Adaleti, adil olmayı temsil eder. Cesaret, bilgi, görgü, nezaket, hoş görü, empati, sevgi, saygı ister. Bekler, dememeyim. Beklemeye gerek yok, gelmez çünkü. Hakemliğin fıtratında bu var, mukadderat diyelim. Hem de murattır, hakemlik. İyi niyetli, art niyetli olmayan, peşin hükümlü olmayan, futbolu da kuralı da bilenler karşınıza çıkınca, daha rahat maç yönetiyor insan evladı. Herkesin bal şeker, harika, fevkalade, çok iyi olması beklenemez, olamaz da. Hakemler de hakem olmayanlar da. Ortak bir müşterek de buluşmak gerek. O kadar çok paralar dönse de hedefler çok büyük olsa da. Gözümüzde çok büyüten bizleriz. Spor, futbol dediğin alt tarafı bir oyun. Kurallara göre oynanır, kuralına göre de oynanmalıdır. Herkes en az bir kere olsun, hakem olarak maça çıkmalıdır. Hayatı öğretir, yaşamın aynısı sahadadır. Farklı ailelerden gelmiş insanların, fiziki temaslı bir şekilde ve dilleri vardır, konuşurlar. İdare etmek kolaydır, maç yönetmek zordur. Hırs ile kaplanmış aşırı ihtiras, egolar tavan, kendini beğenmişlik zirve, kendini vazgeçilmez sanma. Sorsan, 'Özgüven' der, çıkar. Oysa alakası yoktur. Yıllardır bu sütunlardan adeta yalvarıyorum, hakem olun, hakemliğe başlayın diye. Ters tepiyor. Klasik mazeret, 'Anama küfrederlerse dayanamam, bu yüzden hakem olmak asla istemem' derler. Kurtulduklarını zanneder, kaçamazlar. Ya senin ettiklerine ne demeli. Yaşattığını yaşamaktan mı korkarsın ki. Yaşa gitsin boş ver. Dünyayı beş kez dolanmıştır herhalde o kötü kelimelerin, aşağılama gayretlerin. Peki, 'Nalıncı keseri gibi' hep kendine yonttuğun kararlara ne diye sinirleniyorsun. Hep sen mi kazanacaksın, sana yapılan mı faul, senin gibilere edilen mi küfür. Hepimizin, herkesin bir annesi var. Annesiz doğan var mı ki. Seni de bir ana doğurmadı mı ? Küfür nedeniyle başlayama ama gel maça küfret. Yok ya. Bir başlasan küfür de biter. İlk ol, etme kimse de sana etmez. Bedelini ödemek kurtulursun. Hoş etseler ne olur, bir şey değişiyor mu. Sinirlendiğiyle kalıyor insan tın tın yani. Bunun için tansiyonu daha bu yaştan, bu yüzden zıplatmaya gerek var mı ? Etme, etmezler merak etme, etseler de fark etmez. Duymazsın inan, gel yeter ki. Ne olursa ol gel, hakemlik herkesi yola getirir. Öyle de bir tılsımı var. At murattır derler, hakemlik de murattır. Pusulan adalet ise, tam da murattır.

TORUN CAN, OKUSUN HAKEM OLSUN

Bir yerde işe mi başlanacak, referans, iyi hal kâğıdı gibi. Hakemlik lisansı istenmeli. Başla da sonra yapmazsan yapma. Yaparsın, bırakamazsın aslında. Açık ve net. Çevren genişler, iş bitirici, işini gördürdüğün çevreden bahsetmiyorum. Dostun, arkadaşın artar. Çokluk değil, sayı değil. Her meslekten, her yaştan. Fena mı olur, bir düşünün. Sahada bırakıp kaçmıyorsan, yaşamda da bırakmazsın dostunu. Çok yer görürsün. Şimdi gitmek isteyip de bir daha gidemeyeceğim köy, kasaba, ilçe, kent, büyükşehir. Ne varsa, her nerde yaşanıyor ve de yaşatılıyorsa. Ekmeğini yiyip suyunu içmek, uyumak, sokaklarında, caddelerinde dolaşmak, bir gece kalmak. Size hangi meslek verebilir, bu imkânı. Her hafta, her hafta içi. Mesleğinizle birlikte kapı kapı gezer, adalet de dağıtırsınız. Var mı böyle iş alanı. TFF 20 yıl futbol hakemliği yaptım. TVF'de de TBF'de de ama oralarda fazla gezemedim, olduğum yerde kaldım. Sadece turistik seyahat gelmesin aklınıza, erken rezervasyon sağlar. Vatani görevim için yedek subay kurası çektim, daha doğrusu kendim gönüllü oldum. Hayatımın en güzel 14 ayı ikinci memleketim Diyarbakır'da geçti. Evet öyle. İçimden geldiği gibi yazıyorum. Hakemlik sayesinde tanıdım, iyi ki tanımışım. Onlarca insan evladından biridir, Akif Gözmen öğretmenim, hocam. Diyarbakır'da kalamadım, ama Akif öğretmenim İzmir'e yerleşti. 28 yıl olmuş maşallah, birbirimize yan gözle bile bakmadık. Adamdır, insan evladıdır, dürüsttür, merttir. Cennetlik adamdır, 'Üç kızı var'. İrem, Azra ile Aydan, üçünü de okuttu, okudular. İş güç sahibi oldular. Betül ablam, dominant olmak yerine hayatı paylaşan olunca. Bir de torunları var, ilk ve tek göz ağrısı, Can Elmas. Adı gibi, bahtı açık olsun. Aydan Gözmen Elmas ile eniştemiz Safter Elmas öğretim üyesi, onlar da eğitmen, öğretmen. Nerden nereye, hakemlik sayesinde. Yolumuz başka türlü kesişmezdi, yoksa. Kim bilir, Allah bilir. Hakemlik sadece 'Sar geriye, oynat, bak bak ne oluyor' demek değildir ki. Yaşamak, yaşatmak gerek. Hakemlik, sanattır, spordur, yaşamın ta kendisidir. Tersi de doğrudur. Maç son düdükle biter ama insanlık, dostluk ise. Hayat sahasından çıkana dek sürer. Selam olsun hakemlik sayesinde tanımaktan onur duyduğum, tüm dostlarıma ve de yeni hakem olmak isteyenlere...