Eskiden İzmir denince fuar gelirdi akla.
Fuar denince İzmir.
9 Eylül’de açılırdı kapılar, dünyanın dört bir yanından insanlar gelirdi.
Kültürpark ışıl ışıl...
Sümerbank defileleri, lunapark çığlıkları, pamuk şeker sırası…
Sahneye Zeki Müren çıkardı, halk konserine Sezen.
Tüm Türkiye İzmir’i izlerdi.
Çünkü İzmir vitrindi. Türkiye’nin vitrini.
Tarımda öndeydi bu şehir. Sanayide istikrarlıydı.
Tire’den süt, Bayındır’dan çiçek, Ödemiş’ten patates, Menemen’den domates...
Kemeraltı’ndan alınan gömlek, Bornova’da dikilirdi.
Balık sabah İnciraltı’nda denizden çıkar, öğlen Güzelyalı’da sofraya inerdi.
Ege’nin incisi dediler, o incinin kabuğunu kırmasına asla izin vermediler.
Ama o eski haliyle de bırakmadılar.
Türkiye gelişiyor, dünya değişiyordu.
İzmir mi?
3-5 yerel patronun, birkaç vizyonsuz siyasetçinin eline kaldı. Ne yatırım yaptılar. Ne de yapılmasına izin verdiler.
Tutturdular bir “Biz bize yeteriz” masalı atıp tuttular.
Peki yetebildik mi?
Yatırım olmayınca, Sermaye gelmeyince çağı yakalayabildik mi?
Sanayi yatırımlarını zaten kaçırdık.
Tarımı mı?
Nerede üzüm, incir, zeytin?
Marketten aldığımız soğan bile ithal.
Turizmde Çeşme sözde dünya markası
Sorarım size koca İzmir’deki 5 yıldızlı otel sayısı Antalya’nın Muğla’nın değil sadece Kemer’in kaçta kaçı?
Ha abi de fuarımız var.
Hayallerimizde yaşattığımız, hep özlemle andığımız şu İzmirlilerin bile yerini navigasyonla bulduğu fuar.
Hey gidi günler hey…
Gençlerimiz yetişsin, iyi eğitim alsın diye üniversiteler açtık. Buca’da Bornova’da okuyan çocuklarımız kariyerlerini İstanbul’da yapar oldu. Geri döndüler mi?
Evet. Hepsi emekli olduktan sonra?
İzmir İstanbul’un çoktan emekli kasabası oldu
Allah için müteahhitlerimiz iyi çalıştı.
Sanayi, turizm tarım olmayınca gözümüzü ranta diktik. İzmir’i Selçuk’tan Aliağa’ya kadar büyüttük. Kordona, Karşıyaka’ya, Bayraklı’ya dev binalar diktik.
Peki beton bizi kurtardı mı?
Bak körfezimiz kokuyor. Balıklar ölüyor.
Sokaklarımız çer çöp içinde. Sular bugün akar mı akmaz mı? Allah bilir
Kabul edelim arkadaş. Biz bu işi beceremedik.
İzmir; üreten değil, tüketen şehir oldu.
Ha! Birileri yine atıp tutacak.
Yaşam tarzı filan diye.
Ama at terli. Artık yemez.
Farkında değil misiniz?
İzmir çoktan küstü.
Kendine, geçmişine, geleceğine.
Ama hâlâ umut var.
Çünkü hâlâ toprak burada, güneş burada, insan burada.
Yeter ki İzmir yeniden hatırlasın…