Anlam nedir? Anlam kavramının tanımı ya da açıklaması nasıl yapılabilir? Sinematografik açıdan anlam incelemesi nerede başlar nerede biter? Bütün bu ve benzeri soruların yanıtlarının verebilmek gerçekte oldukça güç bir iştir. Çünkü bunun içinde tüm felsefe, din, toplum, kültür, dilbilim, anlambilim tarihi konusundaki çalışmaları bilmek ve sentezlemiş olmak gerekir. Ancak bu düzeyde bile olsa yine verilebilecek bir ilk yanıt vardır. Eğer kültür, insanın deliliğini kontrol etme sanatıysa, düşünüp konuşmaya ve yazmaya başlandığından bugüne insanoğlunun “anlam” yaratma ve üretmekten başka bir şey yapmadığı söylenebilir. Çünkü dinler ve inançlar, yasalar ve kurumlar, gelenek ve göreneklerin tümünün kökeninde “anlam” sorunu yatmaktadır. Tüm mitolojilerin amacı, evrende yapayalnız olduğunun düşünen insanı rahatlatıp, çıldırmasını engellemek ve ölüme (aynı zamanda kaderine)boyun eğerek yaşamını sürdürmesini sağlamaktır. Doğal olarak anlamın bir mantığa sahip olması gerekmektedir. En azından şeylerin varmış olduğu bugünkü düzeyde böyle bir zorunluluk söz konusudur. Anlam kavramı her şeyden önce dilbilimsel ya da sözlüksel bir açıklamaya sahip olmak zorundadır. Dilbilimsel açıklamalara göre anlamın mantıksal yapısı dilbilgisel ya da söz dizimsel kurallarla belirlenir. Mantık genelinde akıl yürütme, usa vurma ya da yargılama olarak belirlenebilecek bir düşünce türüdür. Mantık, doğru düşünme kurallarının bilgisi demektir. Doğruluğu ya da geçerliliği belli kurallara göre değerlendirilmeyen tüm düşünce biçimleri mantığın ilgi ve inceleme alanı dışında kalır. Bu gibi konular psikolojinin inceleme alanına girer. Psikoloji hiçbir zihinsel ayrım yapmaksızın tüm zihinsel etkinlikleri, bu arada mantığa konu olan akıl yürütmeyi de kapsamaktadır.

SİNEMATOGRAFİK DİL

Bu sonuncu düşünceyle sinematografik dilyetisini çakıştırdığımızdaysa sinemacı ya da yönetmenin işinin ne kadar güç olduğu ortaya çıkmaktadır. Yönetmenin sinematografik dil düzeyinde imgeler aracılığıyla yürüteceği akıl senaryo düzeyinde senarist, diyalogların oyuncular tarafından dışavurumundaki mantık, kullanılan ışık, renk ve müzik arasında sağlanacak mantıksal harmoniyle bütünleşmek zorundadır. Bütün bu veriler arasında bir uyum sağlandığındaysa filmsel öykü akıl mantıksal bir gerçekliğe sahip olacak ve seyirci bu filmdeki gerçeğe -benzerliğe daha bir inanacak, filmi ve öyküyü belki de daha da sevecektir. İnsan “anlam” kavramını nasıl yaratmıştır? Başlangıçtan bu yana bu kavram herhangi bir dönüşüme uğramış mıdır? Yine anlam yaşamın neden vazgeçilmez bir parçasına dönüşmüştür? Anlam neredeyse insanın kaçıp kurtulamayacağı bir varlığa dönüşmüştür. Anlam bir başına var olamaz, onu yaratmak gerekir. Bunu da şimdilik insandan başka yapabilen bir canlı yoktur. Dünyada neden film çevriliyor ve insanlar neden bu filmlere gidiyorlar? Seyirciyle yönetmenin karşılaştıkları yer neresidir? Karşılıklı iletişimi sağlayan olgular nelerdir? Böyle bir iletişim söz konusu mudur? Çünkü temelinde sinema tek yönlü bir dışavurum ve iletişim aracıdır. Buna göre, sinema seyircisi karşılıklı iletişimden değil, kendisine bir şeyler iletilmesinden hoşlanmaktadır. Bu iletenleri algılarken düşlediği, hipnotize olduğu, bir özdeşleşme sürecini yaşadığı ve sonuçta “catharsis” olayının gerçekleşmesini sağlayan film ya da öyküden hoşlanıp, zevk aldığını ve bu zevki yukarıdaki duyguları yeniden yaşayabilmek için tekrar tekrar film izlediği bilinmektedir. Sinema hiç kuşkusuz örnek bir gösterge sistemidir. Bir film şeridi üstündeki hareketli görüntüler belli bir çekim sistemi içinde gerçekleştirilmiş, seslendirilmiş ve müziklendirilmiştir. Sinemanın işlevi toplumsal kültüreldir. Sinema belki de yüzyılın toplumsalın içinde yerleşmiş en önemli sanatıdır. Sinema genelde psikolojik ya da simgesel bir anlam taşıyıcı ve aktarıcısıdır. Ancak bunu bir dayamak aracılığıyla yapabilmektedir. Dilin dayanağı sözcükler ve yazı, sinemanınkiyse film şeridi ve imgelerdir. Dildeki sözcüklerin kısıtlı anlamlarına karşılık, filmdeki imgelerin sınırsız anlamı olabilmektedir. Son tahlilde, R.Barthes ‘a göre “Güncel olan dünyadır”.Aynı şeyi sinema için de söylemek mümkündür. Güncel olan dünyadır yoksa sinema değil.