Okulların açılmasıyla birlikte birçok veliden çocukları ile ilgili yaşadığı sorunlara dair sorular alıyorum. Ergenlik dönemine sahip ailelerden gelen sorulara yanıt olması amacıyla yazımda ergenlik dönemini kısaca anlatmaya çalışacağım. Bir ergen bio-psiko-sosyal bir olgunluğa ulaştığında bedeninde ortaya çıkan değişimin ve bu değişimin yarattığı gereksinimin farkındadır. Ergenlik döneminde bulunan bir gencin karşı cinse olan ilgisi artar. Ergen, hala ihtiyaçlarında bağımlı olmasına rağmen ailesine olan bu muhtaçlık durumu kendi içinde isyan etmesine neden olur. Bu durum ergenlerde değişik duygusal tepkilere neden olur. Kimi ergen ailesi ile sık sık çatışır kimi bu durumun sorumluluğunu alarak kendisine bir iş bulur. Ergen bu döneminde sahip olduğu veya olabileceği yetenek ve imkanların farkındadır. Boş zamanlarını yeteneklerini geliştirmek için kullanmak ister. Bazı ergenler sahip oldukları yeteneğin ne olduğunun farkında bile değildir. Artık birçok konuda tek başına sorumluluk alabilen ve bir çok işi ailesine yaptırırken artık tek başına yapabilecek güçte olduğunun farkında olan ergen, kendini kendi yaşıtları ile rekabet içinde hisseder. Kısacası bir ergene maymun iştahlı diyebiliriz. Bir ergen bir müziğe ilgisi olduğunu düşünerek müziğe yönelip kısa bir süre sonra müziği bırakıp spora yönelebilir. 

GELİŞMEMİŞ İÇGÖRÜ

Ergenler kendini toplumun bir parçası olarak görse de toplumsallaşmanın gerektirdiği birtakım gereksinimlerin hepsini karşılamakta zorlanabilir. Çünkü gerek sosyal gerek ahlaki olarak kurallara neden uyması gerektiğine dair içgörü henüz gelişmemiştir. Duygusal olarak bir çocuğa göre olgun olsa da içsel çatışmaları yoğun olarak yaşayan ergenler, kendine dair benlik algısı; güvensiz kaygılı, beceriksiz, yetersiz olabilir. Tüm bunlara rağmen henüz benliğini oturtamamış tüm ergenler kendisinin anlaşılmasını ve yaptığı onca hataya rağmen kabul görülme ihtiyacı içindedir. Bu yüzden ergenler, kendisine yönelik yapılan eleştirilere alınganlık gösterebilir, aşırı duygusal tepkiler verebilirler. Gelecek kaygısı yaşayan ergenler, geleceklerin ile ilgili yeterince kaygıya sahip olsalar da geleceklerini inşa etmede olması gerektiği gibi istikrarlı ve sabırlı davranamayabilirler. Yukarda da özetlediğim gibi her yaşın kendine yönelik duygusal tepkileri ve davranış örüntüleri vardır. Yeni koşullara uyum sağlamaya çalışan ergenler, hem kendi içlerinde hem de çevrelerine karşı güven duymakta zorluk yaşayabilirler. Bu yüzden, aile içi iletişimde anne ve babaların demokratik bir tutum sergileyip çocuğa kendini kabul gören, birey olarak onaylanan bir tutum sergilemeleri önemlidir. Burada şunu unutmamak gerekir ki ergenlerin en önemli ihtiyacı yetişkinliğe giriş yapan bir birey olarak kendilerini kabul ettirme ihtiyacıdır ki ilk kabul ergenin en yakın iletişimde olduğu bireyler olan ebeveynlerinde başlar.