1 Mayıs kutlamalarına sayılı günler kaldığı bugünlerde işçilerin çalışma hayatında karşılaştığı sorunların çözüm beklediğini halen bu sorunlarla boğuştuklarını gözlemliyoruz.

a.)Düşük ücret politikası(Asgari ücret komisyonları gerçeklerden uzak kararları)

b.)Emeğin hayat idamesinde karşılaştığı geçim sıkıntısı, yüksek kira giderleri

c.)Uzun çalışma süreleri, kullanılmayan yıllık izinler

d.)Sendikal örgütlenmenin sayısal anlamda geniş kitlelere yayılmaması, taşeronlaşma

e.)Ayrımcılığın yasalara rağmen önlenmemesi

f.)İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu olmasına rağmen önlenemeyen İş Kazaları/Meslek Hastalıkları

g.)Çocuk İşçiliği

h.)Çalışan Kadınların kreş ve diğer sorunları

ı.)Mobbing

j.)Sosyal Hayata zaman ayrılmaması

g.)Emeklilik ve sonrası yaşam koşulları

Bugünlerde açlık sınırının 32 bin ve üstünde olduğunda asgari ücretin 28 bin TL olduğunda arada 4 bin TL açığın kapatılması için birçok işçi iş bulabildiği ortamlarda birden fazla işte çalışıyor. Mavi yaka çalışanlara karşı çalışma hayatında beyaz yakalı işçilerinde aynı geçim sıkıntıları karşısında gündüz bürolarında masa başı iş yapanlar, mesai bitiminde ikinci iş dediğimiz kuryelik, garsonluk gibi işleri yaptıklarını görüyoruz. Çalışanların büyük çoğunluğu ay sonunu açıklarını kredi kartları, banka kredileri ile kapadıklarını görmekteyiz. Çalışanların en büyük gider kalemi olarak karşımıza kira giderleri yer almaktadır. Birçoğunun kendi konutları yoktur. Bekar çalışanlar ise aile konutlarında yaşamlarını sürdürseler de, evli olanlar ise artan kira maliyetleri yanında diğer giderleri de karşılamakta zorlandıklarını ifade ediyorlar. Yıllık izinde çalışma hayatında yasaklama olmasına rağmen çalıştıklarını görmekteyiz. Bunun ana nedeni işçilerin geçim sıkıntılarıdır. Yıllık izin haklarını idari yaptırımlar olsa da birçok işçi kullanmamaktadır. Yıllık izinde birçok çalışan izinlerini köylerinde yapar iken, bazıları ise tatil yerlerine gidebiliyor. İşsiz kalma risklerine karşı kayıt içi çalışanların İş-Kur'dan yetersiz olsa da işsizlik sigortasından yararlanıyorlar, iş bulma konusunda ise İş-Kur ya da diğer sosyal medya sitelerinde iş arayışları, sektörel deneyimlerine göre bir önceki işyerlerinden daha yüksek ya da düşük ücretlerde işleri kabullenme zorunda kalıyorlar. Sanatkar olmayanlar ya da yeterli eğitim almayanlar kırsaldan kente göç edenlerin çoğunlukla hizmet sektöründe çalıştıklarını, bunlarında yasal asgari ücret oranında ücret aldıklarını görmekteyiz. Bu tip hizmet sektörü işyerlerinde sigortasız, düşük ücretli, kadın ve genç işçiler arasında yaygın olduğunu biliyoruz. Çalışma süreleri bu tip işyerlerinde 45 saati aşmasına rağmen, fazla süreli ya da fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği gibi, UBGT gibi haklarını ödenmemesi, serbest zaman kullanmanın kullandırılmadan kağıt üstünde kaldığını sahada gözlemliyoruz. 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işyerlerinde iş güvenliği konusunda bilgilendirme eğiliminin arttığını, bu konuda eksikliklerin devam ettiğini ortaya koymaktadır. Çalışma hayatında işyerlerinde taşeronlaşmanın yaygınlaşması ve diğer işçiler göre düşük ücret politikası uygulamaları yaygın. İşe alımlar da cinsiyet ayrımcılığı ve ücret politikası konusunda bu ayrımcılığa maruz kalmak gibi. Çalışan kadın işçilerin kreş konusunda yaşadıkları sıkıntılar. Bugünlerde ekonomik sıkıntılar çalışanları tükettiği gibi, yeniden değerleme oranlarının geçmişte vergi dilimleri için uygulanmaması konusunda işçilerin reel gelirleri 12 ay değil, 9 ay gibi geçim standartlarını karşıladığını görürüz. Kıdem tazminatı işçinin ileride planladığı alım gücünü karşılamaktan uzak olduğunu, geçmişte ev, arsa, araba, yazlık hayallerini karşılamadığı gibi 1+1 ev bile almak hayal oldu. Net asgari ücret ise çalışma hayatının sancısı gibi devam ediyor. İşçilerin sosyal hayatları var mı diye sorduğumuz da ise; sosyal hayatları TV seyretmek, sosyal medya kullanmak. Kitap okumak yok gibi, sinema, tiyatro ve konser gibi sanatsal faaliyetlere katılım düşük düzeyde.

SONUÇ

Enflasyon karşısında korunmayan asgari ücret ve diğer ücretler çalışanların ekonomik anlamda yetersiz hale getirmiştir. Kayıt dışı ya da gerçek ücretten gösterilmeyen sigorta primleri ile ileride oluşan hak kayıpları. Çalışma süreleri, ara dinlenme süreleri, yıllık izin süreleri, fazla mesai gibi hakların kullandırılmaması. 6331 sayılı İSG gerekli özenin gösterilmemesi. Sendikal hakları erişime kısıtlama. Çalışanlara mobbing uygulaması. İş akdi fesihleri, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmemesi. Kadın işçilere ayrımcılık, kreş gibi haklar. Sosyal hayat mağduriyeti. Emeklilik sonrası geçim sıkıntılarına çözüm bulunmaması.