'Hiç biter mi böyle sevda...'. 'Gönül adamı' denir ya, ta kendisi. Bakmayın apolete, rütbeye, kılık kıyafete gösterilen itibara, sert bakışa, çatık kaşa filan. Yoksa, yanılırsınız. Tertemiz kalpli, ahlaklı, dürüst, namuslu bir insan evladı, ta kendisi. Tıpkı İhsan Türe, Halil Erdoğan, Necmi Temizel hocalarım gibi, özel ve güzel insanlardandır Şakir Kuruş hocam da. Rahmetli babam Mehmet Aydınoğlu'ndan 1 yaş büyük, rahmetli annem Nimet Aydınoğlu'ndan da 3 yaş küçük. Soyadı Kuruş ama, parayla pulla çekle senetle işi olmadı. Bir zamanlar çok değerli olan para birimimiz olan Kuruş'tan değil. Avro, dolar, mark gibi para biriminden hiç değil yani. Kâğıt parçası ile demirden cisim tek amacı değil, sadece aracı oldu. İstese, aklı ve de zekâsı o tarafa kaysa var ya ohoo. Yetiştirme payı bile istese el altından, vay be. Boşa sevmedik, saygı duymadık yani. Yaşarken sordum, 'Kuruş ne hocam ?' dedim. Anlaşılması güç hatta anlamsız, yakışıksız soyadı vardır. O an ne denk gelirse, öyle soyadları. Vakti zamanında çok insan var, 29 da harf. Bu kadar türemiş. Yanıtladı, 'Çorum'da sülalemize Kuruşiler denirmiş, i harfini kaldırmış, merak etmiştim bana böyle söylendi' demişti. İçi dışı bir, Allah'ın kulu. Dobra idi, açık sözlü idi ama dangalak değildi. Hayatımın her alanında vardı. Bir tek Denizgücü'nde futbol oynamadım, öğrencisi olamadım. O kadar. 54 yaşına kadar oynadı, antrenörlük, teknik direktörlük de yaptı. Hakem olarak Denizgücü futbol takımında kaptan iken maçını yönettim, düdük çaldım. Yardımcı hakem olarak da çıktım, haberlerini yaptım. Şerife ablamla Alsancak Stadı'nda evlendi, o gün sahalara veda etti. O gün de oradaydım mesela. Hürriyet'te kritik yazarı, yorumcu oldu. Beraber izler, kâğıda notlar alır, çıkmalar yapardı. İri kalemi vardı. Yıkılan Hürriyet Ege Bölge Binası'nda, hha'da olympia efsane marka daktilonun başına geçerdik. 10 parmağım hiç olmadı ama, yine de hızlıydım. Okur, söyler, yazardım. 'Şu kelime daha iyi gider abi' derdim, sert bakardı ama. Yumuşak kalpli, adam gibi adamdı. 'Çok güzel ifade Meto yaz gitsin' derdi. Ertesi gün basılı gazete görünce de kelime hatalarına, yazım hatalarına çok dikkat eder. 'İyi olmuş eline sağlık' demeyi de unutmazdı, sabit telefondan. Üşenmezdi, çok mutlu olurdum.

ÇORUMLUDUR ADAMDIR, İNSANDIR

Çorum, Merkez İlçe, Cemilbey (Çorak) Köyü doğumlu, babası öğretmen, annesi ev hanımı. 13'ünden 54'üne dek, 41 yıl sahalardaydı. Çorum Güneşspor'da güneş gibi doğdu, 4 sezon formasını giydi. İlk ve Ortaokulu Çorum'da okudu. Kasımpaşa'daki Deniz Astsubay Okulu mezunu. Durmadı, hep koştu, çalıştı, maratondu yaşamı. Aynı disiplin ve azimle. Güneşspor'un ardından askeri takımlar İstanbul Denizgücü ile Gölcük Denizgücü'nde forma kuşandı. Mezun oldu, iki yıl öğretmenlik yaptı. Ben daha doğmamışım, 1963'de İzmir'e bir geldi, pir geldi. 2011'de ülke genelinde kapatılan Denizgücü ekiplerinden, İzmir Denizgücü'nde 'Bismillah' dedi. Futbolcu, teknik direktör, antrenör olarak hizmetlerde bulundu, çok başarılı olan Ordu Milli Takım formasını da giydi. İzmir Denizgücü ile o kadar çok şampiyonluk yaşadı ki, hangi birini yazayım. Google'a bakabilirsiniz. Amatör takım sıfatı ile katıldılar, elemedikleri profesyonel lig takım kalmadı. Hep Şakir Kuruş hocam vardı. Başbakanlık ile Gençlik ve Spor Başkanlığı ile Türkiye Amatör Küme Şampiyonası'nda finale kadar yükseldiler. 6 şampiyonluk, dile kolay. Finale kaldıkları 4 maçta, ikinciliklere üzüldüler. Denizgücü'nün başarılar dolu tarihinde 5 teknik adam görev yaptı, kapatılıncaya kadar. Şakir Kuruş, Adnan Akçora, Celal Bölgen, Ali Yaşar, Mehmet Emin Yılmaz ile Volkan Arslan. Şakir hocamın yetiştirdiği isimler, kuşaktan kuşağa miras gibi. Kapatma kararını öğrenince ağlayan o gözlerini gördüm, daha da üzüldüm. 'Asker ağlamaz, çekme boşver' dedi. Evladı gibi, baktı çünkü Denizgücü'ne. Her zaman toplumumuzda, bazı tipler oldu, olacaktır da. Her ilimizde doğanlar, yaşayanlar için olumlu olumsuz laf ederler, genelleme yaparlar. Birkaç kelime uydururlar. 'Şurdan bu çıkmaz, burdan bu olmaz' diye. Sanki kendileri çok bir şey de. Şakir Kuruş hocam ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, evladımın doğumunu da yapan Prof.Dr.Mustafa Eminoğlu hocam. İki bariz örnek insan evladı, Çorumlu. Yetmez mi, 100 kişiye bedeldir ikisi de. Adam gibi adamdır, gibisini bırak adamdır, adam olarak da veda ettiler. Rahmetle, şükranla. Komutanlıklarımızı yazdım, ismen de hizmet verenlere de şükranlarımı sunayım. 'En başta' diye belirterek de adaletsizlik yapmak istemem. Bir müze de Karamürsel'de açıldı. Alfabetik ve de rütbeye göre de yazamam, yazmam. Düşünen, akıl eden, fikir veren, yol açan, çaba sarf eden, emek veren, uygulayan Denizgücü forması da giyen, çalıştıran Emekli Albay Adnan Akçora ile Emekli Astsubay Mehmet Emin Yılmaz'a, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Deniz Tatlıoğlu'na, kendini yetiştiren müzecilik doktorası yapan Gemi Müze Müdürü Dnz.Ütğm. Dr.Çağrı Pala'ya, Nail Yalınkılıç ile Yavuz Tunç'a hassaten şükranlarıma sunuyorum. Şakir hocam için parmağını oynatanlara da selam olsun, Allah razı olsun.

NİYE KAPATTINIZ Kİ DENİZGÜCÜ'NÜ?

Bir ödülümü elinden almışlığım da vardır, kim akıl ettiyse bin yaşasın. Çocuğu da yoktu, futbola sevdalıydı, bir de askerliğe. Çoğu vefasız çıksa da binlerce evladı oldu, hepsi de erkek. Hasta iken aramayanlara, içlenirdi adları bende. Muhabbet ederken anlatırdı, özelini. Yazmazdım haliyle, oysa hepsi manşetlik. Vicdanım çok rahat, böyle onurlu bir insanı üzmediğim için. Maçını yönetirken de çok yardımcı olurdu rahmetli, ben de yalakalık kayırma yapmadım, ne gördüysem o. Takımına kendine güvenirdi, haliyle. Büyük adam vesselam. Şahsımda az patavatsız değil hani. Yaşım 21 filan. Son günlerinde hastanede yatarken, ziyaretine gittim sık sık. Askerlikten, antrenörlükten dostu İsmet Sade hocam ile. Çok memnun oldu dedi ki, 'Ya sevgili hakemim yıllarca spor yaptım, açık hava temiz gıda, spor yaptım, yediğime içtiğime dikkat ettim. Bu başıma (hastalığını kastederek), niye geldi ki' derdi. 2018 ila 2019 yılları sonları. 84 yaşında iken, 7 Şubat 2019'da vefat etti. Kıvıramam ki, 'Hocam asıl bu saydıklarınızı yapmasaydınız, şu an görüşüyor olamazdık' dedim. Sarıldı ben de o mübarek elini öptüm, meğer son kez imiş. İyi ki de yapmışım. Ağabey, abi, hocam, kaptanım derdim, bir gün 'Şakir amca' deyivermişim, ne bileyim. 'Oğlum canımı sıkma ne amcası' dedi. Fırça değil, normal konuşma tarzı. Hafif bir tebessümü de eksik bırakmadan. Önemli olan niyet, öngörü, empati, gerisi hikâye. 2015 yılı idi sanırım, gazeteci ustam İbrahim Irmak abimle evinde muhabbet ederken, söyledik. 'Bu kadar hatıra, kupa, madalya, bröve, diploma, ödül ziyan olmasın. Müze açmak gerek' dedik. Yalvardım, yazdım, söyledim. Ne arayan oldu ne soran. Aylar geçti, cennet mekân aradı sağlığı da yerinde idi. 'Almaya geliyorlar, müzeye konacak' dedi. Çocuk gibi bir sevinçle. İki araçla, imza karşılığı alıp gittiler, belediyeden. Sonra da peşine düştük. Gitti de nereye, nerde şu an ? Ara ki bulasın, bir haber yok. Nemlenip çürüdü mü, çöpe mi gitti ? Kent Müzesi'nde olduğunu söylediler. Böyle anılara, anlara, tam müzelik eserlere merak olan, görevli de olan Av.Ulvi Puğ abim üstadım bilir. Kendisine de soramadım. Ya yoksa oralarda da yoksa. Sivillerin sadece söylemde kaldı, askerler Şakir Kuruş abimizin aziz hatıralarına sahip çıktı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile Güney Deniz Saha Komutanlığı'na, Denizgücü emektarlarına, Şakir Kuruş dostlarına, destekleri ve de onayları için bir sade vatandaş olarak sonsuz teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Yakın geçmişte Deniz Kuvvetleri Komutanlığı aldığı kararla, o beklenen müzeyi açtı. Bu bir fragmandı, ön provaydı. Hakem, antrenör ve asker dostları Nail Yalınkılıç ile Yavuz Tunç hocalarım ile haliyle Şerife ablam vardı. Daha kapsamlısı, nihayet Şakir Müzesi, sabit kalan Gezi Müzesi'nde sergilenecek. Ücretsiz, halka açık. Düzeltme yapacağım Google'da 'ebedi istirahatgahı' için Narlıdere Aşağı Narlıdere yazıyor. Kavacık Köy Mezarlığı diyen var. O da değil. Tam olarak Selway Outlet'i geçince, TOKİ'yi de geçince solda, Kavacık Köyü'ne gelmeden Tırazlı Köyü Belediye Mezarlığı'nda. İzmir Müze Gemiler Müdürlüğü de (İzmir Museum Ships Directorate) Başak Sokak, Özdilek AVM karşısı, İnciraltı'nda. Yarın, 6 Şubat 2026 Cuma günü saat 11.30'da sonrasında da lokma hayrı yapılacak müzenin, geminin önünde. Ardından da kabristan ziyareti gerçekleştirilecek. Kısmetse, ordayım bekleriz.