Her birinin farklı bir hikayesi var. Ressamlar acılarını ve hayata tutunmalarını resmetti. İki yıldır faaliyet gösteren Patikara Derneği 16 Kasım’a kadar hayvan severleri sergiye bekliyor.

Patikara Hayvanları Koruma ve Hayvanlara Acil Müdahale Derneği, iki yıldır Ankara’da zor durumdaki hayvanlara dair ihbarlara koşuyor. Dernek çalışmaları tamamıyla gönüllülük esasına dayalı. İki yıldır faaliyetlerini gönüllü desteği, bağışlar ve sergilerle yürütüyorlar. Dernek ikinci kuruluşu yıldönümünde kurtardıkları hayvanların resimlerinin yer aldığı bir sergi ve kermes düzenledi. Dernek kurucuları Mahir Kaya ve Damla Umut Uzun’la konuştuk. Sözü onlara bırakıyoruz…

Dernek hakkında bilgi verir misiniz?

Mahir Kaya: Patikara Hayvanları Koruma ve Hayvanlara Acil Müdahale Derneği altı yıllık bir emeğin üzerine Ayrancı'da mahallede özellikle pandemi döneminde kendi sokağındaki kedilerle uğraşan birkaç arkadaşın tanışmasıyla ortaya çıkmış ve iki yıl önce dernekleşmiş bir sivil örgütlenme. Bütün kurucularımız Ayrancı'da birbirine çok yakın yedi sokakta oturuyor aslında. Ayrancı Pati Kurtarmadan Patikara Derneği'ne dönüşen bir süreç, tamamı gönüllülerden oluşan bir süreç. Mesela arabasız çalışan bir dernek elli tane arabası olan kişiyle oluşturduğu WhatsApp grubuyla bugün bu organizasyonu şekillendirebiliyor. İhbarlara bunlarla gidiyoruz. Kliniklerden kediler için taburcu olacak ya da başka bir kliniğe nakil olacak kediler için nakil grubu WhatsApp gönüllülerimize yazıyoruz oradan birileri çıkıyor.

Hem kedi hem köpek kurtarıyorsunuz değil mi?

Mahir Kaya: Yüzde doksan kedi. Tavşan da var, kirpi de var, tablolarda onlara dair çizimler de var.

BİR YILIN SONU

Buradaki sergiyi anlatır mısınız?

Mahir Kaya: İlk kez bu sene kurtardığımız bütün canlıları bir blogda Patikara Derneği Blogspot.com adresinde, 1 Ocak'tan beri kurtardığımız bütün canlıları listeledik. Bugüne kadar bine yaklaşan bir sayımız var. Yıl boyunca oluşturduğumuz borçları yıl sonunda ödeyebilmek için böyle etkinlikler yapıyoruz. On beş- on altı gönüllü ressamın katılımıyla her yıl kurtardığımız canlılardan bir seçki oluşturuyoruz. O seçkiyle tablolarını, kupalarını, çantalarını satarak yıl boyu üzdüğümüz veterinerleri yıl sonunda mutlu etmeye çalışıyoruz.

Nerelerden kurtardığınızı da biraz anlatır mısınız?

Çatılardan, bodrumlardan, kanalizasyonlardan kuyulardan ve daha başka yerlerden. Sergide hikayeleri var. Araba motorlarından. Araba motorlarından hatta otobüs motorundan kurtardığımız kedinin tablosu “Otobüs” burada. Otobüsün motoruna girmek zorunda kaldık. Yani biz Ankara'da hayvanlar konusunda bir nevi Hızır aciliz. Sivil savunma işleri yapan bir derneğiz. Genellikle belediyenin, itfaiyenin kurtaramadığı hayvanları da elimizdeki ekip ve ekipman gücüyle kurtarıyoruz. Kurtarmak değil sadece, tedavi ettiriyoruz. Savunabilecek halde olanı savunuyoruz. Savunulamayacak halde olanı ya sahiplendiriyoruz ya ömür boyu korumaya alıyoruz. Mesela 2024 tablomuzdaki “Babacık”… 2023’te yakalanan Babacık daha bir ay önce sahiplendirilebildi. Damla (derneğin kurucularından) iki tane kedimize geçici yuva olup sonra tamamen sahiplendi. “Hamsi Kuşu” adlı tablomuzun sahibi kendisi. Yani hem çizeri.

DAYANIŞMA İÇİN ÇAĞRI

Dayanışma çağrısı adına ne söylemek istersiniz?

Damla Umut Uzun: Bu arada hiçbir yerden maalesef ki maddi destek almıyoruz. Onu da vurgulamamız gerekiyor bence. Hep gönüllüler çalışıyor. Dayanışma vurgusunu o yüzden. Kimse maaş almıyor. Veterinerlere, eczacılara, mamacılara sürekli ödeme yaparak yürütüyoruz çalışmalarımızı. Yerel esnafla dayanışıyoruz. Onlar bizimle dayanışıyor. Ve bağış üzerinden destek alıyoruz. O yüzden de bu sergi önemli. Bu sergi bizim yılın en toplu sergisi. Hem doğum günümüz hem de bir yılın emeğini sergiliyoruz.

Esenboğa Esen’in hikayesi

Esen’le derneğin tanışma hikayesi acı ve ilginç Sahibi Esenboğa Havaalanı Otoparkı’nda Esen’i arabaya kilitleyip yurt dışına çıkmıştır. Dört gün boyunca aç, susuz ve havasız kalmış kedinin ağlamalarını duyan vatandaşlar polise haber verir. Dernek gönüllüleri gecenin bir vakti yollara düşüp Esen’i polis eşliğinde yediemin olarak alır. Tedavisini yaparlar. Konu haber bültenlerine de yansır. Ressam Fatoş Gür Esenboğa Esen’i böyle resmetti.

Amasyalı Asya’nın Ankara’ya uzanan serüveni

Derneğin birlikte çalıştığı veteriner hekimlerden biri askere gider. Askerlik görevini yaparken ağzı tamamen erimiş bir yavru kedi bulur. Askeri birlikte olduğu için sayısız prosedürle karşılaşırlar ama neticede Amasyalı Asya adını verdikleri yavruya ilk müdahalenin Amasya’da yapılmasını sağlarlar. Asya, Ankara’ya ulaştırılır. Hala veterinerle birlikte yaşıyor. Sanatçı Eylül Köksümer Asya’yı çizdi. Sergide görülebilir.

Scarface’in (Yaralı Yüz) yüzüne kavuşması

Gecenin bir saatinde ihbar alırlar. Bir kedi arabanın altında kalmıştır. Yüzünün yarısı ezilmiştir. Hemen kliniğe yetiştirirler. Kedinin hamileliğinin son evresinde olduğunu öğrenirler. Yavruların da annenin de yaşaması zordur ama veteriner hekim adeta mucize yaratır. Yüzünü de yavrusunu da kurtarırlar. Adını Scarface (Yaralı Yüz) koyarlar. Yaşam alanına geri bırakılar. Yavrusu ise yuvasında mutlu yaşamaktadır. Begüm Acar, bu yaralı kahramanın resmini çizdi.

Kirpi Juji nasıl kurtarıldı?

Patikara sadece kedileri değil doğada zor durumda olan başka hayvanlar için de imkanlar doğrultusunda yardıma koşuyor. Sergide Kirpi Juji’ninhikayesi şöyle aktarılıyor:

“Ekibimizin dikkati sayesinde hareket edemez halde bulunan ve son dakika kliniğe yetiştirilen Juji’ye röntgen çekildiğinde omurgasının kırık olduğunu öğrendik. Oldukça zor bir tedavi sonrası iyileşen Juji’yi, tedavisini yürüten hekimlerimiz himayesine aldı. Kirpimiz yeni bahçesinde yeni ailesini kurdu ve kedi maması tırtıklamaya devam ediyor. Ressamımız F. Banu Güç’e teşekkür ediyor ve mesajını size iletmek istiyoruz: Doğanın küçük bekçileri kirpiler, sadece zararlı böcekleri yiyerek değil, dikenlerine takılmış tohumları taşıyarak da doğanın döngüsüne katkıda bulunurlar. Bahçelerimizden ormanlık alanlara kadar birçok farklı habitatta bulunabilirler ve insanlara zarar vermezler. Doğa, farklı canlıların bir arada uyum içinde yaşadığı karmaşık bir ağdır. Her bir türün, ekosistemde kendine özgü bir yeri vardır. Lütfen kirpilere zarar vermeyin, onları yaşam alanlarından uzaklaştırmayın.

Ayrancı’nın bıçkın delikanlısı “Muzo”

Ayrancı’nın bütün esnafı tanırdı, Muzo’yu. Sokakları da esnafı da ezberlemiş adeta. Yaşlanıp tek gözünü kaybedince Ankara soğuğunda zorlanmaya başlar. Patikara, onu önce kliniğe alır. Bir yıl sonra tekrar sokağa bırakır. Ancak hapşırması geçmeyince onu Patikara’nın kalıcı misafiri haline getirirler. Begüm Acar, Ayrancı’nın yakından tanıdığı Muzo’yu resmetti. Sergideki yerini aldı.