Yerel seçimleri atlatalı bir yılı aşkın süre oldu. Şehrimiz İzmir'de yerel yöneticilerimiz büyük ölçüde değişti. 30 ilçede belediye başkanlığı görevini bir dönem daha sürdüren Aliağa (MHP), Menemen (AK Parti), Selçuk (CHP), Karaburun (CHP), Dikili (CHP) ve Seferihisar (CHP) belediye başkanının dışındaki 24 ilçede yeni başkanlar göreve geldi.

İlk kez belediye başkanlığı görevi yürüten 24 ilçede birçok belediye başkanının genç ve CHP parti örgütünün en alt seviyesinden gelen isimler olması CHP kamuoyunda olumlu tepkiler aldı. 

Yapılan anketler ve kamuoyu araştırmalarında uzun yıllardır belediye başkanlığı yapan yüzü eskimiş siyasetçilere olan mesafenin arttığı gözlemleniyor, vatandaş bu alanda yeni ve genç isimleri destekleyeceğini beyan ediyordu. 35-36 yaşında belediye başkanı fikri, uzun yıllardır yerel siyasette görmeye alışkın olduğumuz bir durum değildi. İyi de oldu.

Başkanların ilk 12 ayı geride kaldığında adetten olduğu üzere her biri bir yıllık icraatlarını anlattı, projelerini basınla, kamuoyuyla paylaştı. Çok da dişe dokunur bir şey olmadığını benim özellikle belirtmeme gerek yok sanıyorum. İzmir'de yaşayanların ilçe belediye başkanlarından memnuniyet düzeylerini siyasi partiler düzenli olarak saha araştırmaları ile ölçümlüyor zaten. Ortaya çıkan sonuçların İzmir açısından hoş olmadığını tahmin etmek çok zor değil.

İlçe belediyelerinin meclis toplantılarını takip etmek daha da kolaylaştı artık biliyorsunuz. Birçok belediye meclisi canlı yayınla oturumlarını paylaşıyor. Bunları anı anına takip edemeseniz de yerel basında meclis oturumlarına dair gelişmeleri, kavgaları, tartışmaları, icraatları ve ilçe gündemini az buçuk anlayabiliyorsunuz.

4,5 milyon nüfusu geçen, Türkiye'nin en büyük üçüncü şehrinin ilçe belediye meclislerindeki konuları, tartışmaları şöyle bir göz gezdirerek okuduğunuzda, takip ettiğinizde devasa bütçelere sahip belediyelerin ne denli hizmet üretemez boyuta ulaştığına tanık oluyorsunuz, üzülüyorsunuz.

ÇÖPÜ BİLE ZORLA TOPLUYORLAR

Karşıyaka'da çöp toplama krizinin ardından bu krizi doğuran sebebin ilçedeki tek otomatik çöp toplama kamyonunun arıza yapması olduğunu öğreniyorsunuz. Bilenler bilir bir ara kapımın önünde her Allah'ın günü karşılaştığım çöp yığınları nedeniyle Karşıyaka Belediyesi Whatsapp iletişim hattı en yakın arkadaşım olmuştu.

2025 yılının neredeyse her günü çöp yığınlarıyla güne merhaba dediğim evimin önündeki çöpleri toplatabilmek için verdiğim mücadele Güneydoğu'da kırsal bir mezraya su getirebilme mücadelesinden daha çetindi. Koskoca mahallede azaltılan çöp kapasitesinin artırılması için yaptığım başvurulara 'Elimizde çöp konteyneri yok' yanıtını alınca daha da üzülmüştüm.

Konak Belediyesi'nin son meclis toplantısında da benzer sorunlar konuşuluyordu. İlçede belediye uhdesinde 2 çöp kamyonunun olduğu, çeşitli bağışlarla çöp kamyonu filosunun artırılması yönünde çalışmalar yapıldığı anlatıldı. Üzerine Folkart'tan belediyeye bağışlanan çöp kamyonunun kabulü oylandı. 

Birçoğu çöp toplama hizmetini kamyonu ve ekipmanıyla taşerona havale eden yerel yönetimler gelinen noktada bu firmaların ödemelerini yapamadığı anda sokaklar çöpe boğuluyor.

Milyarlarca liralık belediye bütçelerinin büyük bölümü borçlar, maaş ödemeleri ve diğer giderlere harcanınca vatandaş kapısından çöp alacak kamyon, çöpü atacak konteyner bulunamaz hale geliyor. 2025 Türkiye'sinde konuştuğumuz, anlattığımız konunun basitliğine bakar mısınız?

Komşu Manisa'ya, Balıkesir'e, Aydın'a, Muğla'ya bakıyorum bu tarz gündemler yok gibi. İzmirliler çöpü toplayabilen belediyeye hasret. Bir sonraki yerel seçimlerde İzmir adaylarına karar verirken lütfen bu şehre 'garanti' gözüyle bakmayın...