Bir siyasetçi düşünün...

Milletin oylarıyla geldiği makamdan, bu ülkenin kurucu değerlerine inanan milyonlarca insanı aşağılamaya kalkıyor. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi suçla, ahlaksızlıkla ve toplum düşmanlığıyla özdeşleştiriyor.

AKP'li Terme Belediye Meclisi Üyesi Rümeysa Eker'in sarf ettiği sözler tam da budur.

Ancak bilinmelidir ki Kemalistlere yöneltilen her hakaret, doğrudan Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine yöneltilmiş bir hakarettir.

Çünkü Kemalizm; işgal altındaki bir vatanı ayağa kaldıran iradenin adıdır.

Kemalizm; saraya değil millete güvenen anlayışın adıdır.

Kemalizm; kulluktan yurttaşlığa geçişin adıdır.

Kemalizm; ümmetten ulusa, cehaletten bilime, teslimiyetten bağımsızlığa uzanan büyük yürüyüşün adıdır.

Bugün rahatça konuşabildiğimiz, seçim yapabildiğimiz, meclislerde siyaset yapabildiğimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinde o mücadele vardır.

İnsan merak ediyor...

Cumhuriyet sayesinde makam sahibi olanlar, Cumhuriyet'in değerlerine neden bu kadar öfke duyuyor?

Mustafa Kemal Atatürk ve onun düşünceleriyle hesaplaşmaya çalışanlar, aslında bu milletin ortak hafızasıyla kavga ettiklerinin farkında değiller mi?

Bir siyasi görüş eleştirilebilir.

Bir ideoloji tartışılabilir.

Ancak milyonlarca insanı aşağılamak, hedef göstermek ve suçla ilişkilendirmek ne siyasettir ne de demokrasi.

Bu olsa olsa çaresizliğin ve tahammülsüzlüğün dışavurumudur.

Çünkü fikri güçlü olan hakarete sığınmaz.

Haklı olan küfür dili kullanmaz.

Kendine güvenenler iftirayla değil, fikirle mücadele eder.

Türkiye'nin gerçek sorunları ortadayken; emekli geçinemiyorken, gençler gelecek kaygısı yaşarken, milyonlar hayat pahalılığı altında ezilirken bir belediye meclis üyesinin enerjisini Cumhuriyetçilere hakaret etmeye harcaması ayrıca düşündürücüdür.

Cumhuriyet'i savunanlar bu ülkenin düşmanı değildir.

Bu ülkenin bağımsızlığını, laikliğini, hukuk devletini ve çağdaş geleceğini savunan insanlardır.

Bu yüzden hiç kimse, milyonlarca yurttaşı birkaç cümleyle karalayabileceğini sanmasın.

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Atatürk'e saldıranlar geçti.

Cumhuriyet'e düşmanlık edenler geçti.

Demokrasiye meydan okuyanlar geçti.

Ama Cumhuriyet kaldı.

Atatürk kaldı.

Ve o büyük mücadeleyi sahiplenen milyonlar kaldı.

Bugün de değişen bir şey yok.

Cumhuriyet'e dil uzatanlar gelip geçecek.

Ancak Cumhuriyet'i savunanların sesi, bu ülkenin vicdanında yaşamaya devam edecek.

Çünkü bazı değerler seçim kazanmakla elde edilmez.

Bazı değerler makamla da verilmez.

Onlar; bir milletin kanıyla, emeğiyle ve bağımsızlık mücadelesiyle kazanılır.

Cumhuriyet de işte böyle bir değerdir.

Ve o değere hakaret edenler, aslında tarihin hangi tarafında durduklarını bütün millete göstermektedir.