CHP’den kopan partiler neredeyse Cumhuriyet’in ilanından beri Türk siyasetini meşgul ediyor. İçinde iktidar olanı da var; adını duyduğumuzda “O hangi partiydi?” dediğimiz de var

İzmir’de CHP’yi iyi bilen isimlerden Kadir Sinan’la 1 Ağustos 2023’te yaptığımıza söyleşide şunları söylemişti:

“Ama biliyoruz ki konuştuğumuz yer Türkiye ve konuştuğumuz parti ise CHP. Kendine özgü iç dinamikleri ve belki de tüm Avrupa tarihi kadar karmaşık ve derinlikli bir coğrafya. Birinci Paylaşım Savaşı’ndan çıkmak için verdiği ulusal Kurtuluş Savaşı’nın meydanlarında kurulmuş ve dünyanın en eski siyasi partilerinden biri olan CHP. Başarısı da başarısızlığı da tantanalı olur.”

Kadir Sinan dostumuzun o söyleşide kullandığı “tantana” sözü daima kulağımda çınladı. TDK “tantana” sözcüğünün anlamı için üç başlık açmış. İlki “görkem”. Yani “Göz alıcı ve gösterişli olma durumu; alayiş, azamet, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa” demek. (Evet, 1923 ve Atatürk’ün etkin olduğu yıllara bu sıfatlar oturuyor sanki.)

“Tantana”nın diğer anlamı, “kuru gürültü” olarak yazılmış. Buradaki “kuru” sözüne dikkat edelim. Yani içinden bir şeyin çıkması, yeşermesi, sonuç vermesi mümkün olmayan. İçeriği bir amaçtan bağımsız olan dersek sanırım bağlamına oturur. Son tanımlama ise “gereksiz, boş söz” olarak yazılmış. Kuru gürültüyü andırıyor.

Kadir Sinan’a söyleşide “tantana”yı ne için kullandı diye sormadım. Onun adına cevap verecek değilim. Ama CHP tarihinin 1923-50 döneminin bazı dönemlerini ve darbe dönemleri sonrası çıkışları saymazsak bu akışın görkemden uzak olduğunu söylemek gerek. Türkiye’de 1950’den bu yana iktidar olan merkez sağ-muhafazakâr partilerin durumuna çok az bir göz attığımızda devleti ve iktidarı ellerinde tuttukları uzunca bir süre hizipçiliğe dair önemli bir veriye rastlamayız. Gruplaşma olsa bile genel olarak sessiz sedasız ve iktidarlarını yıpratmayacak şekilde yaşanmıştır?

CHP öyle mi? Birinci Meclis’te henüz sadece grupların olduğu ihtilal meclisinde durum ne ise CHP’de durum hala öyle. Sanırsınız tarihin bir döneminde takılıp kalmış bir grup insan, bildiği tek şeyi yapıyor: Toplanıp bölünme.

ESKİ ZAMAN OLUR Kİ…

CHP, Kurtuluş Savaşı’nın tamamlanmasının ardından ilk kongresini Sivas’ta (4-11 Eylül 1919) yapılmış kabul ederek kuruluşunu 9 Eylül 1923’te ilan etti. Cumhuriyetin ilanı ise 29 Ekim’de gerçekleşti. Bu açıdan yeni rejimin kurucu partisi oldu. Kuruluşunu Sivas Kongresi’ne kadar götürdüğü içinse Osmanlı Devleti’nin kağıt üzerinde var olduğu bir ortamda kuruldu. Tarihinin iki döneminde kendine bir varlık hikayesi yaratan bir irade görüyoruz. Bu anlatı, birilerine görkemli (tantanalı!) gelebilir. Ancak, Osmanlıların duraklama devrinden itibaren kullandıkları bir söz vardır: “Eski zaman olur ki hayali cihana bedel”. Bununla ilgili bir Can Yücel hikayesi de vardır ya, şimdi ona girmeyelim. Kısacası devlet kurmanın verdiği gururla daima eskinin iltifatını yapan bir siyasi anlayışın varlığının altını çizmek istedim. Sadece şunu hatırlatmakta fayda var. Türkiye Cumhuriyeti kurulalı 103 yıl oldu.

CHP’DEN KOPAN PARTİLER

CHP’deki bölünmeleri iki döneme ayırmayı tercih ediyorum. İlki 1923-1950 dönemi. Bu dönemde kopan partilerin temel düsturu rejim eleştirisiydi. CHP devletin kurucu partisi olarak iktidardaydı ama devleti kuran başka dinamikler de ayaktaydı. Örneğin 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Kazım Karabekir tarafından kuruldu. Karabekir, Milli Mücadele’nin en önemli komutanlarındandı. Bu siyasi deneyimi ise 6 ay sürdü. Parti kapatıldı. 1930’da Mustafa Kemal’in de yönlendirmesiyle Ali Fethi Okyar’ın Serbest Cumhuriyet Fırkası şöyle bir arzı endam etti. Ekonomik programı liberaldi. Mustafa Kemal, “samimi” bir muhalefetin varlığının değerli olduğunu düşünüyordu. Ancak, Ali Fethi Okyar’ın ülke gezisi sırasında toplumsal desteğin büyüklüğü yeni rejimi düşündürdü. Mustafa Kemal ve Okyar ortak bir kararla partiyi kapattı.

1946’da CHP’nden kopan dört milletvekili Demokrat Parti’yi (DP) kurdu. Tartışmalı olan ilk seçimde iktidar olamadı ama 1950’de tek başına iktidara geldi. Bu tarihten sonra Türk siyasetinde bir başka merkez ortaya çıktı. Ekonomik programını kapitalist dünyaya hemen entegre eden ve sosyolojik olarak taban genişletmeyi bilen bu siyasi akımdan sonra kurulan partiler kendini artık CHP kökenli saymadı. DP, sonrası merkez sağ partiler kendini “DP geleneğinden” saydı.

1950 SONRASI CHP’DEN KOPANLAR

Bu tarihten sonra CHP’den kopanların genelde CHP’yi asıl kimliğine davet ettiğini görüyoruz. 1960’larda CHP Genel Başkanı İsmet İnönü “ortanın solundayız” deyince yeni bir tartışma başlatmış oldu. Paşa, bunu neden söylemişti? Türkiye’nin iç dinamikleri ve kuzeydeki büyük sosyalist blok buna cevap veriyordu ama kimilerine göre bu olmazdı. Turan Feyzioğlu, Güven Partisi’ni 1967’de kurdu. Kemalizm’den kopulmuştu ve CHP solcu olamazdı. Bu parti 1970’lerde yine CHP’den kopan Kemal Satır’ın kurduğu Cumhuriyetçi Parti ile birleşerek Cumhuriyetçi Güven Partisi olarak yoluna devam etti. 12 Eylül Darbesi ile kapatıldı. Feyzioğlu’nun 12 Eylül Darbesi dönemindeki tutumu ayrı bir yazı konusudur. Kemal Satır için bir parantez. Satır, Bülent Ecevit’in genel başkanlığına karşı çıkarak 17 milletvekili ile partiden kopmuştu.

12 Eylül Darbesi’nde kapatılan CHP, 1992’ye kadar kapalı kaldı. Açıkçası darbe sonrası kurulan SODEP, HP ve bu ikisinin birleşiminden kurulan SHP’yi CHP’den kopuş olarak görmüyorum. Çünkü ortada bir CHP yok. Demokratik Sol Parti ise ilginç bir hareketti. CHP’nin yasaklı genel başkanı Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit tarafından kuruldu. Bülent Ecevit siyasete dönünce partisinin başına geçti. Buraya kadar DSP’yi de 12 Eylül sonrası kurulan CHP devamı partiler arasında görmek mümkün. Ancak 1992’de CHP’nin tekrar kurulması, yetmedi 1995’te SHP’nin de CHP’ye katılması ile olay başka bir boyut kazandı. DSP, bu birleşmede yer almadı. 1974 Kıbrıs Harekâtı dönemine benzer milliyetçi bir çizgi ile başarı oldu. 1995’te solun (ya da adında sol olan partilerin) 1999’da da Türkiye’nin birinci partisi oldu.

2000’Lİ YILLARDA GELENLER

Türkiye 2002 yılında büyük bir değişime doğru giderken eski SHP’liler yeni bir SHP kurdu. Adı Sosyal Demokrat Halk Partisi’ydi. 1990’ların başındaki gibi HEP-DEP gibi partilerle ittifaklar yaptı. Hüseyin Ergün’ün genel başkanlığında daha liberal-sol bir çizgi izledi. Ama ömrü uzun olmadı.

Deniz Baykal’ın genel başkanlığına muhalefet eden Mustafa Sarıgül, Türkiye Değişim Hareketi ile başladı. Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olunca varlığına son verdi. 2020’de tekrar ortaya çıktı. Ancak, DSP’den de belediye başkanı seçilen Sarıgül için siyasi kopuşun nerede olduğunu kestirmek belli değildi. Netice Türkiye iktidarını değil CHP’de iktidarı hedefleyen bir akım olarak tarihteki yerini aldı.

Bunların dışında 2005'te kurulan Yaşar Nuri Öztürk’ün, Halkın Yükselişi Partisi'ni, Emine Ülker Tarhan’ın 2014'te kurduğu Anadolu Partisi'ni, 2020 de ise Öztürk Yılmaz’ın Yenilik Partisi'ni anmak gerekir. Öztürk Yılmaz, hariciyeden gelme olduğunu da hatırlatmak gerekir.

2018’de CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce seçim sonrası daha keskin bir muhalefete girişti. 2021’de Memleket Partisi’ni kurdu. 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde tekrar aday olacakken hakkındaki bazı iddialardan ötürü adaylığını geri çekti. Türkiye sathında teşkilatlanmaya çalıştı. Ama başarılı olamadı.

YENİ PARTİ VE ÖZGÜR ÖZEL

2023 yılı seçimlerinde CHP’nin cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde iktidara geçecek çoğunluğu alamaması özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in öncülüğünde mevcut genel başkan Kılıçdaroğlu’na karşı bir hamle başlatıldı. Aynı yıl yapılan kongrede Özgür Özel genel başkan seçildi. 2026 yılına kadar yaşanan gelişmeler bolca ayrıntıya dayanıyor. Özetle yargı mutlak butlan kararı vererek 2023 kongresini yok saydı. Özgür Özel ve arkadaşları bir süre hukuki süreçleri bekledi. Ancak, bir süre sonra milletvekillerinin öncülüğünde Yeni Parti’yi kurdu.

CHP ise Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığında yoluna devam ediyor. Şüphesiz, Yeni Parti ve CHP’nin geleceğine Türkiye toplumu karar verecek.

Bu saydıklarımızın dışında da CHP ve DSP kökenli partiler siyaset sahnesine çıkmayı denedi. Ancak ömürleri uzun olmadı. Ancak CHP’den kopan partilerin varlık nedenini anlatmak için siyaset bilimcilerin epeyce kafa yorması gerek.