Torbalı’da yaşanan olay, sadece bir zabıta memurunun yaralanmasıyla açıklanabilecek sıradan bir asayiş vakası değildir. İzinsiz tezgâh açmak isteyen bir kişinin, görevini yapan zabıta memurlarına bıçak ve kasa ile saldırması aslında kamu düzenine, hukuka ve toplumsal yaşam kurallarına yönelmiş açık bir meydan okumadır. Bir toplumun ayakta kalabilmesi için kuralların varlığı kadar, o kuralları uygulayan kurumların ve kamu görevlilerinin de korunması gerekir. Çünkü hukuk yalnızca mahkeme salonlarında değil, sokakta, pazarda, meydanda ve günlük yaşamın her alanında hayat bulur. İşte zabıta teşkilatı da bu hukukun yereldeki uygulayıcılarından biridir.

Torbalı Perşembe Pazarı'nda yaşanan saldırıda zabıta memurları kişisel bir tercih ya da keyfi bir uygulama nedeniyle değil, yasaların ve belediye mevzuatının kendilerine verdiği görevi yerine getirdikleri için hedef alındı. Onların yaptığı şey, kent düzenini korumak, haksız rekabeti önlemek ve kamu yararını gözetmekten ibaretti. Ancak ne yazık ki karşılarında hukuka uymayı değil, şiddeti tercih eden bir anlayış buldular.

Son yıllarda kamu görevlilerine yönelik şiddetin giderek arttığını görüyoruz. Hastanede doktorlar, okulda öğretmenler, belediyelerde zabıtalar, sahada çalışan memurlar görevlerini yerine getirirken saldırıya uğruyor. Bunun temelinde ise tehlikeli bir cezasızlık algısı yatıyor. Bazı kişiler, kurallara uymak yerine tehdit etmeyi, saldırmayı ve zor kullanmayı kendilerinde hak görüyor. Çünkü hukukun gereken kararlılıkla uygulanmayacağına inanıyorlar.

Oysa kamu görevlisine yönelik her saldırı, sadece o kişiye yönelik değildir. O saldırı, kamu hizmetine yöneliktir. Öğretmene vurulan tokat eğitime, doktora atılan yumruk sağlığa, zabıtaya çekilen bıçak ise kamu düzenine ve hukuka çekilmiştir.

Torbalı’da yaralanan zabıta memurunun başından aldığı darbe, aslında toplumun ortak vicdanında açılmış bir yaradır. Çünkü orada saldırıya uğrayan yalnızca bir belediye çalışanı değildir. Vergisini ödeyen esnafın hakkı, kurallara uyan vatandaşın güveni ve kent yaşamının düzeni de hedef alınmıştır.

Bugün sessiz kalınırsa yarın başka bir pazarda, başka bir okulda, başka bir hastanede benzer olaylar yaşanacaktır. Şiddetin karşısında net bir tavır alınmadığında, hukuk geri çekilir ve onun yerini kaba kuvvet alır. İşte asıl tehlike budur.

Bu nedenle Torbalı'da yaşanan saldırı münferit bir olay olarak görülmemelidir. Kamu görevlilerine yönelik şiddetin önlenmesi için daha caydırıcı düzenlemeler yapılmalı, saldırganlar hak ettikleri cezaları almalı ve kamu emekçilerinin can güvenliği devlet tarafından etkin şekilde korunmalıdır.

Zabıta teşkilatı kentlerin görünmeyen kahramanlarından biridir. Çoğu zaman takdir edilmeden, çoğu zaman eleştirilere maruz kalarak görev yaparlar. Ancak onların olmadığı bir kentte düzenin, denetimin ve adaletin sağlanması mümkün değildir. Yaralanan zabıta emekçisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Ancak bu olay karşısında söylenecek en önemli söz şudur: Hiç kimse görevini yapan kamu emekçisini tehdit ederek, saldırarak ya da yaralayarak hukuku geri adım attıramaz. Çünkü zabıtaya kalkan bıçak, aslında hukuka saplanmıştır. Ve hukukun yaralandığı yerde kaybeden yalnızca bir kamu görevlisi değil, bütün toplum olur.