“Acı veriyorsa geçmiş, geçmemiş demektir…” Murathan Mungan
Yaş aldıkça, dostlar arasındaki buluşmalarda, eski günler yad edilir. Tatlısıyla acısıyla … Ne de olsa yaş ilerlemiş bir sürü anı birikmiştir. Özellikle de çocukluk anılarımız… o günleri dillendirmek sanki o zamanlara götürür bizleri…
O gün tüm arkadaşlar bir aradaydı. Birinin evinde toplanılmış, yenilmiş, içilmiş tüm gündem konuları konuşulmuş, tartışılmıştı. Sonra birden çocukluk günlerine dönülmüş herkes unutamadığı bir şeyleri anlatmaya başlamıştı. İçlerinden birisi “Ah hatırlıyor musunuz sabah kahvaltısındaki kızarmış ekmek kokularını” diye anlatmaya başladı. Yedi sekiz kişiydiler. Ve herkesin aynı koku sanki burnunda, teker teker anlatmaya koyuldular. Kimisi sabah kahvaltısında annesinin hazırladığı, kızarmış ekmekleri tereyağını, reçeli, kimisi okuldan eve geldiğinde yapılan kekleri, yemekleri anlatıyordu.
Herkes bir şekilde, çocukluğunda annelerinin onlar için hazırladığı kahvaltı masalarını, yemekleri anlatıyordu. Tüm bu sohbetlerin arasında hiç sesi çıkmayan, konuşmayan iki kız kardeş sessizce bakıştılar. Konuya girememelerinin nedeni ‘anne’ ve ‘kahvaltı’ ile ilgili bir hatıralarının olmayışıydı… Hayır öksüz veya yetim değillerdi. Üstelik bolluk içinde büyümüşlerdi. Mutlu bir çekirdek aileye sahiptiler, bakıldığında…
Bu iki kız kardeşin arkadaşlarının konuştukları konuda hafızalarında bir şey olmamasının nedeni yıllar sonra anlamışlardı…
Yazılarımda, narsist eşleri; kadınları ya da erkekleri,yazdım birçok kez. Ama bu hikâyeye rastlayınca, narsist ebeveynleri atladığımı düşündüm.
Kişiliğimiz, benliğimiz çocukluk zamanlarından şekillenmeye başlar. Bu yüzden anne ve babaların, çocuk büyütürken tutumları çok önemlidir. Narsist,annenin/babanın, ileride çocuklarına vereceği tahribat ancak ileri yaşlarda anlaşılır...
Narsist ebeveynlerin kızları; birilerinin kendisini koşulsuz sevebileceğine düşünemezler. Bu kız çocukları ancak mükemmel olurlarsa sevgiyi hak edeceklerine inanırlar alt benliklerinde. En başarılı, en güzel, en bakımlı onlar olmalıdır sevilebilmeleri için. Hep çevresindeki insanları mutlu etmek ve o insanlardan onay almak için uğraşacaklardır. Ve böyle oldukları için normal yetiştirilen hemcinsleri için hep kıskanılacak, dışlanacaklardır. Ne ironik değil mi?
Narsistlerin erkek çocukları ise hep bir şeyler için kendilerini kanıtlama ihtiyacı olacaktır. Onay ve sevgiyi bulamayan erkek çocuk, hayatla psikolojik olarak baş edebilmesi için en iyi bildiği yetişkinin rolüne bürünecektir. Bu da onu narsist bir birey yapacaktır…
Alın size toplumsal dram. Narsist erkekler ve kurban kadınlar. Bu böyle sürer gider…
Peki narsist bir ebeveyne sahip olduğunuzu nasıl anlarsınız?
- Çocuğu kullanma: Çoğu ebeveyn, çocuklarının başarılı olmasını ister. Bununla birlikte, bazı narsistik ebeveynler çocuklarından, sadece kendi bencil ihtiyaçlarının ve/veya hayallerinin gerçekleşmesi için, çocuklarının yararına olmayan beklentilere sahiptirler. Hal böyle olunca çocuk, kendi düşüncelerine, duygularına ve hedeflerine katkı ve değer verilen bir çocuk olarak yetişmek yerine, çocuğun bireyselliği azalarak, sadece ebeveynin kişisel isteklerinin bir uzantısı haline gelir.
- Rekabetçi değersizleştirme: Bazı narsistik ebeveynler, kendi özgüvenlerini sarstığı için, çocuklarının yüksek potansiyeli ve başarıları karşısında kendini tehdit altında hisseder. Sonuç olarak, narsistik bir anne ya da baba, çocuğunu alaşağı etmek için belirgin bir çaba gösterebilir. Böylece ebeveyn, daha üstün kalır. Bu tür rekabetçi değersizleştirmeye örnekler; her şeye kusur bulma, gereksiz yere yargılama ve eleştiriler, olumsuz karşılaştırmalar, olumlu tutum ve duyguların geçersiz kılınması, başarı ve kazanımların reddedilmesi/yok sayılması gibi.
- Büyüklük, üstünlük: Birçok narsistik ebeveyn, kim oldukları ve ne yaptıkları konusunda kibirli ve şişirilmiş ego ile yanlış bir benlik imajına sahiptir. Bir narsistin etrafındaki bireyler, genellikle insan olarak değil, sadece kişisel kazanç için kullanılacak araçlar (nesneler) olarak muamele görürler. Narsistik ebeveynler, bazı çocuklarını aynı şekilde nesneleştirilirken, diğerlerine aynı ‘yanlış üstünlük kompleksi’ni empoze ederler. “Biz onlardan daha iyiyiz.”
Yüzeysel görüntü: Büyüklük sanrısı olan birçok narsistik ebeveyn, başkalarına ne kadar “özel” olduklarını göstermeyi sever. Maddi mülkler, fiziksel görünüm, başarılar, sosyal güç, yüksek yerlerdeki temaslar, büyük projeler, önemli üyelikler vb. “üstün” mevcudiyetlerini kamuya açıklamaktan hoşlanırlar. Dikkat çekmek ve övgü alabilmek uğruna kendilerini kaybedebilirler.
Bazı narsistik ebeveynler için sosyal medya, hayatlarının ne kadar harika ve kıskanılmaya layık olduklarını düzenli olarak ilan ettikleri bir harikalar diyarıdır. Altta yatan temel mesajlar genelde şöyledir: “Ben/hayatım çok özel ve ilginç”, “Bana bakın – bende sizde olmayan şeyler var!”
· -Manipülasyon: Suçluluk tribi. “Senin için her şeyi yaptım ve sen çok nankörsün.”
Suçlama. “Benim mutsuz olmam senin suçun.”
Utandırma. “Senin kötü performansın, ailemize utanç kaynağı.”
Olumsuz karşılaştırma. “Neden erkek kardeşin kadar iyi olamıyorsun?”
Anlamsız baskı. “Beni gururlandırmak için daha iyisini YAPACAKSIN.”
Manipülatif ödül ve ceza. “Senin için seçtiğim bu branşını okumazsan, desteğimi keseceğim.Duygusal baskı. “Beklentilerimi karşılamadığın sürece, iyi bir evlat değilsin.”
Bu manipülasyon biçimlerindeki ortak tema; sevginin, sağlıklı ebeveynliğin doğal bir ifadesi olmasından ziyade, koşullu bir ödül olarak verilmesi. Öte yandan, sevginin esirgenmesi de tehdit ve ceza olarak kullanılır.
-Katı ve alıngan: Bazı narsistik ebeveynler, çocuklarından beklentileri söz konusu olduğunda, oldukça katıdır. Çocuklarını en küçük detaylara kadar yönetirler ve herhangi bir sapma olduğunda üzülebilirler.
Ayrıca, bazı narsistik ebeveynler alıngandır ve kolayca tetiklenirler. Ebeveynin çocuğunda hata ve/veya eksik olarak algıladığı şeylerden, çocuğunun dikkat ve itaat eksikliğine kadar birçok sebepten alınabilirler.Narsistik ebeveynin katılığının ve/veya alınganlığının tek bir sebebi vardır. Çocuğunu kontrol etme arzusu. Çocuk, ebeveyninin kontrolü dışına her çıktığında, narsistik ebeveyn olumsuz ve orantısız bir şekilde tepki verir.
-Empati eksikliği: Narsistik bir babanın veya annenin en yaygın tezahürlerinden biri, çocuğun düşünce ve duygularının farkında olmayıp çocuğunun duygu ve düşüncelerini gerçek ve önemli olarak görmemektir. Sadece, ebeveynin ne düşündüğü ve nasıl hissettiği önemlidir.
Bu tür ebeveyn etkisi altında büyüyen çocuklar, zaman içinde, şu 3 hayatta kalma içgüdüsünden birini benimserler:
· Savaşmak. Kendileri için savaşabilir ve ayağa kalkabilirler.
· Kaçmak. Kaçarak, ebeveyn(ler)inden uzaklaşabilirler.
· Donmak. Duruma tepkisiz kalarak, ebeveyni tarafından geçersiz kılınmış öz benliklerini sahte bir kişilik ile değiştirmeye başlayabilirler (rol yaparlar). Ve böylece narsisizm özelliklerini kendileri de benimserler.
-Bağımlılık/ Karşılıklı bağımlılık: Bazı narsistik ebeveynler, çocuklarının hayatlarının geri kalanında kendilerine bakmasını bekler. Bu tür bağımlılıklar, duygusal, fiziksel ve/ya finansal olabilir. Yaşlı ebeveynlere bakmakta yanlış bir şey olmasa da (bu takdir edilesi bir davranıştır), narsistik ebeveyn genellikle, çocuğunun kendi önceliklerine ve ihtiyaçlarına çok az saygı göstererek mantıksız fedakarlıklar yapması için çocuğunu manipüle ederler.
“Annem (30'lu yaşlarının sonlarında tek bir ebeveyn), benden onu maddi olarak sürekli desteklememi bekliyor. Bensiz yaşayamayacağını söylüyor.” - Anonim üniversite öğrencisi
Bazı narsistik ebeveynler ise, yetişkin çocuklarını karşılıklı bağımlı bir ilişkiye yönlendirebilirler. Psikoloji profesörü Shawn Burn, birbirine bağımlı bir ilişkiyi: “Bir kişinin yardımının diğerinin - başarısızlığını, sorumsuzluğunu, olgunlaşmamışlığını, bağımlılığını, ertelemesini veya zayıf zihinsel/fiziksel sağlığını - desteklediği/etkinleştirdiği” bir ilişki olarak tanımlar.
Kıskançlık ve Mülkiyetçilik: Narsistik bir anne ya da baba, çocuğunun sürekli olarak kendi etkisi altında kalmasını umduğundan, çocuğunun herhangi bir yetişkinlik ve bağımsızlık belirtisi göstermesini, aşırı derecede kıskanabilir. Çocuğunun, kendi akademik ve kariyer yolunu seçmesinden, ebeveyni tarafından onaylanmayan arkadaşlar edinmeye ve kendi önceliklerine zaman ayırmasına kadar birçok bireyselleşme ve ayrışma eylemi, narsistik ebeveyn tarafından olumsuz ve kişisel olarak yorumlanabilir. “Bunu neden bana yapıyorsun?”
Özellikle, çocuğun yetişkin hayatında romantik bir partnerin ortaya çıkması, büyük bir tehdit olarak görülebilir ve sıklıkla reddetmeye, eleştirilere ve/ya rekabetçi davranışlara sebep olabilir. Bazı narsistik ebeveynlerin gözünde, hiçbir romantik eş çocukları için yeterince iyi değildir ve hiç kimse, çocuklarının egemenliği söz konusu olduğunda onlarla boy ölçüşemez.
“O kadın, oğlumu benden almaya nasıl cüret eder. O kim olduğunu sanıyor?"- Anonim
- İhmal: Bazı durumlarda narsistik ebeveyn, çocuk yetiştirmekten daha heyecan verici olan, kişisel çıkarlarına odaklanmayı seçebilir. Bazı faaliyetler; (kariyer takıntısı, sosyal gösteriş, kişisel maceralar, hobiler, vb.) istediği narsistik uyarımı, doğrulamayı ve öz-önemi sunabilir. Böyle durumlarda, çocuk ya diğer ebeveyne, ya bakıcı kişiye ya da kendi başına bırakılır.
“Kocam, eksik bir baba. Kendisi için eğlenceli bir şeyler yapmak yerine, her zaman çocuğumuzla zaman geçirmeyi tercih eder. O, son derece bencil biri. ”- Anonim
Kaynak:10 Signs of a NarcissisticParent (Preston Ni M.S.B.A.- PsychologyToday)
Bu arada iki kız kardeşe annelerinin onlar okula giderken bile neden kahvaltı hazırlamadığını sorduğumda, şu cevabı aldım:
“Uyuyordu, öğleye kadar yataktan kalkmazdı. Okuldan geldiğimizde bile dolaptaki yemeği kendimiz ısıtır, hazırlardık! Bu ilkokuldan beri böyleydi…”