Son yıllarda boşanma davalarının artışıyla ilgili makalelere hiç denk geldiniz mi? Genellikle bu yazılarda avukatlara başvuran tarafların hangi sebeple dava açtığı, evliliğin bitirilme nedeninin ne olduğu anlatılır. En çok görülen boşanma nedeni ‘şiddetli geçimsizlik’. Evliliğe ilk darbeyi vuran etki de ‘ekonomik sıkıntılar’ olarak görülüyor. Bu yazıda bu davalara psikolojik bir perspektiften bakmamız gerektiğini düşündüm. 
İlişkilerin sosyal medya sayesinde sıklıkla göz önünde bulunduğu, kıyaslamaların zirveye ulaştığı bir çağdayız. Hal böyle olunca birlikteliğinizde yapılmaması gerekenlerle yapılması gereken hareketler arasındaki farktan kaçamadığımız bir ilişki dünyasına giriş yapmış bulunuyoruz. Üst nesillerimizin ideal bir kadını ve erkeği nasıl tanımladığına bakın, hatırlayın. Evine, çocuklarına bakan, gizli yükü kaldırabilen ve çekip çevirme gücü olan kadınlar harika. İçkisi, kumarı olmayan ve evinden uzaklaşmayan erkekler de bu işi kıvırabilir. Buradaki en önemli fark bir kadın için yapılması gereken davranışların ön plana çıkarılması iken bir erkek için yapılmaması gerekenlerin ön plana alınıyor olması. İlişkilerde nesillerimiz boyunca bizlere aktarılan ve böyle bir çağda bizi en çok vuran noktalardan birinin bu olduğunu düşünüyorum. Sağlıklı bir yapıyı devam ettirebilmek için yapılmaması gereken her noktaya dikkat ediyor olabilirsiniz ancak bulunduğunuz ilişki günümüz doğası gereği kendinizi ilerletmeden durabileceğiniz bir platform değil. 
Yanımızdaki kişilerin açık bir iletişimde olması ve sizin de duygusal olarak alma ve verme dengenizin olması bütün bu değişimi başlatabilir. İlişkinizdeki ana problem ne olabilir? Eşiniz sizden ne talep ediyor olabilir? Siz ondan ne talep ediyorsunuz? Bu talepleri duymaya ve iletmeye açık mısınız? Yapılması gerekenlerin hali hazırda olduğu ve sevginin ön planda olduğu bir ilişkide yapabileceğiniz ama iletişim eksikliğinden dolayı yapmadığınız neler olabilir? Eğer bu çağın kurbanları ilişkide olan bizler olacaksak ve hayat bizi çoktan o noktaya getirdiyse hangi yapılması gereken sorumlulukları alabileceğimize ve hangilerini alamayacağımıza bakıyor olmamız gerekir. Duygularınız bu sorumluluktan bağımsız olarak ele alınabilen yapılar değil. Duygusal yaşanan karmaşalar ve git-gel hali bu süreçte sıklıkla görülebilen sıkıntılar. Tam bu noktada biraz durup, sakinleşip bu sorumlulukları değerlendirmek daha iyi sonuçlar verebilir. Önemli olan daha bilinçli bir şekilde elinizi hangi yapılması gereken davranışın altına koyduğunuz(yada koyacağınız) ve onu nasıl kaldırmaya karar verdiğiniz. Ancak kişisel olarak böyle bir konuda kaldıysanız ve öteye geçecek gücü kendinizde bulamıyorsanız bu illa ki kendinizi zorlamanız gerektiği anlamına da gelmez, gelmemeli. Kendinizi daha iyi tanımak adına adımlar atabilirsiniz. Bazen iki insanın iletişim kurmasının dünyanın en zor şeyi olduğunu düşünüyorum. Bütün o kalıplar, duvarlar, gizlenmelerin ardından birbirini görmeye çalışan iki kişi. Bu tarz durumlarda kendinizi anlamak adına ya da iletişimi değerlendirmek adına bir terapi odasına uğrayabilir, konulara bir tık uzaktan belki de en içinden görebilirsiniz..
Bu haftalık bu kadar diyelim. Herkese iyi hafta sonları olsun, başka konularda görüşmek üzere!