Karşıyaka Stadı, Karşıyakalıların futbol mabediydi. Yalı’da Nikah Sarayı ile Orman Fidanlığı arasındaki alanda Yelken Kulüp ve üzerinde kulüp binası ile yıllarca hizmet verdi. Batı tarafında 2-3 bin kişilik bir tribünü, o tribünün altında soyunma odaları bulunuyordu. Gazeteciliğe spor muhabiri olarak başladığımda, spor müdürüm Yaşar İzzet Günder, beni Karşıyaka muhabiri olarak görevlendirmişti.

1990’lar, yani efsane yıllardı. Karşıyaka ve Altay o zaman Süper Lig olmadığı için 1.Lig’de mücadele ediyorlardı. Karşıyaka’da Yugoslav kaleci Juriçeviç, Altobelli Rıza, Büyük Muharrem ve Küçük Muharrem’ler, Recep, Arap, Yusuf ve Yüksel gibi önemli isimler top koşturuyordu. Her sabah gazeteye geldikten sonra program yapar, antrenman varsa soluğu Karşıyaka Stadı’nda alırdık.

Teknik direktör bazen bir yabancı, çoğu zaman da Yılmaz Vural, Nevzat Güzelırmak, Hüseyin Hamamcı gibi isimlerdi. Karşıyaka’nın antrenmanları adeta bir maç havasında kıran kırana geçer, Karşıyaka Stadı sloganlarla inlerdi. Yöneticiler de başkanlar başta olmak üzere çalışmaları izlerdi. Antrenmanı izlerken yöneticilerle konuşur, sonunda da futbolcularla fotoğrafları çeker işi bitirirdik. Ardından da gazeteye döner özenle haberi hazırlar, sayfaya koyardık.

Daha sonraları, ardı ardına yaşanan başarısızlıklar ve İzmir takımlarının 1.Lig’den düşmesi ve Karşıyaka’nın tesislerini Çiğli’ye taşıması ile yalıdaki stat kaderine terk edildi. Artık orada Karşıyakalılar sabah sporu yapıyordu. 2000’li yıllara gelindiğinde stat bakımsızlıktan kullanılamaz hale geldi. Sonra da tribünler, soyunma odaları yıkıldı. Karşıyaka Belediye başkanları yeniden ayağa kaldırmak istedi ama olmadı.

15 yıldır bir harabe ve boşluk alan olarak kalan stadı, yeniden inşa etmek ve o noktaya tıpkı Göztepe Gürsel Aksel Stadı gibi bir futbol mabedi yapmak gerekiyordu. Nihayet düğmeye basıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde bir protokolle, stadın inşaatını İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin uhdesine verdi. Önceki spor bakanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun da hazır bulunduğu törenle imzalar atıldı. Adı da şimdiden konuldu. Ata’mızın Karşıyaka’ya emaneti annesi Zübeyde Hanım olacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, onurlu bir işe soyundu. Karşıyaka’ya başkanlık yapmış ancak 5 yıllık görev sürecinde stat için bir şey yapamamış olan Cemil Tugay, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bu görevi kabul etti. Etti etmesine ancak, ardından soru işaretleri de geldi. Siyasi çevrelerin, “İşçisine bile para ödeyemeyen, elinde yarım kalan birden fazla proje olan Büyükşehir stadı nasıl yapacak?” şeklindeki eleştiriler kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu.

Harabeye dönen statta “temizlik” işlemleri başlatılmıştı. Ancak Cemil Başkan, Karşıyaka’da bir sokak röportajında Kadir Bilgetekin'e yaptığı açıklamada, “Karşıyaka Stadı projesinde mimar çalışmaya devam ediyor. O çalışma geldikten sonra ruhsat aşaması ve ihale var. Zaman isteyen bir konu ama sağlıklı bir şekilde ilerliyor” ifadelerini kullandı Allah kolaylık versin. Ancak hemen hatırlatmakta fayda var. Bu tür işler hem zor, hem de kolaydır. Nasıl olur dediğinizi duyar gibiyim.

Şöyle ki; zor olan, elinde tamamlanması gereken, metro, opera binası, çöp tesisleri, Onat Tüneli, Halkapınar Metro Deposu, Mürselpaşa-Gıda Çarşısı karayolu altgeçidi ve Büyükşehir’e yakışan bir hizmet binası gibi birçok proje olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir de Karşıyaka Stadı’ın inşasını üstlenmesi ne kadar isabetli? Kolay olan ise, bu işi gurur meselesi yaparak görevi üstlenmek durumunda kalan Tugay’ın mütevazi tavrı.

Bence, tıpkı Göztepe Gürsel Aksel Stadı’nda olduğu gibi bu projeyi bizzat devletin üstlenmesi ve 3-5 yıl gibi kısa sürede tamamlanması. Yoksa Cemil Başkan’ın dediği gibi, “zaman isteyen” bir konu olarak kentin hayatında yerini alabilir. Bence “zaman isteyen” değil “zamanla yarışılan” bir proje olmalıdır. Çünkü artık Karşıyakalı’nın sabrı kalmadı…