Son yılların en çok konuşulan trendlerinden biri günün belirli bir bölümünde yemek yemeyip kalan saatlerde beslenmek yani aralıklı oruç tutmak. Bu yöntemi kullananların sayısı hızla artarken mucizevi sonuçlardan bahsedenler olduğu gibi aynı zamanda bunun sağlıksız bir trend olduğunu belirtenlerde var.
Aralıklı orucun en yaygın modellerinden biri 16 saat aç kalıp günün 8 saatlik kısmında yemek yemek. Bunu 18’e 6 olarak deneyenler olduğu gibi 20’ye 4 olarak da deneyenlerde var. İlk anda kulağa zor gelse de birkaç gün içinde bedenin bu duruma alıştığını söyleyenler olduğu gibi açlığın sadece psikolojik bir olgu olduğunu aktaranlar da var.
TEMKİNLİ YAKLAŞIM
Ancak bu yöntemi övenlerin yanı sıra, ona temkinli yaklaşan uzmanlar da mevcut. Bazı araştırmacılar uzun süreli açlığın bazı kişilerde enerji kaybı, konsantrasyon güçlüğü, sindirim sorunları ve düzensiz yeme alışkanlıklarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle diyabet, tiroid ve kronik hastalığı olan bireylerin hekim gözetimi olmadan bu yöntemi uygulamaları ciddi riskler taşıyabiliyor. Burada belirleyici olan, bireysel fizyolojik farklılıklar oluyor. Her metabolizmanın işleyişi kendine özgüdür; kimileri bu yöntemle enerji ve canlılık kazanırken, kimileri için günlük yaşamı zorlaştıran bir yük haline gelebiliyor. Bu nedenle aralıklı orucun gerçek değerini belirleyen, kişinin kendi vücuduyla kurduğu deneyimdir. Öte yandan aralıklı orucun yalnızca bedensel değil, zihinsel bir dönüşüm de sağladığı iddiası dikkat çekicidir. Açlık dönemlerinde zihinsel berraklık, odak artışı ve mental dayanıklılık yaşadığını belirten birçok kişi bulunuyor. Bunun nedeni, sürekli sindirim faaliyetiyle meşgul olmayan bedenin enerjisini zihinsel süreçlere ve hücresel onarıma yönlendirmesidir. Açlıkla mücadele etmek yerine onu kabullenen birey, zihninde yeni bir özgürlük alanı keşfediyor. Bu açıdan aralıklı oruç, sadece bedenimizi değil aynı zamanda zihnimizi de eğiten bir disiplin olarak karşımıza çıkıyor.
HER İKİSİ DE
Tüm bu veriler ışığında temel soruya dönelim: Aralıklı oruç bir mucize mi, yoksa geçici bir trend mi? Aslında her ikisi de olabilir. Mucize çünkü vücudun doğal iyileşme mekanizmalarını harekete geçiriyor. Moda çünkü popüler kültürün hızla benimsediği bir akım haline geldi. Ancak hangi açıdan bakarsak bakalım, göz ardı edemeyeceğimiz gerçek, bu beslenme modelinin insan biyolojisinin binlerce yıllık geçmişiyle uyumlu olmasıdır. Aralıklı oruç her bünye için uygun olmayabilir, fakat deneyimleyen birçok kişide yarattığı olumlu değişimler inkâr edilemez. Belki bir gün bu yöntem geçici bir hevesten kalıcı bir yaşam felsefesine dönüşecek, belki de önümüzdeki yıllarda yerini yeni bir beslenme anlayışına bırakacak. Ancak şunu söyleyebiliriz ki, aralıklı oruç sağlıklı yaşam söylemlerinde önemli bir yer edinmeye devam edecek.