Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, katıldığı canlı yayında, kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin, “Ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum” dediğini iddia etti. Tekin’in kız çocu...
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, katıldığı canlı yayında, kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin, “Ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum” dediğini iddia etti. Tekin’in kız çocuklarının okullaşmasını sağlamak ve velileri ikna etmek için “Kız okulları da açabilmeliyiz” demesi üzerine karma eğitim ile igili tartışma başladı.
Asıl amacının okullaşma oranını artırmak olduğunu ve karma eğitimi esas aldığını söyleyen Tekin’e HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici de destek verdi. Ancak kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine Bakan Tekin'in "Yanlış ifade ettim" dediği belirtildi.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, katıldığı programlarda iktidarı eleştirdi, "İktidarın 2002 yılından bu yana kadın ve din üzerinden siyaset yaptığının resmini çizebiliyoruz." dedi. 15 yaşındaki çocukların," flört" nedeniyle 15 yıl cezalandırılması yerine, 15 yaşında evlendirilmelerinin önüne geçilmesi gerektiğini anlattı. Güllü, kız çocuklarının eğitiminin önündeki en büyük engelin toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğunu ifade etti. Güllü, Bakan'ın art niyetli olduğunu savundu, kız okulu, müftüye nikah yetkisi, geçmişteki kadınlara özel otobüs, vagon gibi ulaşım alternatifi adımlarının siyasal İslam’ı yeşertmek amacıyla atıldığını savundu.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, "Yanlış ifade etmedi, yanlış anlamadık. Karma eğitime dokundurtmayacağız" dedi.
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka da sosyal medya hesabından seslendi: "Bakan Yusuf Tekin’e sesleniyorum, karma eğitim gerekçesiyle çocuğunu okula göndermediğini ifade eden aile sayısı kaçtır? Bu aileler için bir cezai yaptırım uygulandı mı? Bu ailelerin çocuk sayısı kaçtır? Kaç çocuk ailesi tarafından okula gönderilmiyor? Bu çocukların eğitim almasını sağlamak için bir çabanız var mı?"
Bir ülkede "Milli Eğitim"i omuzlayan kişinin ortaya atacağı bir çözüm önerisi olamaz "kız okulu". Okuttuğunuz kızları sonra ne yapacaksınız, kız bankası, kız hastanesi, kız devlet dairesi kurarak orada mı görevlendireceksiniz? Erkeklerle hiç karşılaşmayacaklar mı? Bunun için bir sonraki "önlem" ne olacak?
Tepki gösterenler "din düşmanı" değil. Okulun önündeki engel eşitsizlik ve yoksulluk, namus değil. "Namus" tüm topluma ait yalnızca kadına yüklenemez. Dolayısıyla, kadın kadına kalmakla, kadını eve kapatmakla korunmaz. Ancak eşit bir toplum inşa ederek, adaletle hükmederek korunur. En önemlisi bilgiyle korunur.
O halde en ücra köşelerde dahi eğitim ve öğrenimi yükseltmek gerekir. Bu görev de çocuklar üzerindeki baskıyı kaldırmakla mümkün olur. Bu baskılar aile baskısı mıdır, yeniden yükselen cemaat baskısı mıdır, önce bunu anlamak lazım. Kız çocuklarına kim, neden müdahale etmek istiyor? Devamında ne planlanıyor?
Devletin ilk görevi, kimsenin kendisini devlet yerine koymasına izin vermemektir. Çocuklarımızın geleceğine yalnızca aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür toplum karar verir.