Hakemlik 'ya veli ya da deli' olmayı gerektirir. Ya da ikisi birden de olabilir. İnce çizgi vardır, aralarında. Dörder harflidir ama çok şey ifade eder. Biraz deli, sıkıca da veli olmak gerek bu hayatta. Hele ki ülkemizdeki maçlarda, hakemlikte. O iki sıfatı, dalga geçmek aşağılamak veya yüceltmek göklere çıkarmak anlamında kullanmadım, yazmadım. Ah şu güzel Türkçemiz, birbirimizi anlamamız şart oysa. Hoşgörüsüzlüğümün nedeni de ah bu dildir, dil. Deli; eğilmez bükülmez, uçarı, burnunun dikine giden, özgür ama işin özüne kurallına sımsıkı bağlı, ince eleyip sık dokuyan, cesur, özgür, bildiği yolda tek başına yürüyen anlamındadır. Aslında bizim camiası bu gibileri sevmez, ağır abilere şans tanır ya neyse. Veli de sabırlı, susmasını bilen, iki kelime konuşarak düdüğüyle bayrağıyla anlatabilen, yazabilen, insanlara yön verebilen anlamındadır. Hataların olduğu, her an olabileceği şu futbol alemine içsel 'veli' olunabilir, şeklen, görsel olarak çok zor. Belki o kıvama gelinebilir ama. Bunca yılda da hakem camiasında çok da 'veli'ler tanıdım, gördüm yaşadım. Delileri, deli dolu olanları da amiyane tabirle. Hala başka anlam arıyorsanız, siz bilirsiniz. Biraz hatta epeyce haylice 'deli' olmayı da gerektirir, futbol hakemliği. Sen kalk çoluk çocuğunu evde bırak, iki gün yok ol, bolca küfür ye, dön. Olacak iş mi? Çok zor değil, kolay da hiç değil. Zorlaştıran biz insanlarız, zoru seviyoruz herhalde, adrenalini bir de. Sürekli küfür, hakaret, aşağılama, özel hayat, geçmişi, aile yaşamı, sevdicekleri, anası babası sorgulanır, durur. İş mi yani. Evet evet, Yasin Kol 'Bizim mahallenin delisidir'. O ne rahatlık öyle. Veli olgunluğu, pişmişliği, deli de uçarılığı temsil eder. Hele ki 'istenmeyen' hakemsin. Komple koca ekip, camia istemiyor ve de konuk olarak ayaklarına kadar gidiyorsun. Gayet sakindi, sinirlenmedi, jest ve mimikleri, el hareketleri hep sakinliğinin göstergesi oldu. Yürekten kutluyorum. Bazı FİFA hakemleri gibi sekiz takla beş parende atanlara, ayakla oynandığı halde sürekli kafasını, başını, yüzünü tutanlara pabuç bırakmadı. 'Kafa travması' talimatı var ya, kendine kullanma gayesi. Üç gol de nizami. Sonuca etkileyen hatası, kararı yok. Var mı ötesi? Osimhen taç kararını beğenmedi, topu yere vurdu. Maçın başlarında daha, sarı kart göstermeli miydi? Yabancı dili yok ama vücut dili, hakemlik dili, düdüğüyle sarı karttan daha iyi uyardı. Sonlara doğru, karıştı ortalık seyirciye şov başladı. Sarı kartı bu kez gösterdi. 'Çift sarı kart olsaydı, atılmalıydı' demeyin sakın, zaten maç o an bitmişti, 'Atı alan Üsküdar'ı geç(miş)ti' zaten. Yorumları dinlemedim, dinlemem. Bolca eleştirecek konu bulmuştur, tavsiye de değil. Pire ile deve misali. Biz ne FİFA'lar, ne üst klasman hakemler gördük. Böyle bir maçın yanından bile geçemediler. FİFA oldular, yurtdışında maçları yok. Bir kez bile düdük çalamadılar. Aslında, FİFA olduysan oldun, yapıldıysan yapıldın. Ülkemdeki maçlarda FİFA kokartı niye takarsınız ki. Bu neyin şovu?. FİFA değilmiş 6 derbi yönet(miş)ti verildi. Adı Andon Yasir Kolowski olsa, bir de FİFA, yurtdışından özel istekle gelse. Bayılırdınız de mi? Bizim evlatlarımıza da biraz saygı duysanız. Beğenmediğiniz Halil Umut Meler, özel davetle Yunan derbisini yönetti geldi. Komşu beğendi, memnun kaldı. Yok eğer Yasin derbi limitini doldurdu derseniz. Halil ile Oğuzhan Çakır, Asen Albayrak, Gürcan Hasova, Burak Demirkıran, Yiğit Arslan var seneye. Yazın bir kenara. Sadece bir omuz bekliyorlar, o kadar. Şimdi sizler bu isimleri de küçümserseniz, hepsi birer Yasin Kol aslında. Kenarda bekliyorlar, sıra onlara da geldi. Mükemmel yardımcılık yapan, yardım etmek için didinen Abdullah Bora Özkara ile Bahtiyar Birinci'yi ayrıca kutlarım, tebrikler, başarılar.
HAYDİ KARŞIYAKA 2.LİGE
Tebrikler Galatasaray, Galatasaraylılar, 'Şampi...'. Hafta sonum, pazar günüm özellikle maç izlemekle, takibiyle geçti. Takımı yenilenler özellikle Fenerbahçeliler fazla üzülmesin futbol bu. Beteri var desem olmaz, başka liglere başka takımlara da bakınız lütfen. Canım ciğerim İzmirspor'um BAL'dan, amatör kümenin süper liginden bir alta düştü. Yazıyla da beşinci ligden altıncı lige. Son maçında Akhisar 45 FSK'ya deplasmanda 9-0'lık sokarla yenildi. Bu kadar farklı yenilgiyi hiçbir ligde oynarken görmedim. Eleştirmek değil derdim, batan gemi kemirici dört ayaklılar misali. Boşluk çıkınca öze tamamen dönüldü. Keşke baştan yapılsaydı da üç beş genci kazansaydık. Demek ki neymiş 'Çocuklarla düşeriz' lafı büyüklerle gerçek oldu. Alt yapıdan nice cevherler çıkartan, kendi de alt yapıdan yetişen Hasan Gostak'a üzüldüm, bu olumsuz günlere de o getirmedi. İhale onda kaldı. Başın öne eğilmesin Hasan hocam, sakın üzülme. İşin garibi 9 gol atan Akhisar 45'in antrenörü Görkem Güngör, sezon başlarında İzmirspor'da idi. Gönderildi mi istifa mı etti bilemiyorum. Şu bir gerçek, 'Her şerde, bir hayır vardır'. Tebrikler Görkem hocam. 1.lig maçlarında zaplamaktan parmaklarım yoruldu. Aynı anda başlaması gerekiyor haliyle. Bizim İzmirli Yiğit Arslan iyiydi. Kırmızı kart da haklıydı, ince pozisyon VAR'a gitti verdi haliyle. Süper ligde idi. Play-off grubunun maçlarını yöneten İzmirliler Fatih Tokail ile Direnç Tonusluoğlu, Ankara'dan Burak Demirkıran iyiydi, Denizlili Ümit Öztürk'ün tecrübesi yetti. Erzurumspor - Bandırmaspor maçı. Konuk 1-0 önde bir faul kararı verdi Direnç. Net faul, psikolojik olarak itiraz edildi haliyle. Hak yeme filan yok, ev sahibi takımın hatrı için de verilmedi. Süper golcü Eren Tozlu, vurdu gol oldu. Şampiyon ekip 80 puanla, bugüne dek en çok puan toplayan 1.lig ekibi oldu. Kendi için oynayana asla lafım olmaz, başkası için yatana bakmak gerek. Hiç denmez ki. Diğer maçlarda. Barajı iyi kuramadık, kaleci yerinde değildi, kontrpiyede kaldı diye. Zaten Eren Tozlu'nun vuruşunu hiçbir kaleci çıkartamaz Ioannis Gkelios'u da suçlamayın yapacak hiçbir şeyi yok. Giresunspor forması giyen babası Salim Tozlu'nun, izinde giden Eren'i ayrıca kutluyorum, efsane olmasına az kaldı. Her şeyin başında, biz İzmirliyiz bu akşam Karşıyakamızın maçı var, yenerse turu geçecek. Haydi çık artık Kaf Sin Kaf 2.lige, 7 yıl oldu. Yetmedi mi gari.