Doğum sonrası dönem, birçok annenin fazla kilolarını verme isteğiyle birlikte yeni bir beslenme düzeni arayışına girdiği süreçlerden biri oluyor. Ancak uzmanlar, bu dönemde hızlı kilo vermeye odaklanmak yerine hem annenin iyileşmesini hem de bebeğin ihtiyaçlarını gözeten dengeli bir beslenme planının öncelikli olması gerektiğini vurguluyor.

Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, doğum sonrası dönemin hızlı zayıflama zamanı olmadığını belirterek, güvenli kilo kaybı için doğru zamanlama ve kişiye özel beslenme planının önemine dikkat çekti.

DOĞUM SONRASI İLK HAFTALARDA KİLO VERMEK İÇİN ACELE EDİLMEMELİ

Doğumun ardından vücudun doğal bir toparlanma sürecine girdiğini belirten Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, ilk haftalarda tartıdaki değişimlerin normal olduğunu ve bu sürecin aceleyle değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

"İlk haftalarda bebeğin, plasentanın ve gebelik boyunca vücutta artan sıvının kaybıyla birlikte doğal olarak birkaç kilogram zaten verilir. Bu nedenle tartıdaki değişimi aceleyle değerlendirmek yerine vücudun kendini yenilemesine ve toparlanmasına zaman tanımak gerekir" dedi.

Ailesinde kalp hastalığı olanlar dikkat! Kalp hastalıklarında dikkat çeken tablo
Ailesinde kalp hastalığı olanlar dikkat! Kalp hastalıklarında dikkat çeken tablo
İçeriği Görüntüle

NORMAL DOĞUM VE SEZARYEN SONRASI BESLENME FARKLILIK GÖSTERİYOR

Doğum şeklinin beslenme planını etkileyen önemli unsurlardan biri olduğunu ifade eden Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, normal doğum ve sezaryen sonrasında uygulanacak beslenme yaklaşımının farklılık gösterebildiğini belirtti.

Doğum şeklinin beslenme planlamasında belirleyici bir rol oynadığını söyleyen Uzm. Dyt. Mısra Aydın: "Normal doğumdan sonra, herhangi bir sağlık sorunu yoksa ve hekim aksini belirtmemişse dengeli beslenme planı doğumdan hemen sonra uygulanabilir. Ancak bu plan düşük kalorili bir zayıflama diyeti değil; annenin iyileşmesini destekleyen, süt üretimini koruyan bir düzen olmalıdır. Sezaryen doğumda ise cerrahi bir iyileşme süreci söz konusudur. Bu nedenle; yeterli protein, vitamin, mineral ve sıvı alımı yara iyileşmesini doğrudan destekleyebilir. Aşırı kalori kısıtlaması bu iyileşmeyi olumsuz etkileyebileceğinden ilk haftalarda kilo vermekten çok sağlıklı toparlanmaya odaklanılmalıdır" diye konuştu.

ŞOK DİYETLER ANNE SÜTÜNÜ VE SAĞLIĞI OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR

Emzirme döneminde annenin enerji ihtiyacının arttığını belirten Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, bilinçsiz uygulanan düşük kalorili diyetlerin hem annenin hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Emzirme döneminde annelerin enerji ihtiyacının arttığını ve süt üretimi için günlük ortalama 400-500 kilo-kalori ek enerji harcandığını belirten Uzm. Dyt. Mısra Aydın, bilinçsiz yapılan şok diyetlerin oluşturabileceği sorunlara açıklık getirdi. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, annelerin öğün atlamamasının, yeterli sıvı tüketmesinin ve her besin grubundan dengeli beslenmesinin hem kendi sağlıkları hem de bebeklerinin gelişimi için önemli olduğunu söyledi.

Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Annelerin hekim kontrolü sonrasında, genel sağlık durumları uygunsa ve özellikle emzirme düzeni oturduysa 3'üncü veya 4'üncü ayda bir diyetisyen eşliğinde kişiye özel beslenme programına başlayabilirler. Sağlıklı kilo kaybı haftada ortalama 500 gram ile 1 kilogram arasında olmalıdır. Daha hızlı kilo vermeye çalışmak kas kaybına, yorgunluğa, besin ögesi eksikliklerine ve en önemlisi süt miktarında azalmaya neden olabilir" diye konuştu.

DOĞUM SONRASI KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYIN

Sosyal medyada doğum sonrası kısa sürede eski formuna kavuşan annelerin paylaşımlarının yanıltıcı olabileceğini belirten Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, her annenin iyileşme sürecinin farklı olduğunu söyledi.

Sosyal medyada oluşturulan ‘doğum sonrası eski haline dönen anneler' illüzyonuna da dikkat çeken Uzm. Dyt. Mısra Aydın, anneleri bu illüzyona kapılmamaları için uyarak, sözlerini şöyle tamamladı: "Her gebelik ve doğum süreci eşsizdir. Bir annenin toparlanma hızı; gebelik öncesi kilosundan uyku düzenine, doğum şeklinden hormonal değişikliklere kadar onlarca faktörden etkilenir. Başkalarıyla kıyaslama yapmak yerine, hekim onayıyla hafif tempolu yürüyüşler ve pelvik taban egzersizlerine başlamak; kendi bedeninizin ihtiyaçlarına kulak vermek en doğru yaklaşımdır."

Kaynak: İHA