Ne Yazayım?

Ayşe Tuğçe PEKMEZCİ
20 Mart 2021

Ne yazayım bu hafta? Gündemde çok şey vardı ama benim gündemimde yoktu, karmaşık bir haftaydı…
Kadının kadına zulmünü yazsam? Hani en çok kadından gelenler acıtıyor ya, desteklemek isterken birbirimizi, köstek olduğunu fark ediyoruz. Hoba! Bu da nedir şimdi diyoruz! Sen de bunu yaparsan nasıl değişebiliriz, gelişebiliriz diye bu insanların yüzüne haykırmak istiyoruz. Diğer yandan anlaşılmayacağımızı da biliyoruz, anlıyor olsa zaten yapmazdı, hadi buyurun çıkmaza…
***
Yok, bu olmaz. Sıkıldım şu kadar yazınca bile.
Annem köşeden diyor ki, bitcoin ile silkelendi insanlar onu mu yazsan?
Ben ne diyeyim ki onlara diyorum. İnsanlar vermiş kararını, yapmış yatırımını, batan batmış, çıkan çıkmış, bunu psikolojik tarafından tutmak istersem sığamayız 300 kelimeye. Boş ver şimdi batmayı çıkmayı diyorum.
***
Şiddeti de yazdık. Tamam, daha çok yazalım. Görelim. Ama alıştık, alışkanlığımız haline döndü. Çok tehlikeli bir noktadayız mı yazayım. Artık şiddet haberlerini bile göz ucuyla okur olduk. Aynı senaryoyu defalarca görmek basit bir ilkeyi mi harekete geçiriyor.
Duyarsızlaşıyoruz!
Öldürülen bizim kızımız, oğlumuz olmadığı sürece bir problem yok mu?
Anlayamadık, anlayamıyoruz…
***
Ne yazayım?
Pandemi de artık değişik bir noktaya geldi. Korkuyla çok kolay yönetilebilen bir kitle olduğumuzu kanıtladık, her şeye uyum da sağlıyoruz. Maskeyse maske, yasaksa yasak, uzaksa uzak! Toplanmalara, görüşmelere hasret kalmıştık. Oturduk bir çay içtik kafede. Nedir bu korku diye baktık insanlara. Bir danışanımda bugün vadesi gelenin gittiği ile ilgili açıklamalar yaptı bana. Korona var ya da yok, vadesi gelen de gidiyor demek ki…
***
Sakin olmayla, içe dönmeyle ilgili farklı insanlarla görüşmeler yaptım bu ara. Nedir bu kendine dönme ihtiyacımız? Ne zaman koşu bandında koşan insanlara dönüştük bilemiyorum.
Evi temizlemem lazım, daha çok çalışmam lazım, bunu bitirmem lazım, vakit yaratmam lazım, liste uzar gider, herkesin yapması gereken tonlarca şey var.
Ama bugün konuşan danışanım da haklıydı dostlarım. Belirli bir zamanınızın olduğu bir düzlemde yaşıyorsanız ( bildiğimiz kadarıyla öyle) yaptığınız işlerin sonunun ne zaman gelmesini bekliyorsunuz?
Kaçacak deliğimiz yok, dinlenecek bir koltuğumuz yok. Koşu bandımız var. Pırıl pırıl. Koşulmaya hazır.
En iyisi böyle yazayım, lafı çevirmeyeyim. Koşmayın dostlarım yazayım. Hatta kızayım, nereye koşuyorsunuz, durun! Diyeyim. Belki bir okuyan çıkar…

Çanakkale ruhu

Güzel görünmek herkesin hakkı!