Tam üç yıl önce, 6 şubatta, son yılların en travmatik, en acı ve en zor sabahına uyandık.
Ülkemizin 11 ilinde, 15 milyon insanımızı birinci dereceden etkileyen, resmi rakamlara göre 50 binden fazla yurttaşımızın hayatını kaybettiği bu felaketin üzerinden koskoca üç tam yıl geçti.
6 Şubat 2023 günü, saat 04.17’de Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi merkezli meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerden etkilenen 11 ilimiz, yıkılan şehirler, enkaz altında kalan 10 binler, havanın soğuk olmasıyla birlikte sokakta kalan, yiyecek ekmeğe, içecek suya, sığınacak bir çatıya ihtiyaç duyan binlerce insan.
Geçen üç yıla rağmen, halen bulunamayan kayıplarımız, dinmeyen ve hiçbir zaman dinmeyecek olan acılarımız var.
1999 Marmara Depremlerinde yaşadığımız acıların kat be kat fazlasını 6 Şubat depreminde yaşamış olmamız, milletimizin duyarlılığını ve farkındalığını yükseltmiş ancak, kamu ve devlet otoritesi yeterince refleks geliştirmemiş, geliştirememiştir.
Bu durum göstermektedir ki, Allah korusun bugün ülkemizin herhangi bir bölgesinde deprem olsa, yine aynı benzer acılar yaşanacak, yine ağıtlar yakılacak, yine bu vatanın evlatları, kefensiz olarak aynı mezarlara gömülecektir.
Sonuç;
Unutmadık, unutmayacağız söylemleri en yetkilisinden, en yetkisizine kadar hep bir ağızdan söylenecek. Ancak, ateş düştüğü yeri yakacak.
Depremin ilk anından itibaren, depremlerde ilk 24 saatin çok önemli olduğunun bilinmesine rağmen, askerimizin, polisimizin deprem bölgelerine acilen yardıma gönderilmeyişini, günlerce seferberlik ilan edilmeyişini, vatandaşlarımızın imkânsızlıklar içinde çırpınışını, enkazın altında can veren evladının elini bırakmayan çaresiz babayı, göçük altındaki Elif Eylül’ün enkaz altından babasına “bizi kurtarın” diye attığı mesajların bir tanesinin bile şebekeler çekmediği için babasına ulaşmadığını, depremde çadır satan Kızılay’ı, unutmadık. Unutmayacağız.
Depremin üzerinde 3 yıl geçmesine rağmen, yardım için yaklaşık 150 milyar TL toplanan paraya rağmen halen 360 binden fazla kişinin konteynırlarda yaşadığını görmek çok üzüntü veren bir durum.
Eğer ülkemiz deprem kuşağındaysa ve bu risk her zaman varsa ki var. Elimizi çabuk tutmalıyız.
İmarsız yapılaşmalara, imar aflarına, bilimsel verilerden uzak İnşaat yapımına izin vermemeliyiz.
Daha modern kentler yapıyoruz diye çarpık, plansız ve afete karşı duyarsız kentler değil, her türlü riske dirençli kentler oluşturmalıyız.
Yıkımlardan ve kayıplarımızdan sonra yaptıklarımızla övüneceğimize, afet öncesi gerekli tedbirleri alarak yaptıklarımızla gurur duymalıyız.
Yıkıma sebebiyet veren, tüm sorumlulardan hesap sormalıyız.
Tedbir almayı acı tecrübelerle öle öle öğrenmemeliyiz.
İlk okuldan itibaren, tüm öğrencilere "Temel Afet Bilinci", "Temel İlk Yardım" eğitimlerini zorunlu hale getirmeliyiz.
Bu gün, 1999 da yaşadığımız Marmara depremiyle çalışmalara başlamış olsaydık, 2023 de bu kadar büyük acılarımız, kayıplarımız olmayacaktı.
Bilmek gerekir ki, sonrası için yapılanlar ile gurur duymak, öncesinde yapılmayanlar nedeniyle yaşadığımız kayıplarımızı asla ve asla geri getirmeyecektir.