İzmir'de CHP ile AK Parti arasındaki yerel iktidar savaşı “Meslek Fabrikası” olayı ile yeni bir boyut kazanmıştır. İktidarın "silkeleme" operasyonu ile adeta nefesi kesilen CHP'li belediyeler ki, bunların başında İzmir Büyükşehir Belediyesi gelmektedir, çevik kuvvet ablukalı tahliye harekatı sayesinde alan bulup nefes almıştır.
Birileri, “Ne var bunda devlet malını geri aldı” dese de operasyon, “İzmir'i alacağız” iddiasındaki AK Parti açısından doğru yaklaşım değildir. Vakıflar üzerinden bu operasyonu kim neden ve nasıl planladı açık açık söylenmese de siyaset stratejisi bakımından "ben güçlüyüm her şeyi yaparım" modundaki AK Parti'nin İzmir hedeflerine zarar vermiştir.
Bir zamanlar İzmir'de 7-8 ilçe belediyesine sahip AK Parti, bugün sadece -o da bir operasyon eseri olan- Menemen'le yetinmek zorunda kalırken, “AK Belediyeciliğe” örnek gösterebilecek bir belediyesinin getirisini Meslek Fabrikası operasyonu ile heba edebilir. Asıl olay bundan sonrasıdır. O binaların akıbeti “AK Parti’nin karnesi” olacaktır. Vakıflar Genel Müdürü'nün binayı önce kütüphane yapma sonra da 5 milyona kiralama açıklamaları "geliyor gelmekte olan" kabilinden beyanlardır. Hiç konuşmasa daha iyi idi.
Gelelim CHP cephesine. Bu krizden karlı çılan CHP ve Başkan Cemil Tugay'dır. 6 Nisan’da gerçekleştirilen Çevik Kuvvet ablukalı şafak baskınına kadar "yapayalnız" olan Cemil Tugay, şimdi etrafında il örgütü, eski milletvekilleri, mevcut milletvekilleri, ilçe örgüt ve belediye başkanları ve genel merkezin desteğini almış bir "güç" haline gelmiştir. İzmir'de kalesini kaybetmekte olan CHP, meslek fabrikasının zoraki tahliyesi ile “kaleyi” tekrar “tahkim” etmiştir. Muhtemeldir ki bu direniş stratejisi CHP'nin işine yarayacak, önümüzdeki yerel seçimlerde Büyükşehir ve ilçe belediyelerindeki üstünlüğünü devam ettirecektir.
CHP aklının bu olaydan bir “Gezi” çıkarma hedefi iddiaları da zihinleri kurcalamıyor değil. Zira, İstanbul’da 3-5 ağaç yüzünden yakılan ateş, memleketi sarmıştı. Direnişe liderlik eden Başkan Tugay’ın, “İzmirlileri mallarına sahip çıkmaya çağırıyorum” diyerek yaptığı çağrıya, düzenlenen mitingde, 4,5 milyonluk kentte sadece birkaç bin kişinin iştirak etmesi ile umutlar suya düşmüştür. Tugay’ın, İzmirlileri önce sokağa çağırıp, gelişmeler karşısında, “Ben devletime milletime bayrağıma saygılıyım” açıklamaları da dikkat çekicidir.
Bakın İzmir'de yarım kalan birçok proje vardır. Kentin yıllardır bir çöp bertaraf tesisi yoktur, Körfez temizlenmeyi beklemektedir, kentsel dönüşüm tam bir fiyaskodur, opera binası beton yığınıdır, Buca Onat Tüneli ve Mürselpaşa Altgeçidi yarım bırakılmıştır. Hele hele Buca Metro İnşaatı durmuş 700 kusur işçi evine gönderilmiştir. Tüm bu işler Cemil Tugay yönetimini beklerken, hepsi unutulmuş, meslek fabrikası zamansız ve gereksiz biçimde her şeyin önüne geçirilmiş, "bir bardak suda kopartılan fırtına" AK Parti'nin Tugay'a tabiri caizse kıyağı olmuştur.
Başta operasyonda düğmeye bastığı kanaati hakim olan Genel Sekreter Eyyüp Kadir İnan ve Bilal Saygılı ekibi tüm bunları hesap edip de mi hareket etti bilinmez ama sanırım gelişmeler karşısında onların da "Acaba stratejik hata mı yaptık?" sorusunu kendilerine sorduklarından eminim. “Ehh oldu bir kere” diyerek yanlışlarda ısrar etmek, siyasetin kaldıracağı bir yöntem değildir. Bir de şu olasılık var ki, o da AK Parti’nin bu operasyonla CHP’nin İzmir’deki ağırlığını test etme girişimidir. Yani turnusol kağıdı, sıvıya batırılmış ve ne olduğu görülmüştür.
Ancak, yok yere İzmir’in en önemli sorunu haline getirilen ve her hali ile CHP’ye yaradığına herkesin hemfikir olduğu bu işten öyle kolay kolay sıyrılmak mümkün değildir. Her ne kadar “Bizim milletimiz balık hafızalıdır, bir müddet sonra her şeyi unutur” düşüncesi hakim olsa da, Meslek Fabrikası denilen o mekan, CHP’lilerin gözünün daima üzerinde olacağı bir mekan olacaktır.
Hele hele, hemen yamacındaki devasa gökdelenlerin varlığı düşünüldüğüne, hani Vakıflar Genel Müdürün de dediği gibi “5 milyona” birilerine kiralanacak olursa, varın seyreyleyin siz gümbürtüyü. Bazı CHP’lilerin iması o ki, “Minareyi çalan kılıfını hazırlamış” bile. Zaman her şeyin ilacıdır. Allah ömür verir de yaşar isek, un fabrikası olarak başlayan serüveninde, DGM yapılıp bir zamanlar yanından geçmeye bile korkulan o taş binaların ne olacağını ve neye mal olacağını göreceğiz. Biz yine de millet ve memleket için hayırlara vesile olmasını dileyelim.