Belirli günler ve haftalar birçok meslek grubu için iletişim fırsatı olarak kabul ediliyor. Sosyal medyanın hayatımızda eskisinden çok daha etkin bir şekilde yer almaya başlamasıyla birlikte kişiler ve kurumlar kendilerini ifade edebilmek adına belirli günler ve haftalardan daha çok yararlanmaya başladı.

İlkokul günlerimizden hatırladığımız belirli günler ve haftalar, belli başlı konularda farkındalık kazanmak, ilgili konu hakkında beceri bilgi ve görgümüzü artırmak için oldukça önemliydi. Bir dönem tüm ülkede coşkuyla kutlanan Yerli Malı Haftası’nı hatırlayın. 

Kuru üzüm, incir, meyve ve Türkiye’de üretilen ürünlerin sergilendiği, öğrencilerin evden hazırlık yaparak geldiği bu hafta son yıllarda da bir hayli popülerleşmeye başladı. 

Amacına uygun, belli mesajların yerleşmesi için eğitimde keyifli bir alternatif olan belirli günler ve haftalar günümüzün dijital dünyasında ise paylaşım sayısını artırmak için kullanılan, sadece isme özel paylaşımın yapıldığı, anlamına duygusuna erişilemez bir hal aldı.

10 Ocak da bu günlerden birine dönüştü maalesef. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde kutlama mesajı ve gönderilen bir demet çiçek dışında gazeteciliğin sorunları üzerine ezbere konuşmalar yapmaktan ileriye gidilemiyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS) 10 Ocak 2024 tarihli açıklamasına göre, Türkiye'de şu anda 14 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde bulunuyor. Bu sayı, Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği'nin (MHAD) verilerine göre 65.

TGS'nin açıklamasına göre, Türkiye'de şu anda 103 gazeteci ve medya çalışanı hakkında soruşturma veya kovuşturma devam ediyor. MHAD'ın verilerine göre ise bu sayı 150.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

Türkiye'de ifade özgürlüğü, son yıllarda özellikle 2016 yılındaki darbe girişiminden sonra önemli ölçüde kısıtlandı. Birbiri ardına yapılan yasal düzenlemelerin ifade özgürlüğü ve gazetecilik mesleği üzerine geri dönülmez olumsuz etkiler yarattığını söylemek mümkün.

Darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL döneminde, yüzlerce gazeteci tutuklandı ve medya kuruluşlarına kapatma kararları verildi. OHAL'ın kaldırılmasından sonra da ifade özgürlüğü konusundaki baskılar devam etti.

İfade özgürlüğü konusundaki tartışmalar, genellikle tutuklu gazetecilerin sayısı ve bu gazetecilerin neden tutuklandığı üzerine odaklanıyor. Tutuklanan gazetecilerin çoğu, terör örgütlerine üyelik veya propaganda yapmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek, devlet sırlarını ifşa etmek gibi suçlamalarla yargılanıyor. 
Ancak bu suçlamalarla ilgili olarak gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığı iddia edilen gazeteciler de bulunuyor.

İfade özgürlüğü konusundaki tartışmalar, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği sürecini de etkiliyor. Avrupa Birliği, Türkiye'den ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasını talep ediyor. Ancak Türkiye hükümeti, ifade özgürlüğünün hukuk çerçevesinde korunduğunu savunuyor.

Uluslararası kuruluşlar tarafından yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye'deki ifade özgürlüğü durumu oldukça olumsuz. Freedom House'un 2023 yılı raporuna göre, Türkiye'nin ifade özgürlüğü durumu ‘kötü’ olarak değerlendiriliyor. Reporters Without Borders'ın 2023 yılı raporuna göre ise Türkiye, 180 ülke arasında 157. sırada yer alıyor.