Bir anne olarak şunu çok iyi biliyorum: Evde biri “kolesterolüm yükselmiş” dedi mi, mutfakta hemen olağanüstü hal ilan edilir. Yağ şişesi rafa kaldırılır, yumurtaya mesafe konur, tencereler bile suçlu gibi bakılır. Ama gelin doğruları bir sakin sakin konuşalım. Kolesterol sadece tabağımızda olan bir şey değil. Uykusuz gecelerde, geçiştirilen öğünlerde, hiç çıkılmayan yürüyüşlerde de kolesterol yükseliyor. Kolesterol Her Zaman Kötü Değil Vücudumuz kolesterole muhtaç. Onsuz hormon olmaz, hücre olmaz, güç olmaz. Mesele onun fazlası ve yanlış türü. Hani çocuklar vardır ya, biri usludur, biri yaramaz… Kolesterol de öyle: İyi kolesterol (HDL): Evi toplayan, ortalığı düzenleyen çocuk. Kötü kolesterol (LDL): Her yere dağıtan, eşyaları kıran olan. Bizim görevimiz, iyiyi desteklemek, kötüyü terbiye etmek. “Hiç Yağ Kullanmayalım” Yanlışı Evde en sık duyduğum cümle: “Yağı tamamen kestim.” Ama yanlış… Zeytinyağı, ceviz, balık gibi yağlar düşman değil. Asıl problem: Margarinler, kızartmalar, paketli bisküviler, akşam çayın yanındaki masum sandığımız atıştırmalıklar. Yani kolesterol, çoğu zaman tencereden değil paketten geliyor. Yumurtaya Haksızlık Ettik Yıllarca yumurtayı suçladık. Oysa sorun yumurta değil, yumurtanın yanına koyduklarımız. Sucukla, beyaz ekmekle yenirse elbette yük olur. Ama sebzeyle, tam buğday ekmeğiyle yenirse annelerin dostudur. Biraz Hareket, Biraz Nefes Kolesterol sadece yemekle düşmez. Bazen: 30 dakikalık bir yürüyüş, bir kahveyi sakince içmek, kendimize ayırdığımız küçük bir zaman ilaçtan daha etkili olur. Son Söz Bir Anne Tavsiyesi Kolesterol yükseldi diye hayatı zehir etmeye gerek yok. Panik yok, yasak çok yok. Biraz denge, biraz hareket, biraz da kendimize şefkat… Çünkü sağlık, her şeyi kesmekle değil, doğruyu kararında yapmakla geliyor.