Hiç dikkat ettiniz mi bilmem, biz fark etmeden bizi sırtında taşıyan öyle çok ezberimiz var ki bu yaşamda. Köhneleşmiş olanlarına kızmakla birlikte iyi olanlarından ayrıldığımız vakit uçsuz bucaksız savruluşlara yol almamız pek mümkün. Her ne kadar “kendi kafamıza göre özgür yaşama” cümlesi kulağa hoş gelen sihirli sözcüklere sahip olsa da, size onun gerçek dost olmadığını söyleyebilirim. Kaldı ki bize yön veren, sıkıştığımızda başvurduğumuz atadan kalma ezberlerden hangileri olursa olsun, oyunu doğru oynama anlamında bizimle kalmayı sürdürürler. Futbola bakalım örneğin. Başarının olmazsa olmazları ruh, istek, bilgi, çalışma, inanç, disiplin ve elbet mücadele. Bu bağlamda her birinin önemi ayrı olsa bile bir araya geldiklerinde varılan sonucun hepsinden daha önemli olduğunu biliyoruz. Malumunuz topun oyun alanını sınırlayan çizgileri terk etmesi neticesi olacaklar önceden belli. Adları taç, korner ve aut olarak konmuş bu üçlünün her birinde oyuna yeniden başlanırken yaşanacak olanlar kimilerine çok sıradan gelse bile aslında tek bir hedef içerdiklerini söylemekte hiç mahzur yok. Bu hedef, gole ulaşacak yolu bir şekilde açmak. Çağdaş futbol bu üçlüye ilaveten bir takım lehine verilmiş direk ve endirekt vuruşun netice üzerindeki önemli katkısını peşinen kabul ediyor ve buraya dek saydıklarımın hepsine birden “duran toplar” adını vererek onları oyunun kritik anları olarak kayıt altına alıyor. Biliyorum şimdi bana “taç atışının neresi kritik kardeşim” diyeceksiniz. Olmaz mı efendim. Ayakla oynanan bir oyunda, oyuncunun topu iki eli ile başının üzerinden sahaya yolladığı taç denilen atıştan ofsayt olmaması gibi hücuma yönelik büyük avantaj var, bu bir. Günümüzde rakip ceza alanı yakınındaki taç atışlarının kullanım şeklini taktiğin parçası yaparak yeni bir çığır açan taç antrenörlerinin katkılarıyla bu duran top ciddi derecede etkili gol pozisyonu yaratıyor, bu da iki. Bakınız oyun içinde seyircinin önemsemediği bir taç atışı, bize hayatta karşılaştığımız en basit şeyin dahi bir anlamı olduğunu, kişinin bu anda alacağı pozisyonla yaşamına katkı sağlayacağı yönünde nasıl da doğru mesajlar vermekte. Ya maç boyu koştur koştur elde edilemeyen bir neticenin, herhangi bir kornerden kolayca elde edilebilmesine ne demeli. Sahanın bittiği yerin tam köşesinden kaleye yönelik kullanılacak bu duran topta yapılacak ortaya kafa yahut ayakla yapılacak dokunuşla gole ulaşılma ihtimali olduğu gibi, Allah vergisi yetenek sayesinde topu doğrudan rakibin ağlarına gönderebilecek bizden Altaylı Büyük Mustafa(Denizli ) dünyadan ise Michel Platini gibi efsanelerin teknik vuruşlarıyla ikinci dokunuşa gerek kalmadan da gol olabiliyor.

36 GOL BULMUŞ

Daha önce de yazmıştım ama yeri gelmişken yineleyeyim. Arsenal takımı son bir buçuk yılda attığı diğer goller bir yana, sadece duran toplarda uyguladığı taktiklerden tam 36 gol bulmuş. Bu sayı bizim bazı takımlarımızın bir sezonda attıkları golden fazla ve işlek zekanın sergilenmesine önemli bir örnek. “Hocam hadi bunları anladık ama autta diğer kaleye neredeyse 100 metre var, buradan nasıl netice üretildiğini anlamadık” diyenleriniz olabilir. Anlatayım. Autta kaleci ceza alanının her iki yanına birer oyuncuyu dikip pas verecekmiş gibi bir durum oluşturuyor. Bu durumda onların tam karşısında bekleyen iki rakip oyuncu ve bu ikilinin arkasında hücum presi için solda ortada ve sağda yerleşik bekleyen diğer üç orta saha oyuncusu bulunuyor. Başka deyişle 11 kişilik rakipten beşi autun kullanılacağı ceza sahası civarında neredeyse sipere yatmış durumda. Ya bu sırada vuruşu kullanacak takımın diğer oyuncuları neredeler? Onlardan ikisi orta sahaya yakın taç çizgilerine yakın durarak oyun alanını genişletmekte. Böylece takım arkadaşlarının markajsız kaldığı alanların açılmasını sağlamaktalar çünkü rakibin presi destekleyecek üçlüsü yanlara açılanları kontrol için birbirlerinden uzaklaştığı vakit kalecinin doğrudan orta sahaya hızla göndereceği top, takım arkadaşlarının sayıca üstün olduğu pozisyonu doğurmakta. Biraz teknikolması sizi sıkmış olabilir ama kolay değildir rakibi yenmek için plan yapmak.

AYAK OYUNLARI

Yaşamınıza çökmüş ayak oyunlarında böyle ince işler yok mu? Bir bakıyorsunuz ki ruhunuz duymadan silinivermiş hayatınız ve oyuncak oluvermişsiniz başkalarının elinde. Altı üstü bir aut için bu kadar düşünen kafa yapısının bulunduğu bir dünyada, kim bilir kimler size gol atmak için plan peşinde. Kaldı ki daha direk ve endirekt vuruşlardaki cinliklere ve sahte koşulara değinmedim. Kalkıp bir de onları anlatmaya kalksam sabah sabah bu yazıyı nereden okudum diyerek bin pişman olursunuz. Hem bu işin çözümünün gökten zembille inmesini beklemeye hacet yok. Önce biraz okuyup bilinçlenecek, benzer pozisyonlarda kim ne yapmış, sahada nerede durmuş, bunları araştırıp gol yememeyi öğreneceksiniz. Bilirsiniz, ha deyince kolay değildir yenilen golü çıkarmak. Epeydir tanığı olduğumuz üzere çok zaman almaktadır çünkü bu. Yine de enseyi fazla karartmadan “futbolda her şey var” diyerek bitirelim ama yazının bir yerini iyi anlamak gerektiğini düşünüyorum efendim. O da bu devirde, maç boyudili dışarıda deli danalar gibi şuursuzca oraya buraya koşanlara karşı özenle üretilmiş bir gerçeğin varlığını. Hangisi mi? Duran bir topta, iyi analiz edilmiş zaaflarınıza karşı yapılan özel çalışma neticesinde atılacak tek golün üzerine yatıp maç kazanılacağı gerçeği, başka ne olacak. Benden söylemesi.