Yaş yolun yarısını çeyrek geçe. Dile kolay! Şu fani dünyada tam yarım asır. Hiç değişmedim diyen yalan söyler insan değişiyor elbette. Mesela artık ne acele ediyorum günler geçsin diye. Ne de arkama bakıyorum eskiler geri gelsin diye. Öylece bir pencerenin önünde durur gibi duruyorum hayata karşı. Dışarı bakıyorum. Ama asıl olanın içeride olduğunu biliyorum. Çünkü dışarıdakiler zamanın sarkacında tek tek silinip gidecekler. Tıpkı dünküler gibi. Dün demişken şu saçımdaki aklar. Onlar o meşhur şiirdeki gibi bir sabah uyanıp aniden aynada fark ettiğim şeyler değil.

HEPSİ YADİGAR

Hepsi dünlerden bana yadigar. Uzun yıllardan. Uykusuz gecelerden, söylenemeyip içime attığım o koca kelimelerden. Her biriçok şey anlatıyor aslında. Konuşmadan, seslerini hiç yükseltmeden. Hatalarımı tek tek vuruyorlar yüzüme. Hem de hiç çekinmeden. Artık kimseye de karışmıyorum. Karışsam da kimsenin öylece söylendiği gibi değişmeyeceğini biliyorum. Kırılganlıktan değil. Boşuna olduğunu bildiğimden. Başkalarına uzanacak ellerimi çoktan cebime koydum ben. Kendi türkümü söylüyorum kendi kendime.

KURU KALABALIK

Duyan, dinleyen olmayacağını bile bile. Bak zaten ortalıkta kimse de yok. O eskinin kalabalıkları çoktan dağıldı tek tek. Sayabiliyorum. Şunun şurasında üç buçuk dostum kaldı. “Buçuk” olanı da zaten hep yarım vardı. İşi varsa var. Yoksa yok. Olsun. Azlar ama yerindeler. Zaten istemiyorum kuru kalabalıkları. Yoruyor insanlar artık beni. Hınca hınç sokaklar. Uzun cümleler. Boş boş tıngırdayan insanlar. Dışarıya çıkmak gelmiyor çoğu zaman içimden. Çünkü evde kaldıkça hayat sana daha az soru soruyor. Ben de daha az cevap veriyorum. Eskiden çok şey olmak isterdim. Şimdi az şey olmak yetiyor da artıyor bile. Yine de mutluyum. Sevdiğim bir işim. Bana huzur veren bir ailem. Kızlarım. Eşim ailem var. Az da olsa hayatıma anlam veren dostlarım var. Kimi yakında kimi uzakta. Evet ben de bazen özlüyorum geçmişi. Ama çağırmıyorum. Bugün yolun yarısını çeyrek geçtim. Bu bir bitiş değil. Bu, hayatla aramda kurulan sessiz bir anlaşma. Ve içimden ama taşmadan söylüyorum: İyiyim. Mutluyum. Bu da bana yetiyor.