Tarihsel bağlam anlamında, ülkemizde film eleştirmenliği üzerine üç önemli kişiden söz edilebilir. Bu kişiler Halit Refiğ, Giovannİ Scognamillo ve Atilla Dorsay'dır. Halit Refiğ (1934-2W9) bir sinema yazan bir yönetmen olarak Türk Sineması’nın en popüler ve Önemli kişiliklerinden biridir. Yazarlık kariyerine 1956 yılında Akis dergisi İle başlar. Bu dergide Nijat Özön İle işbirliği yapar. Bu beraberlik yalnız Akis dergisinde kalmaz; Pazar Postası ve Sinema 65 ile İlk ciddi sinema dergisi Olan "Sinema" da sürer. Halit Refiğ bu dergiyi yayınlamaktaki amaçlarını söyle ifade etmektedir:" Amacımız daha iyi, daha güzel, bir Türk sinemasına yol açacak bir sinema sevgisi yaratabilmektir" Bir süre sonra Refiğ, Yenİ Sabah gazetesinde eleştirmenliğe başlar. Bunun yanı sıra evinde her onbeş günde bir Türk sinemasının durumunu, sorunlarını, örneklerini tartışmak amacıyla toplantılar düzenler. Bu toplantılara Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Memduh Ün, Osman Tuğrul, Tuncan Okan Erdoğan Tokatlı, AIp Zeki Heper, Cengİz Tacer gibi sinemayla değişik düzeylerde ilgilenen kişiler katılır. Halit Refiğ, yazar ve yönetmen olarak iyimser ve enerjik bir tavırla Türk Sineması'nda yaşanan sorunların sosyolojik -tarihsel nedenlerini bulmaya çalışmış ve böyle sorunsal sinemada söz konusu İddiasının bir başka yansıması olarak film yapma cesareti göstermiştir. Refiğ'İn kuramsal ve uygulamalı olarak belirlemeye çalıştığı Ulusal Sinema" kavramı, yavaş yavaş oluşarak Önce Sinema 65 dergisinde ifadesini bulmuş, sonra da geniş bir şekilde tartışmaya açılmıştır. Halit Refi" göre Türk Sineması doğrudan doğruya Türk halkının film seyretme ihtiyacından doğan ve sermayeye değil emeğe dayanan bir sinema olduğu için bir "Halk Sineması" dır- Giovanni Scognamillo olan ilişkilerini hayli geniş bir yelpazede sürdürmüş ve bunların somut sonuçlarını elde etmiş bir eleştirmenimizdi. Çözümlemelerinde Cahiers du Cinema'nın politique deş Auteurs (Auteur sineması )yaklaşımına benzer bir yöntem kullanmıştır. Şcognamillo ele aldığı yönetmenlerin Türk sinemasına olan katkılarına ilginç sosyolojik bir bakış açısından değerIendirmeler getirir. Ama hemen yanında da yönetmenlerin stilleri bağlamında filmlerin kahramanlarının ye tek film içerisinde ya da diğer filmlerdeki bağlantılarının araştırarak psikolojik irdelemeler yapar. Scognamlllo, Türk sinemasının gelenek ve özelliklerini melodramatik bir tavırla sorun olarak değil herhangi bir sinema disiplini vb. gibi) bağlamında İrdelenmesi gereken birer fenomen olarak değerlendirmiştir. Scognamıllo ayı zamanda bilim-kurgu ve fantastik sinema konusunda uzman olup, bu İlgisini edebiyat alanında da sürdürmüştür."Uzaydan Geldiler ve "Dünyamızın Gizli Sahipleri adil bilim kurgu eserleri yayınlamıştır. Norveç ve A.B.D. de korku, korku fantezisi ve canavarlar üzerine çeşitli dergilerde makaleleri yayınlanmıştır. Türk sineması üzerine Türk Sinema Tarihi adil kitabında şöyle der: "...Konumuz genel olarak Türk Sinemasıdır. SanatsaI yapıtları ve tecimsel ürünleri yapıcı kişilikleri ve izleyici memurları ile doğru ve yanlış adımları, bunalımları ve başarıları ile amacımız bu sinemayı görüntülemektir".Bu tanımlamada İlginç olan eleştirmenlik formasyonuna sahip bir tarihçi olarak "eleştirmekten " ten değil 'görüntülemekten" bahsetmektedir. Atilla Dorsay )Yeni Sinema dergisinin yaptığı soruşturmaya şöyle cevap veriyor: "...eleştirme de bir edebi tür kabul olunursa her edebi yazıda olması gereken spontanlık eleştirmende de olmalı... Şu var ki bu anlık İzlenimi estetik ve etik bir yöntemin süzgecinden geçirmek de şart: Dorsaw’ın faaliyeti yalnızca filmleri eleştirmek konusunda olmamıştır. Yönetmenlere, oyunculara, festivallere, yarışmalara, sinemanın sorunlarına, zaman zaman televizyon olgusuna ilişkin birçok yazı yazmıştır. Atilla Dorsay yalnız edebi yeteneklere sahip bir aydın değildir. Duygu ve düşüncelerini yerinde ve muhatabın durumuna en uygun şekilde ifade etme yeteneğine sahip bir kişidir. Bu Özelliği katkıda bulunduğu ya da yapımını üstlendiği televizyon ve radyo programlarında ortaya çıkmıştır. Dorsay 1967 'de Türk sineması ve eleştirinin iletişiminden bahisle " Türk sinemasının bugünkü içler acısı durumu içinde eleştirmenin en ufak bir yararı bile olacağına inanmıyorum. Bu düzen yıkılır, herşey yeniden kurulursa , eleştirme de kendine düşeni yapacaktır elbette " demiştir. Politik karmaşa, ideallerin kaybolması, kültür ve sanat çevrelerinin sanata karşı sürekli var olan kayıtsızlığı sinemaya tutkun eleştirmenleri zor durumda bırakmaktadır. Atilla Dorsay, film eleştirişi yazarken sinemayı anlatmıştır, ama sık sık da filmler dolaysıyla hayata, toplumsal ve siyasal sorunlara temas etmiştir