İyilerin yüzü suyu hürmetine dönüyor, bu dünya. Yaptığı işi, uğraşı, ilgi alanını 'kendi, bireysel, şahsi' menfaati için kullanan, insanları sömüren, hak yiyen, emek çalan, alay eden, aldatan, alet eden kötüdür, kötü. Topunu oynayacağın, düdük çalacağın, bayrak sallayacağın,masada oturacağın, yönetimlerde yer alacağın, yedek kulübesinde teknik alanda alacağın, alabileceğin süre belli, vakt-i zamanı gelince, gideceksin. Kesin, net. Ya evine ya da öte tarafa. Kaçarı yok. Hesap verilecek, sorulacak öte tarafta. Bitince ne oynarsan oyna, ne yaparsan yap. Kendine, oysa şimdi zarar hepimize. Bana ne, bize ne ? Ama sahayı, topu, vicdanları, forma aşkını, formayı kullanma, alet etme. Ne diyor Yüce Yaratan 'Kul hakkıyla karşıma gelmeyin'. Her şeyi affedebiliyor, para pul işleri hariç. Sen nasıl, ruhumuz bile duymadan tribündeki minnacık çocuğu ağlatırsın, günah değil mi ? Bilemem, kim yaptı, nasıl yaptı, nasıl yapar ? Hepsi mi yaptı ? Başkası yok mu ? Doğrular gerçekler ortaya çıksın, çıkmalı. Yelpaze artmalı, hakemler değildir sadece günah keçisi. Kasada mutlaka çürük elma, armut, domates olur, çıkar, üste konmaz çünkü. Kaçınılmaz, beş parmağın beşi de bir mi ? Aynı anne babadan, kardeşler bile taban tabana zıt olabiliyor, oluyor. Kan bağı mı can bağı mı ? Kötü her yerde kötüdür. İçinde taşır, artçı sarsıntılar gibi. O nereye kötülük oraya. Sürekli olur, bu, fark edilmez. Bilmeyiz ki, nasıl olur bu işler. 13+1 zamanında bile oynamadım, oynamam. Yelpaze genişlemeli dedim, bu kulübü kullanıp şu kulübe geçenler var buna ne demeli. Sevgi mi hadi canım, basamak, menfaat meselesi. Tamamen duygusal (?). Şimdi herkes geçmiş maçları didiklemeye başladı. Şu an oynanan maçlarda bile, 'Acaba' diyorlar. Buna ne hakları var, hak yiyenlerin. Zamana bırakın. Her hatada çapanoğlu aramayın lütfen. Kime göre neye göre hata. Belki de hayatının en doğru kararını veriyor. Son dakikada ev sahibi takım aleyhine verilen penaltı mesela. Niye hemen, şöyle böyle denir. Yakında olan o, dibinde olan o. Belki de omuzlara almanız gerek, golü yeseniz de puanınız gitse de. Eyyam, korkaklık yapmamış hakemliğin ruhunda bu var, unutulsa da. Derin nefes almak en iyisi, topluluk psikolojisi de var. Bu konuda TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nu destekliyorum. 20 yıl, yuvam, ocağımda hakemlik yaptım aşkla şevkle, menfaatsiz. Karnım da ağrımıyor, başımı yastığa koyunca da rahat rahat uyuyorum şükürler olsun. Hakemlik yaptım ama gözlemci olmadım, olmak istemedim. Neden acaba ? Benim beğendiğimi onlar beğenmeyecek, onların beğendiğini ben beğenmeyeceğim. Şimdi içime kurt düştü mesela, neden acaba ? Torpil, birbirini kullanma, yalakalık filan meselesi. Bu özellikler, bir yere varır mı bilemem ki.

SEV, SAY Kİ KAZANIRSIN

Sağlık raporundan önce iyilik testinden geçirilmeliler. Tüm bireyler, spor insanları. İyi olan da kazanır o puanları merak etmeyin. 'Vur kır parçala' değil parola, 'Sev, say, topla' olmalı. Kötüler artıyor, kötülükleriyle de gurur duyuyorlar. İşin tuhaf tarafı da kötü olduklarının farkında değiller. Sadece üçten ibaret değil, çok aslında değil sayımız. Gündemde, üç güzel insan. Hakem, yönetici, futbolcu. Yüzlere yansır, iyilik güzellik. Sert bakmak, yakışıklı olmak, şık giyinmek değil mevzu. Dış görünüş değil, eylem. O da göstermelik değil. Kötüleri bilmem ama iyilerden anlarım. Yakın geçmişin ünlü, FİFA Kokartlı yardımcı hakemi Timur Tekinarslan, dürüsttür, namusludur. Herkes için öyle pat diye yazmak, hiç de kolay değil. Hele ki bu devirde. İşte yazıyorum. Hiç göreve getirilmedi. Eden eder de, görev istenmez zaten. Neden acaba ? Emekli astsubaydır, havacıdır havalı değil. Maç oynadığı zaman olmamıştı, dün meydana geldi. Havacı askerlerimiz kargo uçağımız düştü, şehit oldular. Tüm asker hakemlerimize ve de Timur hocama sabır ve başsağlığı dilerim, çok üzgün, vatanseverdir, kadir kıymet bilendir. Yıldız futbolcuların, masterlerin ve de yerel, genel mülki erkanın da yer aldığı maçı yönetti. Hakemliği kullanan değil, seven koşar göreve. Talat Papatya, değerli ve de iyi bir yöneticidir, kulüp asbaşkanlığı yaptı, iyi insandır, vicdanlıdır. Spor yazarı Erşan Yetişir abim ameliyat oldu, üşenmedi, afra tafra yapmadı, gitti ziyaretine. İkisi de sıkı Göztepelidir. Göztepeli olmasa da giderdi. Fotoğraf çok yeni, hastaneye hasta ziyaretine gidiyor maske takıyor. Hastayı düşündüğünden dışardan mikrop, bakteri taşımak da var. Nefes yoluyla geçer, daha da hasta olurdu Erşan abim. Kötülerde bu özellikler bu güzellikler yoktur mesela. Fikirsiz, düşüncesizdir kötü olanlar. Balık baştan kokar derler, iyiler iyileri bulur her yerde. Yine bir Göztepeli genç 'sporcu' Arda Okan Kurtulan. Sporcu diyorum, sporcu olmuş. Sadece futbolcu değil, futbolcudan daha fazlası. Stres yüklü maç, biraz sempati, empati. Çok mu ? Adını bilemediğim için yazamıyorum. Olgun, yetişmiş bir güvenlik görevlisi ile Arda'nın diyalogu. Fiziki temas var, itmek kakmak sert bakmak, VAR'a gitmek yerine, tebessüm var, sonra da kola dokunma var. Çok mu zor ? Biz göremeyiz ama Yüce Yaratan' iyiyi gözetir. O gülümsemenin ardından, o taç atışı gitti gol oldu. İyilik, iyiliği getirir. Bulaşıcıdır. Lütfen alıcılarınızla oynamayın, adı karışanlara kötü demek istemem, istemiyorum. Haddim de değil. Farkında iseniz, güzellikler artsın diye de iyileri takdir etmek istedim. Kötüye kötü denmiyor da iyilere 'İyi insansın' demek gerek. Korkmayalım, açık kapıya gerek yok. Niye bu kadar zor olur ki ? İyilere selam olsun, sayının artması dileklerimle, dualarımla Allah razı olsun. Yaşasın iyilik...