Bazı ölümler vardır ki yalnızca bir insanı değil, bir gerçeği de toprağa gömer. Bazı kayıplar vardır ki geride sadece gözyaşı bırakmaz, vicdanlara sorumluluk yükler. Konya'nın Karatay ilçesinde bulunan bir mobilya fabrikasında çıkan yangına müdahale ederken hayatını kaybeden Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye personeli Mehmet Tekeli'nin ardından işte böyle bir acıyı yaşıyoruz. Bir itfaiye emekçisi daha görev başında yaşamını yitirdi. Ancak ne yazık ki ülkemizde bu haberleri duymaya alıştık. Yangına müdahale ederken hayatını kaybeden itfaiyeciler... Afetlerde enkaz altında kalan kurtarma personelleri...

Sel sularına kapılan, patlamalarda yaralanan, görev uğruna can veren kamu emekçileri... Her kayıptan sonra aynı cümleleri kuruyoruz: "Allah rahmet eylesin." "Milletimizin başı sağ olsun." "Pek üzgünüz." Sonra hayat devam ediyor. Ama geride kalan aileler için hayat hiçbir zaman eskisi gibi olmuyor.

Bir çocuk babasını kaybediyor. Bir anne evladını toprağa veriyor.

Bir eş, hayat arkadaşının ardından gözyaşı döküyor. Ve ne acıdır ki bütün bunlar yaşanırken itfaiye emekçilerinin yıllardır dile getirdiği temel talepler hâlâ karşılık bulmuyor. İtfaiyeciler, belediyelerin en ağır ve en riskli işlerinden birini yapıyor.

Alevlerin içine giriyorlar. Patlamaların ortasında görev yapıyorlar. Trafik kazalarında parçalanmış araçların içinden insan kurtarıyorlar. Deprem enkazlarında günlerce çalışıyorlar. Kimyasal sızıntılara müdahale ediyorlar.

Sellerde, fırtınalarda, afetlerde ilk sahaya çıkan ekipler arasında yer alıyorlar.

Kısacası toplumun can güvenliği için kendi canlarını ortaya koyuyorlar. Peki karşılığında ne alıyorlar? Yetersiz personel. Ağır çalışma koşulları. Eksik özlük hakları. Ve görev sırasında hayatlarını kaybettiklerinde dahi hak ettikleri hukuki statünün verilmediği bir sistem... İşte tam da burada büyük bir adaletsizlik karşımıza çıkıyor. Görevi başında hayatını kaybeden itfaiye emekçileri neden hâlâ hak ettikleri değeri göremiyor? Neden görev sırasında yaşamını yitiren bir itfaiyecinin ailesi, yıllardır mücadele etmek zorunda kalıyor? Neden itfaiye teşkilatlarının talepleri her felaketten sonra hatırlanıp sonra unutuluyor?

Bu soruların cevabını artık vermek zorundayız. Çünkü Mehmet Tekeli'nin ardından sadece yas tutmak yetmez. Onun ölümü karşısında sadece üzülmek yetmez. Gerçek sorumluluk, benzer acıların yaşanmaması ve itfaiye emekçilerinin haklarının teslim edilmesi için mücadele etmektir.

Yıllardır sendikalar, meslek örgütleri ve itfaiye çalışanları aynı talepleri dile getiriyor. Görev başında hayatını kaybeden itfaiye çalışanlarının şehit sayılması. Mesleğin risk sınıfına uygun özlük haklarının tanınması. Yıpranma paylarının geliştirilmesi. Personel eksikliklerinin giderilmesi. Koruyucu ekipman ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi. Bu talepler ayrıcalık değil, hakkın teslim edilmesidir. Çünkü itfaiyecilik sıradan bir meslek değildir. Bu meslek, her gün ölümle yüzleşmeyi gerektirir. Her siren sesi, eve dönememe ihtimalini de beraberinde getirir. Ancak buna rağmen binlerce itfaiye emekçisi görevine sadakatle devam etmektedir. Onlar görevden kaçmıyor. Yangından kaçmıyor. Afetten kaçmıyor.

Peki devlet ve toplum olarak biz onların haklarını teslim etmekten neden kaçıyoruz? Bugün Mehmet Tekeli'nin ardından söylenecek en anlamlı söz, kuru bir taziye mesajı değildir. Onun hatırasına sahip çıkmak; itfaiye emekçilerinin yıllardır süren hak mücadelesine sahip çıkmaktır. Çünkü bir ülkenin medeniyet seviyesi, en zor görevi yapan emekçilerine verdiği değerle ölçülür. Eğer alevlerin arasına giren insanlara hak ettikleri güvenceyi veremiyorsak, ortada çözülmesi gereken ciddi bir vicdan sorunu vardır. Mehmet Tekeli artık aramızda değil.

Ama onun ardından yükselen ses hâlâ duyuluyor. O ses, tüm itfaiye emekçilerinin sesidir. O ses, "Bizi yalnızca felaket günlerinde hatırlamayın" diyenlerin sesidir. O ses, "Can kurtarırken can verenleri unutmayın" çağrısıdır.

Merhum Mehmet Tekeli'yi rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına, Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı'na ve tüm itfaiye camiasına başsağlığı diliyorum. Ve bir kez daha söylüyorum: İtfaiye emekçilerinin mücadelesi yalnızca daha iyi çalışma koşulları için değil, aynı zamanda emeklerinin, fedakârlıklarının ve gerektiğinde verdikleri canın hak ettiği değeri görmesi içindir. Mehmet Tekeli'nin ardından yakılan ağıtlar bir gün dinecek.

Ancak onun uğruna hayatını verdiği mesleğin hak mücadelesi sürmeye devam edecektir.