Yeri gelmişken söylemek isterim ki, ikinci çocuk kitabımı yazmaya hazırlanıyorum. Az okuyan bir toplumda yazmaya biraz ara vermiş bir yazar olarak çocuk kitaplarının daha çok okunduğunu gözlemledim... Bunun dışında sosyal içerikli kısa film senaryolarım da mevcut. Bunların çekimini planlama aşamasındayım.

YAZARIN KİTAPLARI

-Yeri gelmişken basılı kitaplarınızdan da söz eder misiniz?

- Çocuk kitabımın dışında üç tane yayımlanmış kitabım var. İlk kitabım 2017'de basıldı, ismi Mozaik. Siyasi bir hikaye kitabı. Geçmişten geleceğe Türkiye'nin resmi çekilecek olursa bunun kitaba dökülmüş halidir, tabii ki benim penceremden. İkincisi 2019'da basılan 'Karda Açan Çiçekler ' kitabı olup yaşanmış kadın hikayelerini konu alıyor. Üçüncü kitabımın ismi ise 2021'de basılan 'Aşk ve Darbe'. Yani yaşanmış bir aşk hikayesi olduğunu söyleyebilirim. Kitaplarımı satın almak isteyenler internet üzerinden sipariş verebilirler.

BİLİNÇ VE FARKINDALIK

-Eklemek istediğiniz bir husus varsa seve seve yazarız. Son söz sizin

- Tüketim toplumu olduğumuz şu ortamda isterim ki halkımız biraz olsun farkındalıkla daha çok üretsin ya da üreten, sanat ve kültüre daha çok destek versin. Çünkü bizi tüketmek değil üretmek kurtaracak. Sadece ihtiyaç kadar tüketim olsun ülkemizde. Bunun yerine okuyalım, öğrenelim ve sorgulayalım... İkinci belgeselim ve henüz yayınlanmayan sosyal medya konulu belgeselimde de dijital medya tüketiminin aşırılığından bahsettim. Bu da büyük bir tehlike bence. Bilinç ve farkındalıkla daha iyi bir toplum olacağımızı düşünüyorum.

NİHAN ERTEM KİMDİR?

Yazar/Senarist- Yönetmen

İzmir doğumlu olan Nihan Ertem, lise eğitimini İzmir'de tamamladıktan sonra üniversite eğitimini Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'nde yapmıştır. Mezun olduktan sonra iş deneyimini genel olarak basın yayın alanında kazanmıştır. 2002 yılında İzmir Anadolu Ajansı’nda yaklaşık bir yıl sözleşmeli olarak çalışmış, hükümet değişimi sonrasında ayrılmak zorunda kalmıştır. Çeşitli yerel televizyonlarda muhabirlik ve haber spikerliği yapan Ertem, yerel ve genel seçimlerden önce milletvekili adaylarının basın danışmanlığını da yapmıştır. Gazeteciliğin siyasi alanında deneyim kazandıktan sonra bu deneyimlerini aktarmak amacıyla Mayıs 2017'de ilk kitabı olan "Mozaik"i çıkardı. İki yıl sonra kadının toplumdaki sorunlarını işleyen "Karda Açan Çiçekler" ve 2021 yılında 3. kitabı ve ilk roman çalışması olan "Aşk ve Darbe" yayımlandı. Nihan Ertem’in dördüncü kitabı, Cumhuriyet’in 100. Kuruluş yıldönümü için çocuklara özel yazılmış olan “Ata’nın Torunu Güneş” isimli çocuk kitabıdır. İlk belgesel film çalışmasını 2021 yılı başında aldığı senaryo yazarlığı eğitiminden sonra pandemiden esinlenerek yazmıştır. Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün tarihçesini anlatan “Kaybedilen Değer Hıfzıssıhha” isimli belgesel film çalışması, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Eylül 2023’de KRT TV’de gösterime girmiştir. Nihan Ertem’in “İki Ucu Keskin Bıçak” isimli belgesel film projesi ise, konusu sosyal medya ile ilgilidir; film hazırlanmış olmakla birlikte henüz yayımlanmamıştır ve gösterime girmesi için beklemektedir.

Kaybedilen Değer Hıfzıssıhha filminin linki:
https://www.youtube.com/watch?v=YKQLzZtoh24&t=46s