Hepimize ilişkileri sürdürebilme becerisi olarak karşımızdaki kişiyi değiştirebileceğimiz ve onları idare etmemiz gerektiği öğretildi. Oysa en büyük yanlış bir başkasını değiştirme gücüne sahip olduğumuz inancının kendisidir. İnsanlar büyütebileceğimiz bir ağaç olmadığı gibi onları büyütme gücüne de sahip değiliz.
İstatistiklere göre boşanmaların neredeyse yüzde 70’i kadınlar tarafından başlatılıyor. Genel anlamda ilişkilere bakıldığında ilişkilerin çoğunda erkekler ilişkinin finansal sorumluluğunu alırken, kadınlar ilişkinin duygusal işçiliğini üstleniyor. Birlikte olduğu partnerin duygusal durumundan kendini sorumlu tutan kadınların çoğu ilişkide partnerini değiştirme ve büyütme sorumluluğunu üstlenerek ilişkisini yürütmeye çalışıyor. Çoğu boşanma kararı, kadınlar için bu noktada yanı partnerinin değişeceğine olan inancını yitirdiğinde alınıyor. 
Ataerkil bir toplum yapısı kadına ilişkilerini yürütebilmek için onları idare etmeleri gerektiği öğretisini dayatır. Onları idare edebilmek için her gün kendi kimliğimizden vermeye devam ediyoruz ya da tüm enerjimizi karşımızdakini değiştirmeye harcıyoruz. Kendimizden vazgeçip kendimizi yok ederek devam etmeye çalıştığımız o ilişkilerde eni sonu pişman, mutsuz ve bağımlı hissediyoruz. Elimizde partnerimizi değiştirme gücüne sahip değilsek partnerlerimizin istemediğimiz davranışları ile nasıl başa çıkacağız? 

KIRMIZI ÇİZGİLER

İlişkimizde belirleyeceğimiz kırmızı çizgilerle… Kırmızı çizgiler demek, sahip olduğumuz ilişkide kendi sağlığımız için tartışması bile yapılamayacak olan sınırlarımızdır. Karşımızdaki kişinin daha iyi olacağını düşünerek onların yapmış olduğu yanlışlara katlanmak ve onlara biraz daha tahammül etmek değildir. İlişkide kırmızı çizgiler karşımızdakine nerede durması gerektiğini anlatan sınırlarımızdır. Kırmızı çizgiler karşımızdaki kişiye büyümeleri ve değişmeleri için ilham veren, kişinin büyüme ve değişebilme potansiyellerine odaklanmasını sağlayan önemli bir ilişki becerisidir. 
İlişkide istikrar yaratabilmek için partnerimize uyumlanmak var olan potansiyelimizin yarısından fazlasını kullanmamak demektir. İlişkide sınırlar belirlemek bencillik demek değildir. Tam tersi kendi zihinsel ve duygusal sağlığımız için sahip olduğumuz gücü koruyabilmek demektir. Sınırlarımızın ne olduğunu belirlemek kişinin önce kendi istek ve ihtiyaçlarına odaklanması ile mümkündür. Kendi sınırlarımızı belirlemek başta size zor gelebilir ama onların ne olduğunu belirler, ilişkimizde onları uygulamaya koyarsak kendimizi daha çok seven ve kendimize daha çok saygı gösteren birer bireyler olacağız.