“Çocukluk aklın uykusudur” Jean Jacques Rousseu

Geçtiğimiz hafta ülkemizde korkunç olaylar yaşandı… Teknoloji çağındayken, her şey değişirken eğitim sistemimizin de değişmesi gerektiğini ne zaman anlayacağız!

14 Nisan’da Şanlı Urfa’da, Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne sabah saatlerinde okula gelen eski öğrenci Ö. K. pompalı tüfekle okulda faciaya neden oldu. Sonucunda 10’u öğrenci toplam 16 kişi yaralandı. Saldırıda bulunan kişi sonrasında elindeki tüfekle intihar etti. Saldırıda bulunan kişi 19 yaşındaydı!

Hemen ertesi gün bizler olayı sindirmeye çalışırken, Kahraman Maraş’ta Aysel Çalık Ortaokulu’nda okulda okuyan İsa Aras Mersinli adındaki öğrenci yanında getirdiği 5 tabanca ve 7 adet şarjör ile 8’i öğrenci, 1 öğretmen olmak üzere 10 kişiyi öldürdü.13 kişi de yaralandı. Olay esnasında saldırgan da öldürülüyor. O da henüz 14 yaşında!

Sonrasında İzmir’deki 8 öğrenci sanal medya platformlarında yaptıkları paylaşımlar nedeniyle, eylem planı yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınıyor…

İkinci olay olduğunda 14 yaşındaki çocuk bu silahları nerden bulmuş ve kullanmayı nasıl öğrenmiş diye kendi kendime sorarken, babasının emniyet görevlisi olduğunu televizyondan öğreniyorum. Babasıyla bir gün önce gittiği atış poligonu görüntüleri ise beni hayrete düşürüyor!

Saldırganların sosyal medya platformları incelendiğinde şiddet oyunları oynadıkları ortaya çıktı...

Çocuk yetiştirirken her türlü faktörü göz önünde bulundurmak lazım. Genetik, çevresel koşullar, aile, eğitim, beslenme, hormonlar… Tabii bu konuda çok anne babalara görev düşüyor. Günümüzde maalesef ebeveynlerin egoları, ‘herkes ne der’kompleksleri çocukların iç dünyasında büyük girdaplar oluşturuyor. Mesela Kahraman Maraş’taki saldırgan çocuğun ciddi psikolojik sorunları varmış. Aile, psikoloğun ve öğretmenlerin tavsiyelerini görmezden gelmiş. Emniyet memuru olan babanın çocuğu silahlarla haşır neşir etmesi, okuldaki müdürün kayırmacılığı da eklenince korkunç sona gidilmiş. Günümüzde,yetişkinler olarak biz bile onca dış uyaranın etkisiyle aklımıza zar zor sahip olmaya çalışırken, hormonları tavan yapan ergen çocuklar bu hayatla nasıl baş etsin!

MAFYAVARİ

Ülke olarak ciddi ekonomik sıkıntılar yaşamamız, kültürün ve bilginin göz ardı edildiği bir toplum haline dönüşmemiz, topluma para aklayan mafyavari bir sistemin hakim olması, teknolojini sadece sosyal medya ve oyunlardan ibaret kullanılması, televizyondaki programların ahlaksızlığı, kabadayılığı yüceltmesi, aile içindeki egolar neticesinde; çocuklarımızı kafası karışık, nefret dolu insanlara dönüştürdü. Onlar da iç dünyalarındaki boşlukları; cinsellikle, alkolle, uyuşturucuyla ve saldırganlıkla doldurmaya başladılar. Okul çağlarında diğer çocukları zorbalıkla sindirmeye çalışan, eskinin acımasız çocukları, şimdilerde internettekiuygulamalarda, guruplar oluşturarak çeteleşmeye başladılar. Birbirlerini ve diğer zayıf karakterdeki çocukları etkileyerek topluma adeta saldırganlık pompalıyorlar.

Geçen gün seyrettiğim Ferit Atay’ın, Erkan Trükten ile yaptığı internet yayınında çocuk yaştaki çetelerden biri canlı yayında Erkan Trükten’i arayarak, fotoğraflar atarak tehdit etti. Bakın tehdit ettikleri Erkan bey; Hak Birliği Hareket Partisi’nin genel başkanı ve cumhurbaşkanı adayı. Bu çete Erkan beyin cep telefonunun numarasını, adres bilgilerini bile ele geçirmişler. Erkan Trükten canlı yayında haklı olarak çıldırmış durumda. “Bu çetelerin örgütlendiğini; savcı, asker ve polis çocuklarını kullandığını “iddia ediyor. C31K denen bir örgütün “çocukları kullanarak 100 bin kişilik bir örgüt oluşturduğunu” belirtiyor. 12-19 yaş aralığındaki gençlerden oluşan grubun; “Devlet bize bir şey yapamaz” dediklerini söylüyor. Siber suçların da bu çeteleşmeyi hafife aldığını söylüyor. Daha sonra Erkan Trükten’in canlı yayında cep telefonu çalıyor, tehditler başlıyor! Programı seyrederken dehşete düşüyorum! Gerçekten de bu çocuklar korkusuz! Denetimsiz! Birkaç kez arıyorlar. Pompalı tüfek fotoğrafı yolluyorlar. Erkan beyin son kez aradıklarında, ses tonundan kız çocuğu olduğu anlaşılan biri konuşuyor “Erkan beyin buyurun kimsiniz, niçin arıyorsunuz?” diye sorması üzerine kız “Bilmiyorum, numaranız gurupta ve sitelerde paylaşıldı, bana da ara diye görev verdiler” cevabını veriyor. Durumun korkunçluğuna bakar mısınız?! Telefondaki kız “Niye arayayım, niçin arayayım” demeden, düşünmeden verilen görevi yerine getiriyor!!

Okullarda birbiri ardına gelen korkunç olayların zamanlaması tuhaf, sanki birileri düğmeye basmış, çocuklarımıza dehşet saçıyor!

Devlet derhal önlem almalı geleceğimize sahip çıkmalı. Aksi halde ülkemiz büyük kaoslara ve acılara sürüklenecek…

Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ydı…

Bu bayramda çocuklarımıza karşı boynumuz eğik girdik. Ölenlerin ailelerine sabır diliyorum. Türk Devleti’nin ve tüm kurum, kuruluşların durumu ciddiye alması ümidiyle…

Çünkü: “Çocuklar geleceğimizin güvencesi yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir.”

"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye'nin istiklaline, temeli benliğine, milli geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.“Mustafa Kemal Atatür